John Bowlby bize insanın en temel ihtiyacının güvenli bağlanma olduğunu hatırlatır.
Bu bağ eksik kaldığında yalnızlık, saldırganlık ve depresyon ortaya çıkar.
Antropomorfizm, bu boşluğu doldurmak için kullanılan bir zihinsel köprüdür: doğaya, hayvana, nesneye insani özellikler yüklemek.
Eric Berne ise insanın ruhsal beslenmesinin “temas iletisi” ile gerçekleştiğini söyler.
Temas iletisi, bir bakış, bir söz, bir dokunuş ya da bir selamdır; insanın varlığını onaylayan küçük ama hayati mesajlardır. Yalnızlık psikolojisinde bu iletiler eksik kaldığında birey, antropomorfizme yönelir.
Hayvanlarla Temas İletisi
* Bursa’da yalnız yaşayan bir kadının kedisine “evin küçük çocuğu” gibi davranması, hem Bowlby’nin bağlanma kuramının hem de Berne’in temas iletisinin bir yansımasıdır. Kedinin miyavlaması, kadına bir tür “onay” verir.
* Köpekler “sadık dost” olarak görülür. Sahibine kuyruk sallaması, bir temas iletisidir; insanın yalnızlığını azaltır.
* Atlar Türk kültüründe “yoldaş”tır. Binicisine verdiği güven, insani bir temas iletisi gibi algılanır.
Temas iletisi eksik kaldığında yalnızlık derinleşir. Bu boşluk saldırganlığa dönüşebilir: köpeğe “hain” diyerek taş atan çocuk, aslında kendi eksik temas iletilerini şiddetle dışa vurur.
Depresyon ise içe yönelmiş saldırganlıktır.
“Hayat bana düşman” diyen birey, doğayı antropomorfik bir dille düşmanlaştırır.
Bu, intihar düşüncesinin dilsel bir yansımasıdır.
Yunan mitolojisi: Zeus’un öfkesi gök gürültüsüyle, Poseidon’un hiddeti depremlerle sembolleştirilmiştir. İnsan, doğa olaylarını tanrıların insani öfkesine bağlayarak yalnızlığını ve korkusunu anlamlandırmıştır.
Türk mitolojisi: Kurt, hem koruyucu hem de saldırgan bir figürdür. İnsan yalnızlığını ve öfkesini kurda yansıtarak anlamlandırır. Kurtla kurulan bağ, bir tür temas iletisidir.
Antropomorfizm, yalnızlık ve depresyon karşısında insan zihninin kurduğu bir köprüdür.
Bowlby’nin bağlanma kuramı güvenli bağlanmayı, Berne’in temas iletisi ise ruhsal beslenmeyi açıklar.
Hayvanlarla kurulan antropomorfik bağ, eksik kalan temas iletilerini telafi edebilir.
Ancak saldırganlık ve depresyonla birleştiğinde bu bağ yıkıcı hale gelir.
Gerçek huzur, doğayı ve hayvanı insana benzeterek yalnızlığımızı gizlemekte değil; birbirimize göstereceğimiz samimiyet, temas iletileri ve dayanışmada gizlidir.
Antropomorfizm sevgiyle birleştiğinde toplumsal huzuru artırır; yalnızlık ve depresyonla birleştiğinde ise yaşamı tehdit eden bir gölgeye dönüşür.
“Türk siyasetindeki savrulma, kendi duygularını, varlıklarını ve cinsel yaşantılarını topluma onaylatamamış erkeklerin ülkeye topluca travma, açlık, haksızlık ve hukuksuzluk yaşatmasından kaynaklanmaktadır.”
Adı da inanırsan davadır… Yersen…