Atatürk’ü unutturamazsınız: Üstünü örtseniz de parlar

Sanıyorlar ki çocukların karnelerinden Atatürk’ü,
Gençliğe Hitabe’yi,
İstiklâl Marşı’nı silince
Sarı Paşa’yı da bu topraklardan kazıyacaklar…
Yanılıyorlar.
Atatürk’ü çıkart bu ülkeden;
Yerine hukuk gelmez,
Özgürlük gelmez,
Bilim ise hiç gelmez…

Yerine mahşer gelir.
Cemaatler çöker.
Tarikatlar, şeyhler, müritler dolar.
Kardeş kardeşi boğazlar.
Mezhep kavgası başlar.
Gericilik karabasan misali güneşi boğar, ülkeyi karanlık teslim alır.
Bak İran’a…
Kadınlar “Bize de bir Atatürk lazım” diye haykırıyor.
Bak Suriye’ye…
Baş kesenler kravat takıp devlet yönetiyor.
Bak Irak’a…
Ülke mezheplere bölünüp parçalanıyor.
Bak Libya’ya…
Bir halk kendi liderini linç edip buna “özgürlük” diyor.
Bak Afrika’ya, Ortadoğu’ya…
Emperyalizm, insanı tavuk gibi kesip bölgeyi mezbahaya çeviriyor.
Sonra dön, Türkiye’ye bak…
Ve hâlâ Atatürk’e alerjisi olanların ektikleri ihanet tohumlarını hayretle izle.
Atatürk olmasaydı,
Bugün bu topraklarda ne kadın olurdu,
Ne yurttaş,
Ne de devlet…
Sadece ümmet olurdu.
Sadece biat kalırdı.
Sadece diz çökmek iş sayılırdı.
Ama bunlar kalkmış,
“Atatürk’ü karneden çıkarırsak çocuklar unutur” diye düşünüyor...
Bu kafa
Kurtuluş Savaşı’nı bile gökten inen yeşil sarıklılara bağlamaya kalkıyorlar.
Sanki Türk milleti emperyalistleri Anadolu’dan söküp atmamış…
Sanki İngiliz, Fransız, İtalyan bu ülkeyi işgal etmemiş…
Sanki Mudanya, Lozan masalarında bu millet hesabını kesmemiş…
O zaman insan sormaz mı hiç:
Bu yeşil sarıklılar Osmanlı padişahları toprak kaybederken neredeydi?
Halife padişahlar yenilirken neden gökten inmedi?

Ne kadar silmeye çalışırsanız çalışın…
Ne kadar karartırsanız karartın…
Atatürk bu milletin yüreğine mıh gibi çakılıdır.
Kâğıdın altındaki madeni para gibidir;
Üstünü neyle örtersen ört, yine parlar.

Ve Bekir Coşkun’un dediği gibi:
Atatürk’ü sevmeyeni sevmeyin...