Bilinç?

Her yaşlının nasihatini dinleme, unutma Aptallar da yaşlanır!..

Bu söz günümüzde sadece yaşlılar için değil, toplumda yer işgal eden her kesim ve yaş için de geçerlidir. Çünkü, kendi bilinci oluşmadığından, bireyliği oluşmamış, hiçbir konuda bilgisi ve yetkinliği olmadığı hâlde her konuda fikri bulunan ve bu cahilce fikirlerini meziyetmiş gibi seslendirirken kişiler de mevcuttur. Artık söz sadece yaşlanmayı değil her yaştan her kesimi kapsamaktadır.

Bilinç, farkındalıktır ve bireyin kendi varlığını, düşüncelerini ve hislerinin yanında, olayları, kişileri, toplumu, devletini, milletini, içinde bulunduğu hâli bilmesi durumudur! Bu ise, algıların açık olmasıyla, eğitim, kültür, araştırma, sorgulama, okuma ve tüm bunlarla yorumlayarak doğru ve yanlışı ayırt ederek seçim yapmayı doğurur. İnsanın, kendisine “Ben” dediği mevcudiyeti bilincidir. İnsan dünyada bir bedene mevcut edilen ve hem bedeni hem de dünyaya tasarruf eden, bilinçtir.

Hepimiz bu dünyada var olmaya, işlevsel bir bilinç ile başladık. Bilincin işlevselliği, görmek, duymak, koklamak, dokunmak gibi duyu organlarıyla alınan verilerin, beyin denilen bilgi depolama alanında bir araya gelmesiyle, bilinç o verileri işlemeye ve anlamlandırmaya başladı. Bu sebeple, doğduğumuz andan itibaren aldığımız veriler sonucunda bireylik oluşturmaya başladık ve bireylik gereği bu özellik ölünceye kadar devam edecektir. Hangi verileri aldıysak bizim temelimizi oluşturdu lakin bizi asıl bilinçli birey yapacak olan talep etmeden aldıklarımız hazır gelen veriler değil, talebimiz neticesinde kendi gayretimizle edindiğimiz verilerdir.

Güzel bir tanım vardır! Coğrafya, tarih, toplum, aile kaderdir diye. Doğru, ama yaşamınız kader değildir. İnsan için kader, kendi seçimlerinin sonucunda oluşturduğu bireyliği ve seçimlerinin onu götürdüğü yerdir! Kader olarak vurgu yapılan ve insanın dünyada var olmaya başladığı konumda hiçbir katkısı, seçimi olmayan durumlar, onun kim ve nasıl birisi olacağını seçip hedefine doğru gayret etmesine engel değildir. Bu anlattığımın zenginlikle ya da fakirlikle hiçbir alakası yoktur! Her şeyi paraya bağlayıp doğuştan zengin olmama durumunu kendi hatalı seçimlerinize ve tembelliğinize bahane olarak kullanmaktan vazgeçmedikçe birey olamayacaksınız.

Bireylik, kendini eğitip geliştirmeyle, kendinin, etrafının, toplumun, devletin ve yarınların farkında olup doğru hamleler yaparak önce kendine, sonra ailene, daha sonra da topluma ve devlete zararı dokunacak şeylerden uzak durup faydalı olma hâlidir.

Günümüzde, farkındalığı oluşmamış, bireylik kazanamamış, algıları kapalı, eğitimden, kültürden, gelişimden uzak, düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan, ezberlenmiş ideolojik sloganların esaretinde, kendisine yetemeyen bağımlı zihinler kendisini, aklî yaşı henüz ergen olamamışken bedensel yaşı ergenliği geçmiş oldukları için yarınlar, toplum ve ülke gibi hayati konularda söz sahibi olduklarını zannetmekteler. Kabul etmeliyiz ki maalesef acı gerçek bu!..

Ülkemizde acilen, seçme yaşının en az 30 yaş olması zorunluluğu Meclisten kanun olarak geçirilmelidir çünkü kaybedilecek olan telafisi olmayandır!..