Anadolu coğrafyası Roma, Bizans, Osmanlı ile Cumhuriyet döneminden kalan tarihsel kültürel eserlerle adeta açık hava müzesi görünümünde (Sanırım dünyada en çok antik tiyatronun olduğu toprak bizimkidir).
Kuşkusuz deniz, kum, güneş turizmin ana itici gücüdür.
Ancak artık şehirler lezzetleriyle, bilimsel adıyla gastronomisi ile ön plana çıkmaya başladılar.
Yapılan araştırmalara göre toplam turistin üçte biri yeme-içme işi için şehirlere geliyor.
***
Bursa ne yazık ki gastronomi alanında çok geç kaldı.
Bu köşeden çok sık eleştirdiğim Alinur Aktaş döneminde (2022) başlayan olumlu bir iştir Bursa Gastronomi Festivali…
Seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey kompleks yapmadan bu önemli etkinliğe sahip çıktı.
Bugün de Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba festivali bir üst düzeye çıkarmak için kollarını sıvadı.
***
Merinos’taki basın toplantısı ile başlangıcı yapılan 5. Bursa Gastronomi Festivali açılışında Şahin Biba’nın şu sözleri bu kentin lezzet analizini doğru yaptığını ortaya koydu:
“Osmanlı'nın ilk başkenti olmanın getirdiği /saray mutfağı mirası kadar, /Bursa'nın ilçelerinden / ve köylerinden gelen yerel üretim kültürünün de/ önemli bir yeri vardır. Bursa mutfağını/ değerli kılan unsurlardan biri de /farklı kültürlerin bu topraklarda buluşarak / ortak bir sofra kültürü oluşturmasıdır.”
Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar ile Anadolu’dan gelen insanların oluşturduğu yemek kültüründen söz ediyoruz. Hepsine ilişkin iz ve yer var bu kentte…
İskender kebap, Mustafakemalpaşa tatlısı, pideli köfte, tahinli pide, cantık, süt helvası Bursa’ya özgü-özeldir ama bu kentten çıkarak ülkeye yayılmıştır.
İskender kebap lokantaları, Tarihi Taş Fırın, Rumeli Kardeşler, İnanç Fırını, Cemil Usta, Acı Dayı Cantık, Yeşil Pideli Köfte, Ulus Pastanesi, Mudanya-Giritli, Tola, İnan Kardeşler, Abidin Usta, Kayhan Köfte, Mudanya Erol Balık, İdris Pideli Köfte, Zennup, Ciğergâh, Beykapı, İnegöl-Orhan Köfte, Günçalı Lezzet Lokantası gibi ismini ilk ağızda sayabileceğim değişik yörelerin lezzetlerinin Bursa’da merkez kurmasına somut örnektir.
****
Öyle görünüyor ki, 18-19-20 Eylül tarihlerinde Merinos’un o geniş alanında bu şehrin lezzetlerinin dans edeceği bir büyük gösteri olacak.
Kadın emeğinin değerlendirildiği bir özel sokak, 165 stant, 20 mutfak şovu, 13 yarışma gerçekleştirilecek.
Bursa Gastronomi Festivali’nde Eser Yenenler, İbrahim Büyükak gibi bu kentten çıkmış ulusal sanatçıların yanı sıra Veteriner Hekim Aysel Gürel’in şefliğini yaptığı Gastro Müzik Korosu da performans sergileyecek.
FESTİVAL ORGANİZASYONUNUN EKSİKLİKLERİ
Basın bilgilendirme toplantısında gördüğüm tablo şuydu, Bursa’nın büyük markaları, iyi aşçılar, yemek liderleri bu organizasyona çok ilgi göstermediler.
Neden?
Niçin?
Bir de kapıda karşılaştığım 3 bin lokantacının üye olduğu Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, sitem ederek “Bize söz verilmediği gibi buraya çağrılmadık. Ben Esnaf Odası adına buradayım” dedi.
Sadece bu oda mı?
BTSO yok, Bursa Ticaret Borsası yoktu.
Bademli et restoranları, bu şehri yıllardır sırtlayan Arap Şükrü, Mudanya’nın balık restoranları festivalde yok, neden acaba?
GÜLÜMSEYİN NİLÜFER’DESİNİZ KİŞİYE GEÇMEK ÜZERE
Gülümseyin Nilüfer’desiniz, Mustafa Bozbey’in uzun yıllar boyunca kullandığı ana slogandı.
Gülümseyen ve gülümseten bir kentin yöneticisi olarak bunu herkesin aklına mıh gibi çaktı.
Ancak, Şadi Özdemir’in başkan olmasından sonra Nilüfer’in sloganı değişti.
“Herkesin sesi hepimizin Nilüfer’i” sloganını uygun buldu Başkan Özdemir…
****
Bozbey, 2024 yılında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilince, bu kez “Gülümseyin Bursa’dasınız” şeklini aldı o slogan…
Ancak Bozbey gitti, yenisi de henüz ortaya çıkmadı.
***
Sorun şu ki, bir kişi Gülümseyin Nilüfer’desiniz sloganı için marka başvurusunda bulundu. Ömer Kocakuşak adlı kişinin başvurusuna üç ay içinde itiraz edilmezse, bu sloganı bundan sonra ancak Bilen adlı şirket kullanabilecek.
Bence buna birileri itiraz etmeli!