12 Mart Darbesinin üzerinden 55 yıl geçti.
Unutuldu mu?
Bilmiyorum ama sanırım unutuldu!..
Ancak ülkemizin tarihi açısından unutulmaması gereken bir darbedir 12 Mart Muhtırası.
Çünkü ülkenin demokrasi alanındaki gerilemesinin ve cunta kültürüne alıştırılmanın, orduda ulusalcı/Kemalist kesimin tasfiyesinin başlangıcıdır 12 Mart.
...
12 Mart Cuntası, anayasada demokrasi aleyhine çok büyük değişiklikler yapmıştır,
12 Eylül Anayasası'nın ve sonrasında gelen diktatöryal eğilimlerin ilk planlarının yapıldığı dönemdir 12 Mart.
Birkaç örnekle 1961 Anayasası'ndaki bulunan ve 12 Mart'ta tırpanlanan demokrasiye ait temel hakları aktarayım.
61 Anayasası'nda;
1- Kuvvetler ayrılığı prensibi getirildi.
2- Hukuk devleti ilkesi benimsendi.
3- Tarafsız Cumhurbaşkanı ilkesi getirildi.
4- Sosyal Devlet anlayışı benimsendi.
5- Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli ve nispi temsil sistemine göre yapılması benimsendi.
6- Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçildi.
7- Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verildi.
8- Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.
9- Anayasa mahkemesi kuruldu
10- DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kuruldu.
11- Birçok kuruma, anayasaya aykırılık davası açma hakkı verdi.
***
12 Mart 1971 yılında ordu bir darbe yaparak muhtıra verdi.
Sıkı yönetim ve cunta uygulamaları başlatıldı.
Nihat Erim Başbakanlığında yeni bir hükümet kuruldu.
Bu hükümet ilk iş olarak, 61 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamını ve toplumun yasal haklarını, devletin otoritesinin zayıfladığı iddiasıyla, önemli sınırlandırmalar getirdi.
Birkaç maddeyle aktarayım.
1- Yürütme güçlendirildi.
2- Bakanlar kuruluna KHK (Kanun Hükmünde Kararname) çıkarma yetkisi verildi.
3- Temel haklarda sınırlamalar getirildi.
4- Yargısal denetimde sınırlamalar getirildi.
5- Anayasa mahkemesine iptal davası açma hakkına sahip taraflarda sınırlamalar getirildi. (sadece Cumhurbaşkanı ve ana muhalefet parti ile sınırlandırıldı)
6- Anayasa mahkemesi Anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden denetleyebilmesi hükmü getirildi.
7- Danıştay’ın görev alanı kısıtlandı.
8- Devlet Güvenlik Mahkemeleri gibi özel mahkemeler kuruldu.
9- TRT ve üniversitelerin özerkliği azaltıldı.
Görüldüğü gibi, demokrasiden geri gidişin, diktatörlük alt yapısının temelleri 12 Mart'ta atıldı ve ardından 12 Eylül'de kurumsallaştırıldı.
Ne var ki; yürütme ağırlıklı diktatoryal modelleme, ondan sonraki hükümetlerin de oldukça hoşuna gitti olsa gerek ki, eski demokratik hakları geri almak için pek de gayret sarf edilmedi.
***
Evet giriş cümlesine döneyim, “Unutuldu mu" bilemem!..
Bildiğim şey ise; asla unutulmaması gerektiğidir.
Çünkü, demokratik daralmanın başlangıcıdır.