Genel

17 Ağustos'un batık şehri 27 yıldır ilk günkü gibi

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde sular altında kalan ve bugün deniz canlılarına yapay resif olan binalar ile eşyalar, dalgıçlar tarafından görüntülendi.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde sular altında kalan yapılar ve eşyalar, aradan geçen 27 yıla rağmen depremin izlerini taşımaya devam ediyor. Değirmendere açıklarındaki batık bölgeye dalış yapan ekipler, deniz canlılarının yaşam alanına dönüşen yapı kalıntılarını ve su altındaki eşyaları görüntüledi.

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi’nde Değirmendere Sahili’nde kıyıdaki otel, vapur iskelesi, çay bahçesi ve çok sayıda ev denize gömüldü. Depremin ardından oluşan batık bölge, bugün hem 17 Ağustos’un izlerini taşıyan önemli bir su altı alanı hem de deniz canlıları için yapay resif niteliğinde.

Değirmendere Sahili’nin yaklaşık 180 metre açığında bulunan ve 18 ila 55 metre derinliğe kadar uzanan bölgede, deprem sırasında kökünden sökülen çınar ağaçları, çay bahçesine ait şemsiyeler, sokak lambaları ve seyyar satıcı tezgahları bulunuyor.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı dalgıçlar ile Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) ekipleri, bölgede dalış gerçekleştirerek yıllardır su altında bulunan yapı kalıntılarını görüntüledi. Görüntülerde, deniz tabanındaki yıkımın izlerinin yanı sıra enkazların çevresinde oluşan su altı yaşamı da yer aldı.

“GERÇEK GÖRÜNTÜLER SU ALTINDA HÂLÂ DURUYOR”

DESSAT Başkanı, su altı arama kurtarma ve dalış eğitmeni Murat Kulakaç, 17 Ağustos 1999 depremi sırasında Deniz Kuvvetleri’nde 1. sınıf dalgıç astsubayı olarak görev yaptığını söyledi.

Deprem sonrasında bölgeye geldiklerini ve ağır bir tabloyla karşılaştıklarını belirten Kulakaç, görevleri kapsamında arama kurtarma çalışmalarını yürüttüklerini ifade etti.

2005 yılında bölgeye tayin olduğunu, aynı yıl emekli olduğunu anlatan Kulakaç, belediyenin talebi üzerine dalgıç yetiştirmeye başladığını söyledi.

Kulakaç, “Dışarıda hayat çok hızlı şekilde onarıldı ama gerçek görüntüler ilk günkü gibi su altında hâlâ tüm canlılığıyla duruyor” dedi.

“DOĞANIN GÜCÜNÜ GÖREBİLİYORSUNUZ”

Su altındaki görüntülerin depremin yıkıcı gücünü açık şekilde ortaya koyduğunu belirten Kulakaç, özellikle köklerinden sökülerek deniz tabanına sürüklenen dev çınar ağaçlarına dikkat çekti.

Kulakaç, “Depremin unuttuğumuz tüm gerçek görüntüleri suyun altında olduğu gibi duruyor. Eskiden insanların yaşam alanları artık su altı canlıları için bir yapay resif durumuna gelmiş” diye konuştu.

Bölgenin zaman içerisinde deniz canlılarının yaşam alanına dönüştüğünü ifade eden Kulakaç, su altındaki kalıntıların aynı zamanda geçmişte yaşanan felaketin unutulmaması açısından önemli olduğunu vurguladı.

DALGIÇLAR YENİ DEPREME KARŞI HAZIRLANIYOR

Kulakaç, Kocaeli’de arama kurtarma dalgıçlarının yetiştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirterek, belediye, AFAD ve diğer kamu kurumlarıyla birlikte olası afetlere karşı hazırlık yaptıklarını söyledi.

Hazırlıkların yalnızca eğitimlerle sınırlı kalmadığını belirten Kulakaç, düzenli tatbikatlarla ekiplerin olası bir afete müdahale kapasitesini geliştirdiğini ifade etti.

17 Ağustos depremi sonrasında bölgeye ulaştıklarında büyük bir kaos ve organizasyon eksikliğiyle karşılaştıklarını anlatan Kulakaç, denize çöken binalarda yaşamını yitiren vatandaşların enkazlardan çıkarılarak ailelerine teslim edildiğini söyledi.

“MUHTEMEL İSTANBUL DEPREMİNE KARŞI HAZIRLIKLI OLMALIYIZ”

Olası İstanbul depremine karşı da hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Kulakaç, özellikle sahil kesimlerindeki yapıların denize doğru çökmesi halinde dalgıç ekiplerine önemli görevler düşebileceğini belirtti.

Kulakaç, “Elbette temennimiz bir daha böyle acıların yaşanmaması ancak muhtemel bir İstanbul depremine karşı hazırlıklı olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Dalgıç ekiplerinin bu ihtimale karşı hazırlıklarını, tatbikatlarını ve önlem çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kulakaç, afet sonrasında enkazlarda oluşabilecek hava boşluklarında mahsur kalan kişilere ulaşabilmek için çalışmaların önem taşıdığını kaydetti.

SU ALTINDA 17 AĞUSTOS’UN SESSİZ TANIKLARI

Değirmendere’deki batık alan, yıllar içerisinde dalış turizminin de önemli noktalarından biri haline geldi. Yurtdışından gelen dalış tutkunlarının da bölgeyi ziyaret ettiğini belirten Kulakaç, özellikle depremi yaşayan kişilerin su altındaki görüntülerden derinden etkilendiğini söyledi.

Kulakaç, “Bu bölge depremi yaşayan insanları çok duygulandırıyor çünkü o gerçek görüntüleri gördüklerinde beyin tekrar ilk ana dönüyor. Su altında maskesinden gözyaşlarını gördüğümüz arkadaşlarımız da oluyor” dedi.

17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen su altında kalan yapı ve eşyalardaki izlerin ilk günkü gerçekliğiyle varlığını sürdürdüğünü belirten Kulakaç, Türkiye’nin deprem gerçeğini unutmaması gerektiğini söyledi.

Kulakaç, vatandaşlara afet eğitimlerini tamamlamaları ve olası depremlere karşı bireysel hazırlıklarını yapmaları çağrısında bulundu.