ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı topyekûn savaşta üçüncü haftaya girilirken, Washington'da kapalı kapılar ardında yaşanan panik ve stratejik açmazlar gün yüzüne çıkmaya başladı. ABD merkezli haber portalı Axios'ta yayımlanan kapsamlı bir analize göre, 5 yıllık başkanlık dönemi boyunca gümrük vergileri gibi kolayca alınıp geri çekilebilecek kararlarla ülkeyi yöneten Başkan Donald Trump, kariyerinde ilk kez kolayca sıyrılamayacağı bir krizin, bir savaşın ortasında kaldı.
Analize göre Trump, hızlı ve net bir zafer bekliyordu ancak savaşın sonucu tek taraflı bir kontrole bağlı değil ve masada İran'ın da söz hakkı var. Basra Körfezi'ndeki petrol tıkanıklığını aşmaya çalışan Trump, güçlü olan tarafın azalan getirilere rağmen hakimiyet kurmak için saldırıları sürdürmek zorunda kaldığı bir "tırmanış tuzağına" (escalation trap) düşme riskiyle karşı karşıya. Üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisi Axios'a yaptığı açıklamada durumu, "İranlıların boğazda çıkardığı sorunlar, Trump'ın pozisyonunda daha da inatlaşmasına (dug in) neden oluyor" sözleriyle özetledi.
BEYAZ SARAY'DA "BU İŞİ HİÇ GİRMESEYDİK" PİŞMANLIĞI
Axios'un analizindeki en çarpıcı bölümlerden biri, Beyaz Saray'ın içindeki havaya dair sızdırılan kulis bilgileri oldu. Habere göre Trump, işler kötüye gittiğinde genellikle hızla doğaçlama yaparak yön değiştirmeye alışkın bir lider. Ancak bu kez, yakın çevresindeki bazı önemli isimler İran'a saldırmanın büyük bir hata olduğu yönünde derin bir "alıcı pişmanlığı" (buyer's remorse: pahalı bir şey aldıktan sonra yaşanan 'keşke almasaydım' pişmanlığı) yaşıyor.
Yönetime yakın bir kaynak, Trump'ın etrafındaki bazı yetkililerin savaşa isteksiz olduğunu veya daha fazla zaman istediklerini, ancak Trump'ın "Sadece yapmak istiyorum" diyerek kestirip attığını aktardı. Aynı kaynak, Trump'ın geçtiğimiz yaz İran'a yapılan hızlı hava saldırıları ve Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılması gibi operasyonların ardından "kendi yarattığı zafer sarhoşluğuna kapıldığını" (high on his own supply) belirtti. Kaynak, "Trump, kara birlikleri göndermeden rejimi devirme yeteneğini fena halde abarttı" itirafında bulundu.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly ise Destansı Öfke Operasyonu'nun aylarca süren titiz bir planlamanın ürünü olduğunu ve Başkan'a çok sayıda seçeneğin sunulduğunu savunarak bu eleştirilere karşı çıkıyor.
TAKVİM UZUYOR: EYLÜL AYINA HAZIRLIK
Savaşın tarafları arasındaki beklenti ve hedefler de birbiriyle örtüşmüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan'ı işgal etmeyi tartıştığı bir dönemde İran'da kesin bir rejim değişikliği ve daha fazla askeri yıkım istiyor. İran tarafı ise ne pahasına olursa olsun hayatta kalmayı ve gelecekteki olası saldırıları caydırmak için ABD ile İsrail'e askeri ve ekonomik acı çektirmeyi (Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gibi) hedefliyor.
Trump ve kurmaylarının savaşın başında 4 ila 6 haftalık yoğun bir askeri harekat bekledikleri, bu nedenle savaşın 33. günü olan 1 Nisan'ın stratejik bir "karar/yüzleşme" tarihi olacağı ifade ediliyor. İsrail basına en az 3 hafta daha İran'da binlerce hedefi vurmayı planladığını duyururken, ABD ve müttefik ülkelerdeki üst düzey yetkililer krizin, düşük yoğunluklu bir çatışmaya dönse bile, Eylül ayına kadar sürebileceği senaryosu üzerinde çalışıyor.
"İRAN SADECE HAYATTA KALARAK KAZANABİLİR"
Sahadaki askeri gerçeklikler ile stratejik zafer hedefleri arasında da büyük bir uçurum var. Operasyon askeri açıdan ABD'nin ezici üstünlüğüyle devam ediyor. Uçaksavarları, hava kuvvetleri ve donanması yok edilen İran'ın füze/İHA kapasitesi büyük oranda düşürüldü; Dini Lider Ali Hamaney dahil üst düzey komutanlar öldürüldü. ABD ordusunun can kaybı ise şu ana kadar en az 13 olarak açıklandı. Trump, Financial Times'a yaptığı açıklamada "İran'ı esasen yok ettik. Yapabilecekleri tek şey suya mayın bırakarak biraz sorun çıkarmak" dese de askeri uzmanlar uyarıyor: Washington'un elinde kalıcı bir anlaşma yapabilecek net iletişim kanalları yok ve İranlılar geçici bir ateşkesi reddederek sonuna kadar füzelerini ateşlemeye kararlı.
Analiz, savaşın temel kuralını hatırlatarak son buluyor: "Zafer ilan etmek için, İran rejiminin sadece hayatta kalması yeterli."