Bursa

CHP İl Başkanı Turgut Özkan'dan önemli açıklamalar

Yüksel Baysal'ın hazırlayıp sunduğu Gündem Masası programının konuğu, CHP Bursa İl Başkanlığı görevine atanan Turgut Özkan Bursasaati'ne özel açıklamalarda bulunuyor.

CHP Bursa İl Başkanlığı'nda yaşanan yönetim krizi ve parti içi tartışmaları Bursasaati'ne tüm yönleriyle anlattı.

Mutlak butlan kararının ardından yaşanan ihraçlar, örgütteki yansımaları ve devam eden görev tartışmaları Özgür Özel'in değişim söylemleri ve tutumu ile ilgili CHP İl Başkanı Turgut Özkan'ın açıklaması şöyle:

"Ben değişime inanmayan biriyim ve birçok insan hayal kırıklığına uğradı. Çünkü vesayetli bir genel başkan gibi durdu. Yani kendi fikri, kendi ideolojisi hiçbir zaman olmadı. Şimdi Atatürk Sivas Kongresi'nde delege seçilemedi. İstanbul Meclisi'nde milletvekili seçilemedi.

Seçilemedi diye bütün yaptıklarıyla ilgili eksiklik kaldı. Yani bir insan seçilemeyebilir. Bak, bu direkt savunma demek değil.

Ama şunu söylemeniz gerekiyordu. Biz şunları, şunları, şunları, şunları eksik yaptık da seçilemedi. Hiçbir şey söylemediniz ki. Zaten belediyelerde bir noktaya gelmiştik. Ondan sonra linç edin gerekirse.

Seçilecek yerlere zaten kendi adamlarını koydular. Şimdi söylemeyeyim, kimseyi rencide etmeyeyim. Kendi partimi eleştirmek istemiyorum. Seçilemeyecek zor yerlere de ya nasip diye insanlar koydular. Bütün bu şaibeler seçilecek yerlerde, zaten hazır konan yerlerle ilgili. Seçilemeyecek yerle ilgili bir şaibe duydunuz mu?

Zor bir yerle ilgili bir şaibe duydunuz mu? Çünkü niye? Orada şey dönmez, şaibe. Bak, hepsi doğrudur demiyorum. Ben onu, ben avukatım. Çok dikkatli söylüyorum. Ben hiçbir tutuklanan, hiçbir gözaltına alınan, hiçbir işlem gören ama partili, ama partisiz, ama CHP'yle ilgili, ama CHP'yle ilgili olmayan, hani dolaylılar var ya bizim etrafımızda, ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

Müteahhit gibi veya işte ne bileyim, ihaleye giren gibi veya gariban teknokrat gibi. Bunlar suçludur, iyi ya, ben, ben avukatım. Sonuna kadar da bunların takipçiliği yapılıp bunların eee, garibine uğrayanlar varsa, haksızlığa uğrayanlar varsa, hukuksuzluğa uğrayan varsa mutlaka peşine düşmeli parti olarak. Ama bir şeyi atlamayalım. Şimdi biz ya siyahız ya beyazız. Ben o yüzden de size sürekli o sorunuzdaki rahatsızlığı dile getirmeye çalışıyorum. Bu böyle olmaz. Yani rasyonel temellere dayanmalıyız.

Maddi delillere dayanmalıyız. Akla, mantığa dayanmalıyız. Yani eğer gerçekten rüşveti aldın, verdin diye bir emare varsa ki yargılamamalıyız. O ayrı. Ama şunu demeliyiz. Şimdi demokratik toplumlarda siyasetçiler için masumiyet karinesi olmaz. Niye olmaz? Şöyle olur. İstifa edersiniz, yargılanırsınız, beraat eder, gelirsiniz. Bak, tekrar söylüyorum.

Demokratik toplumlarda siyasette masumiyet karinesi olmaz. İstifa edersiniz, yargılanırsınız, aklanırsınız, gelirsiniz. Herkes sizi alkışlar. Fakat tersini düşünün. Şimdi herkese dersiniz ki kardeşim ben masumum, beni kadre uğratıyorlar.

Peki davanın sonunda bir şekilde dava siyasi veya değil, tutuklandınız. Bir il başkanının tutuklanması, bir belediye başkanının tutuklanması, bir meclis üyesinin tutuklanması CHP'ye ne kadar çok zarar veriyor.

Halbuki görevinden istifa etse, hiç mi belediye? Bütün meclis üyeleri aşağı yukarı bizden. Şu arkadaşımız seçse, belediye başkanımız aklansa, gelse tekrar, meclis üyesi olarak devam etse.

Sonra tekrar gelse, alkışlarla bunu kabul etsek, bu teamülü de oturtsak, fena mı? Ya ben avukat olarak yalnız kalıyorum bu görüşümde. Ya ben illa, örnek veriyorum, üç kişi tutuklandı. Masumdur.

Hayır, asla hiçbir şey yok, siyasi operasyondur demek bize yakışmıyor. Yani aydın, demokrat, Atatürkçü, devrimci, demokratlara, sosyal demokratlara yakışmıyor."