Bursa Tekstil İşçileri Bülteni
Tekstil sektöründe bir daralma yaşandığı söyleniyor. Ama bunun yükü doğrudan işçilere kesiliyor. Sürekli hale gelen işten çıkarmalar, dönem dönem dayatılan ücretsiz izinler ve artan iş yükü, zaten zor olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor.
Bugün birçok iş yerinde iki ya da üç işçinin yapması gereken iş, tek bir işçiye yaptırılıyor. Üretim aynı şekilde devam ediyor. Ama daha az işçiyle, daha fazla yükle. Bu durum iş kazalarının da artmasına neden oluyor. Ama daha çarpıcı olan şu: İş kazaları artık sıradanlaştırılıyor. Parmağını kaybeden bir işçiye “Artık usta oldun” denilmesi, gelinen noktayı açıkça gösteriyor.
İş bulmak zorlaşıyor. Birçok işçi, daha ağır koşullara rağmen ses çıkaramıyor. Çünkü herkesin aklında aynı soru var: “Ya işsiz kalırsam?” Bu korku, dayatılan koşulları kabullenmeye zorluyor. “Şükredin” söylemi ise bu düzenin bir parçası haline gelmiş durumda.
Bültenimize konuşan işçilerin ortak duygusu net: Memnuniyet değil, çaresizlik ve baskı. “Tekstilde çalışıp memnun olan var mı?” sorusu, verilen cevapların özeti gibi.
Bu tabloyu somutlayan örnekler ise Bursa’nın birçok fabrikasında karşımıza çıkıyor. Harput Tekstil’de işçiler uzun çalışma saatleri ve zorunlu fazla mesailerle karşı karşıya bırakılıyor. Polyteks ve Korteks’te yetkili sendika Teksif ile patronlar arasında yürütülen sözleşme sürecinde belirsizlik sürerken, masaya yüzde 20 zam teklifi getirildi. İşçiler sözleşmenin imzalanmasını ve kayıplarının karşılanmasını bekliyor.
Yeşim Tekstil’de uzun süredir işten çıkarmalar gündemde. İpekiş Fabrikasında ise mayıs ayında 170 işçinin işten çıkarılacağı açıklandı. Teksif'in yetkili olduğu fabrikalarda bu işten çıkarmaların temelinde, kıdemli ve görece daha yüksek ücret alan işçilerin yerine daha düşük maliyetli işçilerin alınması yatıyor. Teksif ise buna karşı mücadele örgütlemek bir yana, işten çıkarmaları kriz bahanesiyle meşrulaştırıyor.
Öte yandan Bursa’nın büyük tekstil fabrikalarından Aunde, Karesi ve Özdilek’te de tablo farklı değil. Düşük ücretler, yoğun iş yükü ve sendikal baskılar işçilerin temel sorunları olmaya devam ediyor.
Kriz bahanesiyle işçiler daha uzun saatler çalıştırılırken patronların kârında bir azalma olmuyor. Fatura her zamanki gibi işçiye kesiliyor.
Öte yandan 1 Mayıs’a yaklaşırken işçi hareketliliğinde de bir artış var. Farklı iş yerlerinde başlayan direnişler ve hak arayışları umut yaratıyor. Ancak sendikal baskılar ve işten atılma tehdidi bu umudu bastırmaya devam ediyor.
Bursa’da tekstil işçileri bu 1 Mayıs’a yalnızca bir gün olarak değil; yoksulluğa, güvencesizliğe ve baskıya karşı bir çıkış arayışıyla giriyor.
İpekiş İşçisi
Bursa
Türk tekstili 100 yıldan fazla geçmişi olan ama kendi markalarını çıkaramamış, kendini yenileyememiş, taklitle bugünlere gelmiş bir sektör ne yazık ki. 30-40 yıl önce pamuk ve yün üretimi yapan ipek üreten fabrikalar artık sadece polyester ve naylon üretiyor. Merinos, İpekiş, Sümerbank, Nazilli gibi dev devlet fabrikaları dünyada iz bırakan üretimler yapmayı becerememiştir.
Bu siyaset, fabrikaların yönetim, idare beceriksizliği vb. birçok mazereti olsa da Türkiye tekstil alanında dünyanın en iyisi olabilirdi. Bugün ise kozacılık, pamuk üretimi neredeyse sıfır noktasında, çobanlar yünleri ya yakıyor ya da 2-3 kuruşa yorgancıya veriyor.
Siyasi olarak dışa bağımlılık, sürekli artan giderler işveren için zor olduğu söylense de sürdürülebilir bir sistem ortaya konmak zorunda, maaliyet arttıkça üretim azalıyor. Türkiye ekonomisinin omurgası olan tekstil daha cesur adımlar atmak zorunda.
Bizim fabrikamızda 1 Mayıs’tan 22 gün sonra 170 işçi işten çıkarılacak. Yetkili sendika Teksif daha önce de olduğu gibi yine tepkisiz. İşçiyle karşı karşıya gelip konuşamayan sendika temsilcisi kaçıyor.
Mart ayında 15 saat mesai yapıldı. Ama mesai saatleri, ramazanda 3 cumartesi çalışılmadığı için bu saatlere kesildi.
Zam sözleşmesinde istenen zam alınamadığı gibi erzak kartına yine aynı para yattı, zam yapılmadı. 2 yıldır erzak fişleri 3 bin, o da yılda 3 kez.
Promosyon olarak bir ay boyunca hiçbir devamsızlık olmazsa (izinli-raporlu) bin TL erzak fişine yatıyor.
İşçi değil maaşlı köleleriz. Tüm hayatımızı, hastalığımızı, ölümümüzü, düğünümüzü işyerine göre ayarlıyoruz. İşten atılma korkusu yüzünden hastalanınca rapor alamıyor işçi ama işveren istediği zaman seni işten çıkarabileceğini biliyor.
(İşçi Sendika Servisi)