ANILARLA GEMLİK KÜLTÜRÜ

Geçen hafta Belediye başkanımız Şükrü Deviren ile Gemlik’te bir nostalji gezisi yaptık.

Yeniden anılar canlandı. Aslında 10 yıl kadar önce daha kısa bir kısmını anlatmıştım. Şimdi çeşitli konularıda ekleyerek yeniden Gemlik’i yazmak istedim.

Gemlik deyince, önce demografik ve etnik yapının incelenmesi ve bunun günlük yaşam kültürüne yansımasını anlamak gerektiği kanaatindeyim.

Bu yazımda içine çocukluk anılarımı da katarak, Gemlik demografisinden, toplumun yaşam biçiminden, özcesi kültüründen kesitler vermeye çalışacağım.

GÖÇLER VE DEMOGRAFİK YAPI

Gemlik yerleşik tarih açısından Bitinya, Bizans ve Osmanlı dönemi Rum yerleşimi olan bir ilçe iken, 1878 yılında ilk olarak Batum’dan Müslüman Gürcü göçü yaşanmış, ancak bu göçten gelenler kırsal alanlara ve dağ köylerine yerleşimi gerçekleştirdiği için, kültürel bir etki yaratmamıştır.

Bu göç sonrası 1912 Balkan Savaşı ile başlayıp, 1926’ya kadar süren göç ve mübadeleler, sürecinde Yunanistan’dan; Yanya, Preveze, Parga, Selanik, Kavala ve Girit göçmenleri ile Makedonya’dan Gilan ve Kosova göçmenleri Gemlik’e yerleşim sağlamıştır.

Gelen göçmen nüfus, geleneksel seküler Rum kültürünün egemen olduğu Gemlik’te kültür uyumu sağlamış, göçün yarattığı demografi kültürde herhangi bir değişim gerçekleşmemiştir.

Anadolu coğrafyasına göre, giyim-kuşam, aile yapısı, ticaret, günlük yaşamda meyhane ve meze kültürü açısından daha seküler bir yaşam kendini, göçlerden sonra da devam ettirebilmiştir.

Bu süre içerisinde Gemlik’e 1939 sürecinde Dersim bölgesinden Lolon Aşiret mensupları olmak üzere, üçüncü göç dalgası gerçekleşmiş.

Yine 1960’ların sonunda olan göçlerden biri de, Artvin bölgesinden. Ardından 1970’lerle birlikte, iş ve yaşam koşullarının zorlamasıyla, bir yanı Karadeniz bölgesinden, diğer yanı Doğu ve Güneydoğu bölgesinden gerçekleşen göçlerle birlikte, demografik yapıda değişimler gerçekleşti.

OLİVE KUŞAĞI VE ANILAR

“Coğrafya kaderindir” diye popüler bir deyim vardır.

Bu açıdan baktığımızda Gemlik, dünyada insan yaşamı için en elverişli coğrafya olan olive kuşağının içinde 1960'lara kadar doğayla baş başa yaşamış; zeytinyağı, balık, sabun, yosun, iyot ve rakı kokan şirin bir ilçe Gemlik.

Anılarla takviye etmek gerekirse, evet, Gemlik benim çocukluğumda da yağ kokardı.

Çünkü, bir taraftan Kafoğlu ve Alemdar sabun fabrikalarının pirinalarından, diğer taraftan şehir içindeki yağhanelerden ve denizde yıkanan çullardan yağ kokusu yayılırdı yakın mahallelere.

Yağhaneler zaten şehrin içindeydi.

Yeni mahalle ile Kayıkhane'nin birleştiği yerde Mehmet Turgut un, Atlas sinemasına giderken solda, Halil Ünal'ın babasının, Balıkpazarı hamamıınn aralığında Umur Çorum'un yağhanesi vardı ve hepsi taş baskıydı, henüz kontünü sistem yoktu.

Bir de böcekhaneler vardı, Balıkpazarı, Halitpaşa, Kayhan ve Orhaniye mahallelerinde. İpek böcekçiliği yapılırdı. Bu nedenle mahallelerde neredeyse her yerde dut ağacı fışkırıyordu.İpek böcekçiliği bitince, 70'lerin ikinci yarısı bir anda kayboldu gitti.

Geçen gün Belediye Başkanımız Şükrü Deviren’le gezerken, topçuların altında eski böcekhane türü bir bina gördün, ona gösterdim ve o yıllarını anlattım Gemlik’in.

EVLERİNİN ÖNÜ DENİZ

Denize gelince, Bugün Üniversiteden ( Eski Suniİpek fabrikasından) başlayıp, Manastır Gazinosu altına kadar gelen kordon yoktu.

Kordonun dökümüne Halitpaşa Mahallesinin Kayıkhane ayrımı olan, bir tarafı Kalafat’ların, diğer tarafı Köfteci İskender’in evinin aralık çıkışından 1973 yılında başlandı dökülmeye.

O kordon öncesinde evlerin önünde denize girerdik. Hatta ileri giderek anlatayım ekmek bıçağına çıta bağlayarak pisi balığı bile avlardık deniz kıyısında.

Danış Beyin, Rıza Çelenbi'nin, Afif Turangil'lerin, Bekçe'lerin evleri yalı gibiydi. Diğerleri de deniz kıyısı eviydi. Birçoğunun altında dalgakıran vardı.

Rıhtımda sadece, o da üç katlı bir tanecik apartman vardı 1968'de.

Burada yüzerdik dedim ya, kayıkhane de tek kayadan atlamadıysan, Gemlikli sayılmazdın. Bir de çakal Mustafa'nın küçük iskelesinden. Zaten büyükler atardı bu iskeleden, yüzme çabuk öğrenesin diye.

Diğer tarafta yani Gemlik’in girişindeki ikinci rıhtım da yoktu, Kafoğlu ve Alemdar sabun fabrikalarının küçük yağ ve kostik iskelelleri vardı, orada yüzerdi, şimdiki Dr Ziya Kaya ve Hisar mahallesinin çocukları.

Sonra kayalar döküldü, rıhtım yapıldı denizin kıyısına 1973 senesi.

O güzelim yalı gibi evler yerine gökyüzüne uzanan apartmanlar, sit alanı olarak ayrılabilecek tüm alanlar birbir yok edildi.

Unutmadan ilave edeyim, Gemlikliler de mahalle ya da sokak isimlerinin resmi adı ne olursa olsun, geleneksel adıyla kullanılır.

Örneğin Orhaniye mahallesinin ismi halk arasında yeni mahalledir.

Resmi ismi Yeni Mahalle olan yere ise, Cukurbahçe der Gemlikliler.

Cumhuriyet mahallesine ise, Manastır.

Belki kuşak değişirse, isimlerde değişir. Ama şu anda 50 üstü Gemlikliler eski isimleri kullanırlar.

BALIKÇILIK VE MÜZAYEDE

Balık için uzak denizlere gitmeye gerek yoktu, Halitpaşa mah. Mektep sokak yani bizim evin çıkış aralığı da voli yeriydi. Geceleyin manyat ağı ile balıkçılar orada kolon basardı.

Bilmeyenler için Manyetçilik; ortaboy teknelerle 50-80 metre uzunluğunda, 2-5 kulaç derinliğinde, üst kısmı mantar, alt kısmı kurşun yaka olan aği 50-100 metre uzakta denize salarak, iki uçtan halatlarla torba gelinceye kadar, insan kuvvetiyle çekilerek, torbada toplanan balıkları kasalara doldurma işlemdir. Halatın iki ucunda 2-4 kişi gereklidir çekme işlemi için.

Epey fazla motor vardı o tarihlerde. Hatırladıkların: Necati Erez, Erhan Reis, rahmetli fegafon Nurettinin babasi Nusret Canli, Mehmet Aydin, Sait Reis (Aydin), Veli Marmara, Semerci Hasan Reis, İlyas kaptan, Şeker dayi Nizam ve Yüksel, Fedainin Yüksel ve Armağan’ın kardeşi Erduş...

Bunlar her gece kolon basardı. İlkokul ve yeni mahalleden arkadaşlarımın büyük bölümü tayfa olarak balıkçılık yapardı.

Bizim evin çıkışı voli yeriydi. Hatta Necati Arda’nın evinden Daniş Beyin evine kadar her yer voli yeriydi.

16 ağustos 1979 senesinde,, kum motorunun çarpması sonucu bir deniz kazası ile Gemlikli 10 balıkçı hayatını kaybetmişti.

Bunlardan biri de cesedi bile bulunamayan çocukluk ve mahalle arkadaşım Ali Toplu’ydu.

Rahmetliyle birlikte biz de amatör balıkçılık yapardık. Manastır Eskşehirliler ve Sınırtaş sitesi önünde küçük ağ atıp, ağı kıyıdan çekip torba çıkınca, balığa tahmini kilo verip, bu sitelerde oturanlara satardık. Zaten sitede oturan 3-5 kişi birleşir götürü olarak balığı alır, kendi aralarında pay ederlerdi.

Rahmetli Ali’de işi öğrenmişti, balığı 8 paya bölerdi. Diyelim 4 kişiyiz; 2 pay motora, 2 pay ağa, kalan herkese 1 pay. Tabii o bir pay bile en az iki günlük harçlığı çıkarırdı.

70’li yıllarda büyük Gırgırlar girdi devreye, gemi gibi motorlar, kamarası, kaptan köşkü, buzhanesi olan motorlar.

Bunlar ağı peş motor yardımıyla dairesel atıyor ve caraskalla çekiyordu.

Küpeşteye torbayı getirdiğinde balığı boşaltıyor, balık kasalanıp, buzhaneye konuyordu.

Büyük Gırgırcılardan hatırladıklarım; İbrahim reis, oglu Ali Toplu, Yusuf Toplu, Mehmet Toplu, Hasan reis, Etciler’den Ali Dinç, büyük gırgırcılardı

Nedense, 2000’li yıllara geldiğimizde Gemlik’te hiç Gırgır kalmadı.Herkes sattı tekneleri.

Şu anda sadece Kapaklilar yapıyor Gırgırcılığı. Bildiklerim Turan reis, Yahya kaptan, Kapaklili Hasan reis var,

Lamba yakma, oltacılık ve tekir ağı balıkçılığı ise hala devam ediyor. Küçük bir tekir ağı arkadaşlar olarak bizim de vardı. Bazen kendimiz yemek için atardık.

Balık müzayedesi iskelenin yanında sabah 5-6 civarı gerçekleşirdi. O tarihlerde müzayede memuru rahmetli avukat Rıza Çakıcı'nın babası Mehmet amca idi. Bütün Bursa lokantaları buraya gelirdi.

KUMLA'YA MANASTIR'A MOTOR SEFERLERİ

Manastırda ev yoktu, sayfiye yeriydi orası. İlk olarak 1975 galiba, Eskişehirliler sitesi yapıldı. Manastırın Kumla yolu girişinde yarıya kadar yosun kaplamış bir zeytin havuzu -ki benim yaşımda olanların tümü girmiştir, tuzlu suyu vucuttan atabilmek için- ve yoldan aşağıya inerken ünlü Manastır Gazinosu karşılardı sizi.

Aklı başında temiz akşamcıların mekanı Manastır gazinosunu rahmetli Soner ve İlker Aygen'in babaları Rahmetli Necati Aygen çalıştırırdı.

Gemlik'ten Kumla ve Manastıra ağırlıkla münübüs değil motorlar kalkardı. Manastıra daha küçük tekneler, bir büyükleri Kumla'ya yolcu taşırdı.

Selçuk abilerin Kanarya vardı, sinemacı Necdetlerin Bulut ve Şipşakın motoru gitgel sefer yapardı.

Bir de kadınlar denizi vardı, O zamanki adıyla Taytütü denen yerin altında komşumuz Rıza Kaptan sefer yapardı. Sabah götürür, akşam getirirdi. Şimdiki taytüydü- o zamanki adıyla taytütü-ye taşırdı kadınları. Buraya kadınlar denizi denirdi. Erkekler giremezdi. Belediye başkanının aktardığına göre sanırım, şimdi de aynı yeri halk plajı yapmış. İyi de olmuş.

Bir de körfez turu atan motorlar vardı. Tabii bu işin markası ve şovmen özelliği ile İzzet Kaptan bir numaraydı. Manastırdan, Kumladan geçerken neredeyse balkonlarda oturan herkesi tanıdığı için, selam yollardı hoperlörle.Halkta sevgiyle el sallardı kendisine...

ORTA SINIFA YAZLIK EVLER

Yazlık yüzme yerleri Kumla'daydı. 70’li yıllarda Terme Selçukların ve İsmail Tatlısözlü' nün kampından yavaş yavaş sitelere dönüşüm başlamıştı. Önce Kadınlar denizinin az ilerisine Sınırtaş sitesi yapıldı. Ardından K. Kumla'da, Necati Çam'ın Beyaz Yalı, ibrahim Üre'nin Ayşem sitesi, Arzum sitesi, Yüksel kardeşler ve Sami ve Selahattin Çekiçel kardeşlerin Seç sitesi ile Karacaali'de Hasan kızıltan'ın Çamlık Sitesi, orta sınıfın yeni yazlık mekanları oldu.

Varlık durumu orta sınıfın üst kesimlerinin bu sitelerde daireleri vardı.

Ayrıca, Bursa, Eskişehir, Ankara’nın yazlık olarak tercih ettiği yer de Kumla sayılırdı.

AİLECE GİDİLEN BALIK RESTORANTLARI

Ailece ya da medeni akşamcılar için, Demirizler ve Recep Yüzücügil'in çalıştırdığı iskelenin yanındaki Liman restorant ve Halit ve Eyüp Korkusuz'un babaları (ahçı Mustafa'nın) Evin restorant denizin kıyısında rakı-balık hizmeti verirdi.

Caddenin karşısında her zamanki gibi meşhur Necati abinin Boksör Restorant, yanında merdivenin bir tarafı Meta'nın (Arnavut Ahmet Amca), diğer tarafı Balaban'ın meyhaneleri ve bizim lise yıllarımıza denk gelen birahane Sırrı Baba. Epey eskilerden kalma Bora şarapçısı vardı postanenin parka bakan yönünde.

Bir de tektekçi iseniz, Akmanlar pasajının yanında bulunan viran bir handa Mürefte vardı. Açık şarap, kornişon turşu ikram edilirdi. Ve nihayet bugünkü Mado'nun yerinde Doktor Restorant devreye girmişti, 70'lerin sonunda.

Denizin kıyısına kurulmuş olan çay bahçelerine gazino derdik. Ağırlıklı olarak aileler Abdurrahimin Amca’nın ve Milton gazinolarına, gençler galerici Güray'ın gazinoya giderdi.

ESKİ MAHALLE BAKKALLARI

O tarihlerde süpermarketler yoktu, bizim mahallede Girit göçmeni Hüsnüye teyzenin kızmeslek lisesi karşısında bakkalı vardı. Balık pazarına doğru muhtar Hasan'ın dükkan, 1 nolu caddede Esat Çoşkun babasın Ahmet amcanın, 2 nolu caddede Kadri Güler'in babası Mehmet amcanın ve Çukurbahçenin burunsuz Abdullah'ın bakkalı vardı, bolca veresiye çalışan.

Ama çok bir şeyler alacaksanız eğer, toptancılara gidecektiniz. Hamdi ve Sakıp Tangün, AliOsman Kemah, İsmail Tan ve Burhan Kumral Gemlik'in büyük toptancılarıydı.

Yok canınınz dondurma istediyse eğer, Balık pazarında arnavut Ramiz ve Züber aga, eski Gürle hanın altında Artvinli Hayat pastanesi, ve 70 li yıllarda Arnavut Ali Ömürlü de girmişti devreye.

Kumla’da -Ki bende 1976’da çalışmıştım yanında- Arnavut ‘Veis Dondurma’ bunların en meşhurlarıydı.

Şeker alacaksanız, Balıkpazarı’nda Şekerci Muazzez teyze bizim mahallenin marka dükkanıydı. Hayat pastanesi ve semerciler yokuşunda Selçukların pastanede de renkli süslü şekerler satılırdı.

Ekmekte marka Engürücük fırınında çıkardı. Nam yapmıştı, Engürü Ekmeği diye. Sıcakken yandaki süthaneden tuzlu teryağ alıp, içine koyardık, çok lezzetli olurdu.

MEŞHUR MUHTARLAR, ZABITALAR

Birde meşhur muhtarlar vardı Gemlik in, onyıllarca muhtarlık yapan. Hele Acar sülalesi bu konuda özel ihtisasa sahipti , Hamidiye mahallesi muhtarı Refik Acar, Halitpaşa mahallesi muhtarı Ahmet Acar, Orhaniye Mahhallesi muhtarı Mehmet Acar, Balıkpazarı mahallesi muhtarı Hasan Altıçiflik, Osmaniye mahahllesi muhtarı Ahmet Hocaoğlu en meşhurları, en uzun görev yapanlarıydı.

Bir de meşhur zabıtalar vardı, Zekeriya Atamay, Osman Acar, Cemal Sertkaya, İbrahim Onsekiz, Cevat Tümer, Mehmet Ulukaya ve nihayetinde Yaşar Avcı. Bunları herkes tanırdı, bunlarda herkesi.

Öğlende açıktıysanız, köftecilerden Hasan abinin Kınık, Tayfun'un babasın Hacı amcanın Temizel, Balıkpazarında köfteci İskender ve sonradan rıhtımda Rodop ilave oldu. Lokantacı Emirlerin dükkan Ahmet usta ve yan arakılta Bora işkembecisi de vardı o yıllarda hizmet veren.

KAPIYA TESLİM GÜNLÜK GAZETELER

Kırtasiye de ilk Necdet Girgin, sonra meşhur Arif Ayar girdi devreye. Aynı zamanda gazete bayii idi Arif Ayar. Gazete sabah evinize teslim gelirdi, dağıtıcı deli Muhittin sayesinde. Aslında kimseye zararı olmayan, herkesin evini bilen bir adamdı Muhittin, ama deli muamelesi görürdü.

Manav ise, Balıkpazarında Halil Dana, manav İsa, Nurettin'in babası manav Mustafa ve ortağı Mahmut amca. Çarşıda ise, Kamil Tumba. Bunlar aynı zamanda salı günü pazarda en büyük sergileri açar, kimilerinin evine hamal ile bir haftalık erzakları yollar, tanıdıklara veresiye mal verirdi. Lokantalara bile bunlardan mal alırdı.

Et ihtiyacı ise; Kasap İsa ile tinitin Hasanın babası kasap Hakkı, kasap İsmet Çakıcı’nın babası Arnavut Dulo ile anası Hüsniye nine vardı ki, tüm Gemlik et ihtiyaçlarını buradan karşılardı.

MEŞHUR KAHVELER VE DELİLER

Bir de yılların kahveleri vardı Gemlik’te, sahipleri onyıllarca değişmezdi. Balıkpazarında Metin in babası, Mehmet amcanın kahve, Ferit’in Kahve, Lacivertin kahve, Fevzi eniştenin kahve, Ilıca cd. girişinde Kürt Yusuf un kahve , Pazar caddesinde İsa’nın kahve gibi...

Yukarı da gazete dağıtıcısı deli Muhittin dedim ya, aklıma geldi.

Her biri altın kalpli, kimseye zararı olmayan insanlardı. Ama nedense kızdıkları noktaları bilen bir kısım insan , o noktaya parmak basar, sinir katsayısını yükseltirdi, zavallıların.

Biri bizim araklıkta yanlız yaşayan Deli fevzi, Yeni mahalleden Cemal, Süleyman, ti Kemal, Yusufçuk, beş beş İsmet, asker ve bir de şair Polatkan vardı, Kafoğlu sabun fabrikasının yanında bir barakada yaşardı.

Meşhurlardan Deli Şukriye ve 8-10 yıl önce rahmetli olan Rıza karakaçan.

Rıza Abi derdim kendisine, son olarak Güney Afrika Bölgesinin altın madenleri bakanı ilan etmişti kendisini. Artık o mu bizimle kafa buluyordu, biz mi onunla bilinmez, benim İçin Rahmetli Faruk Güzel; “ Necati, Dünya Bankası başkan yardımcısı oldu” demiş, O da tutturdu 1 milyon dolarlık kredi kartı ver bana diye, Bursa da World Bank diye bir banka uydurup, 1 milyon dolarlık kart yaptırmıştım, bir reklam ajansına. Faruk abi, postacı kanalıyla Teslim tebelülü ve ABD’den gelmiş şekilde teslim ettirmişti kartı.

Akbank’tan Rahmetli Halim abiye gitmiş, O da “NewYork şubesi dışında hiçbir banka yetkili değil” demiş bu kartı kabul etmeye.

O da Amerika’ya BM toplantısına katılmak için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’na mektup yazmıştı, ben ingilizceye çevirmiştim. Gidince kullanacaktı kartı.

EFSANE TAMBURMAJÖRLER

O tarihlerde lise bandoları çok meşhurdu. Kızmeslek lisesi, Askeri bando, belediye bandosu ve Gemlik lisesi arasında pek çekişme vardı. Efsane tamburmajör mahallemizin abisi vampir Rıza (Kaya) vardı, bizden önce. Kızlarda da meyhaneci Meta'nın kızı Tülay, kızmeslek lisesinin meşhur tamburmajörlerindendi.

Benim zamanımda - ki bende boru takınıdaydım- Semih Karbay, pek gösterişli bir tamburmajördü. O liseyi bitirince aynı beceride biri gelmedi, ben mezun oluncaya kadar.

Lise deyince, 70li yılların ilk yarısı sanat kültür bakımından pek gösterişliydi.

Birçok tiyatro eserinin sahnelenmesi yanında müzik alanında Erim Düzgün, Haluk Kaner, Tarık Atasoy ve kuzeni okestra bile kurmuşlardı.

MÜZİK VE KÜLTÜR

Müzik, eğlence deyice Gemlik'in en önemli markalarından biri otel Tibel'di. İsmi belediye ve Ticaret Odası ortaklığıyla kurulduğu için; Ticaret odasının "ti" si, belediyenin "bel"i birleştirilmiş, ismi Tibel konmuştu.

Tibel okunuşuyla ruf kurmuştu. Henüz ingilizce bilmediğimiz için çatı -katı yerine özel bir isim zannediyorduk rufu.

Dönemin meşhur sanatçıları, Moğullar, Kurtalan Ekspres gibi gruplar gelir özel konserler verilirdi. Bursa bölgesinde, gerek ünlü sanatçılar, gerekse ünlü siyasiler Tibel'e gelirdi. Fikret Hakan, Barış Manço, Yılmaz Güney ile bu otelde konuşmuştum o yıllarda.

Bursa bölgesinde Çelikpalastan sonra en meşhur oteldi. Keza, Sunğiipek fabrikasında balolar yapılırdı, ingilizce altyazılı filimler gösterime girerdi.

Gemlik Festivali de çok anlı şanlıydı o tarihlerde.

Bir de, kültürel yaşama etki eden Gemlik Yüksek Talebe Birliği vardı. İsmi sonradan Gemlik Yüksek Öğrenim Kültür Derneği olarak değişmiş. Rivayet o ki, Celal Bayar kurulmasını istemiş bu derneğin. Kasabada ünüverisiteyi kazanan çok genç kayıt yapardı bu derneğe. Liman restorantın yanında küçük bir odaya sahip bir dernek.

Tekrar Gemlik için önemli marka olan Tibel Otel'in bir önemli özelliği de, FB, GS, BJK gibi takımların burayı tercih etmesini de eklemek lazım. Gemlik sahasında antraman yaparlardı. Bizde arkada top toplayıcılık yapardık. Hiç unutmam FB kaleci antrönörü Datcu, kaleciler Yavuz ve Adil'i çalıştırıken beni de çağırmış 15-20 dakika kadar, kalede yer tutma üzerine eğitim vermişti. Çok mutluydum.

O tarihlerde futbol çok önemli bir spor dalıydı bizim için. Büyük futbolcular da çıkmıştı kasabamızdan. örneğin Bolu'da oynayan Bilgin Bataray, Bursasporda oynayan Sümer Atasoy, Altınordu da oynayan Nehir abi, şans bulanlardandı. Bulamayan ne cevherler vardı Gemlik'te.

YENİ TOP SAHASI

Neyse, 1968'de şimdi boşalan Diş hastanesinin olduğu yer top sahasıydı. Zemin sert toprak. Futbol maçları ve 19 Mayıs gösterileri burada yapılırdı. Galiba 1973 gibi şimdiki saha devreye girdi. Yeni sahada yerler çimendi, ama kısa süre sonra kale önleri kelleşir sert toprak ortaya çıkardı. Ben kaleci olarak başladığım için pek sinir olurdum bu duruma. Eski saha uzun süre boş kaldı ve baba lakaplı bir bisiklet tamircisi, burada mobilet ve bisiklet turları yaptırıyordu.

1975 yılında Kartal Spor B takımında oynuyordum kaleci olarak. Takımda halen Gemlik'te bulunan çok arkadaş vardı ama isim vermek gerekirse fotbol aşkını devam ettiren arkadaşımız şimdilerde Gemlik'in futbol antranörlerinden Toro lakaplı Bilal Yiğit te vardı.

O yaz Bursa pilot bölge olmuş, Kaymakamlık Minikler Kupası düzenlemişti. Birkaç maç üstüste hiç gol yememiştim. Haftanın kalecisi seçilebilirdim. Ama bi terslik oldu, Doğan Spor kalecisi Ahmet Şenol, Melih Karbay'ın attığı penaltıyı kurtarınca, haftanın kaleciliğini o almıştı. Derken turnuvayı ikincilik kupasıyla tamamlamış, kısmet bu ya, 25 yıl sonra genel yayın yönetmeni ve köşe yazarı olarak görev yapacağım Bursa hakimiyet gazetesinde haberimiz ve fotoğrafımız yayınlanmıştı.

MAHALLE ARKADAŞLIĞI

Fedakar çocuklardık. Para olmadığı için mahalle takımımız olan Altınok spora forma almak için her yağmurdan sonra salyangoz toplamaya çıkardık zeytinliklere. Yeni mahallede Fransızlara satmak için salyangoz alırdı bir komşumuz. Pek ucuz aldığı için çocukluk bu ya bizde taş koyardık ortasına torbanın ağır gelsin çok para alalım diye. Paraları bir kumbarada biriktirip öyle alabilmiştik formaları.

Mahalle kavgaları da olurdu zaman zaman. Mahalleli çocuklar kavga ediyorsa, sen de sorgusuz sualsiz girmek zorundaydın kavgaya.

GEMLİK KALESİ'NE BLOK APARTMANLAR

Halen devam ediyor mu bilmiyorum, eskiden yeni mahallenin üstündeki çamlıktan kuru sıkı top patlatırdı belediye, ramazanda iftar açmak için.

O nedene o bölgeye topçular denirdi. Kalenin üst kısmındaydı.

Başkan Topçularda bir seyir terası yapıyormuş, onu gezerken gördüm tekrar kaleyi. Çururbahçe'nin eski hastane tarafına doğru olan bölgede, surları olan Gemlik kalesi vardı, bizim çocukluğumuzda.

Burada 1971 yılında bir filim çekilmişti; Murat Soydan’ın oynadığı; Ah Bir Zengin Olsam isimli.

Bu filimde Terme Otel de bir kumarhane sahnesi var, Kumar masalarının birinde yardımcı oyuncu olarak rahmetli Ago Şükrü (Kamber) ve Celal Kurt’ta rol almıştı.

Daha önce, Sezer Sezin, Ekrem Bora ve Ulvi Uraz rol aldığı Sünger Avcıları(Rüzgar Zehra),

yine Sevda Ferdağ, Tanju Gürsu ve Fikret Hakan’ın Adem Kaptan olarak rol aldığı Adem İle Havva ( Çıldırtan Arzu) Gemlik’te çekilen filimlerdi. Figuranların çoğu Gemliklilerdi.

Başkanla seyir terasından bakarken hem o filmin çekildiği evi gördüm, hem de kalenin düz olan avlusunu.

Tabii, Rıhtım dökülmesini, eski yalı evlerini falan hepsini geçtim de, taaa Bizanstan kalmış, Osmanlı'da devam etmiş, 70 li yıllar sonuna kadar varlığını korumuş olan Gemlik Kalesi'ne nasıl apartmanlar yapıldı, onu çözmüş değilim.

Kale bu kale, boru değil, sit alanı olması gereken yer.

Velhasıl “coğrafya kaderindir” sözünü nasıl değiştiğinin tarihidir Gemlik...