Uzmanlar, okumanın stresi azalttığını, bilişsel gerilemeyi yavaşlattığını ve sosyal izolasyonun olumsuz etkilerini dengelediğini belirtiyor.
Yılın özellikle ocak aylarında birçok kişi daha fazla kitap okumayı hedefliyor. Yeni bir kitaba başlamak ya da sesli kitaplara yönelmek, çoğu zaman huzur bulma, merakı canlı tutma ve gündelik hayattan zihinsel olarak uzaklaşma ihtiyacından kaynaklanıyor.
National Geographic’te yer alan değerlendirmelere göre, okuma eylemi yalnızca bir hobi değil; uzun vadeli sağlık etkileri olan güçlü bir zihinsel etkinlik olarak öne çıkıyor.
YALE ARAŞTIRMASI: OKUYANLAR DAHA UZUN YAŞIYOR
Yale Halk Sağlığı Okulu tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışmada, 50 yaş ve üzerindeki 3 bin 600’den fazla kişi 12 yıl boyunca takip edildi. Araştırma sonucunda, düzenli kitap okuyan bireylerin hiç okumayanlara kıyasla ortalama 23 ay daha uzun yaşadığı belirlendi.
Bu farkın; eğitim düzeyi, gelir, sağlık durumu, depresyon ve bilişsel yetenekler gibi değişkenler hesaba katıldığında da geçerliliğini koruduğu vurgulandı.
Illinois Üniversitesi’nden eğitim psikoloğu Elizabeth A. L. Stine-Morrow, çalışmanın alan için önemli bir referans olduğunu belirterek, okumanın özellikle sosyal ve duygusal etkilerine dikkat çekti.
SOSYAL BAĞ VE STRES ETKİSİ
York Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Raymond Mar’a göre, okuma bireyin sosyal dünyayla bağını zihinsel düzeyde canlı tutuyor. Özellikle kurgu eserler, ilişkileri ve duyguları zihinde canlandırarak sosyal deneyimin bir provasını sunuyor.
Uzmanlar, yalnızlığın erken ölüm riskini artıran ciddi bir faktör olduğunu, kitapların ise “baskısız bir sosyal yakınlık” sağlayarak bu riski azaltabildiğini ifade ediyor.
MEDİTASYONA BENZER BİR ETKİ YARATIYOR
Los Angeles merkezli psikoterapist Zoe Shaw, okumanın sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir etkisi olduğunu belirtti. Shaw’a göre, bir kitaba odaklanmak, meditasyona benzer sakinleştirici bir hâl yaratarak stresi azaltıyor.
Stresin; bağışıklık sistemi, uyku düzeni ve kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinirken, okumanın bu süreci dengeleyici bir rol oynadığı vurgulanıyor.
BİLİŞSEL GERİLEMEYE KARŞI ZİHİNSEL KALKAN
Araştırmalar, okumanın demansı tamamen önlemese de bilişsel gerilemeyi yavaşlattığını gösteriyor. Uzun yıllara yayılan çalışmalarda, zihinsel olarak uyarıcı etkinliklerle ilgilenen bireylerde hafıza kaybının daha geç ve daha yavaş ilerlediği tespit edildi. Uzmanlar bu durumu, beynin “bilişsel rezerv” kapasitesinin güçlenmesiyle açıklıyor.
HAFIZA, EMPATİ VE DUYGUSAL ZEKÂ
Roman okumanın çalışan bellek ve uzun süreli hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı, nörobilim araştırmalarıyla da destekleniyor. Okuma sırasında farklı beyin ağlarının aynı anda devreye girdiği ve bu etkinin kitap bittikten sonra da sürdüğü belirtiliyor.
Araştırmalar ayrıca, kurgu okumanın empati yeteneğini geliştirdiğini ve bireylerin sosyal dünyayı daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirmesine katkı sağladığını ortaya koyuyor.
SESLİ KİTAPLAR DA ETKİLİ
Uzmanlara göre, sesli kitaplar da benzer bilişsel süreçleri harekete geçiriyor. Bilimsel çalışmalarda, beynin hikâyeleri okurken ve dinlerken büyük ölçüde aynı şekilde işlediği saptandı. Sesli kitapların yürüyüş ve egzersiz gibi fiziksel aktivitelerle birlikte dinlenebilmesi ise ek fayda sağlıyor.
DAHA FAZLA OKUMAK İÇİN KÜÇÜK ADIMLAR YETERLİ
Uzmanlar, okumanın faydalarından yararlanmak için uzun saatler ayırmanın şart olmadığını vurguluyor. Günde 10–30 dakikalık düzenli okuma alışkanlığının bile uzun vadede anlamlı etkiler yarattığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre, okumaya başlamak için “doğru zaman” yok: Okumanın zihinsel ve duygusal katkılarını keşfetmek için hiçbir zaman geç değil.