Hakkında ağırlaştırılmış müebbet istenen Ayşe Barım, duruşma için İstanbul Adalet Sarayı’na geldi.
SANATÇI ORGANİZASYONU "PLANLI EYLEM" SAYILDI
Savcılık mütalaasında, 12 yıl önce gerçekleşen Gezi Parkı eylemlerinin bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı şekilde yürütüldüğü öne sürüldü. Ayşe Barım’ın; halkın sempati duyduğu, kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek sanatçılar ve oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade gösterdiği iddia edildi. Mütalaada, Barım’ın sanatçılar üzerinden planlama, organizasyon ve yönlendirme faaliyetlerinde bulunduğu, süreci yöneterek hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna iştirak ettiği savunuldu.
"İRTİBATLAR TESADÜFİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ"
Dosyada yer alan iletişim kayıtlarına dair değerlendirmelerde bulunan savcılık, Barım’ın Gezi Parkı’nın ana aktörleriyle olaylar öncesinde herhangi bir iletişim kaydının bulunmadığını saptadı. Buna rağmen mütalaada; eylemlerin hazırlık ve başlangıç sürecinde kurulan sık ve sistemli irtibatın "tesadüfi" olarak nitelendirilemeyeceği ileri sürüldü.
KAVALA DOSYASI VE YARGITAY KARARI DAYANAK YAPILDI
Mütalaada, Ayşe Barım’ın; Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Çiğdem Mater Utku ile birlikte hareket ettiği iddia edildi.
Sanatçılar camiası adına aktif planlama ve organizasyon yaptığı öne sürülen Barım hakkındaki ceza talebinde, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023/12611 Esas ve 2023/6359 Karar sayılı ilamı da dayanak olarak gösterildi. Söz konusu karara atıf yapılarak, eylemlerin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu oluşturduğu belirtildi.