Açıklamada, halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin kabul edilemez olduğu belirtilirken, ana muhalefet partisine yönelik girişimlerin “halk iradesine ve demokratik siyasete açık müdahale” olduğu ifade edildi.
BEDG tarafından yapılan açıklamada, siyasi partilerin genel merkezlerinin demokratik yaşamın meşru alanları olduğu vurgulanarak, bu alanlara yönelik baskı ve müdahalelerin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye’nin ihtiyacı; muhalefeti bastıran, yargı ve polis eliyle siyaseti dizayn eden bir anlayış değil; demokratikleşmeyi, hukuku, barışı ve halk iradesini esas alan bir siyasal iklimdir.”
Yerel seçimlerin ardından ortaya çıkan halk iradesinin hedef alındığı savunulan açıklamada, seçilmiş belediye başkanları, siyasetçiler ve muhalif toplumsal kesimlere yönelik yargı süreçlerinin siyasileştiği öne sürüldü.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik açılan “mutlak butlan” davası ve parti binasına emniyet güçleri eşliğinde yapılan müdahalenin eleştirildiği açıklamada, bunun demokratik siyaset alanını daraltmaya yönelik daha büyük bir sürecin parçası olduğu ifade edildi.
BEDG açıklamasında ekonomik kriz ve emek politikalarına da değinilerek, halkın yoksullaştırıldığı ve emekçilerin baskı altında bırakıldığı savunuldu. Açıklamada, “Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur” denildi.
Emek ve meslek örgütleri, odalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler olarak demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olduklarını belirten BEDG, tüm demokrasi güçlerine ortak mücadele çağrısı yaptı.
Açıklama, şu sloganla sona erdi:
“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”