Bursa

Bursa Mevlevîhânesi’nde yeni kriz: “Sema gösterileri ücretli mi olacak?

1925 yılında kapatıldıktan sonra kaderine terk edilen, 1953’te ise tamamen yıkılan Bursa Mevlevîhânesi, yaklaşık bir asır sonra yeniden Bursa’nın kültürel hafızasına kazandırılmıştı. Ancak kamu kaynaklarıyla yeniden inşa edilen ve kısa sürede Türkiye’nin en dikkat çeken tasavvuf-kültür merkezlerinden biri haline gelen yapı, şimdi “tahsis” tartışmalarıyla gündemde.

HABER: BURHAN KURTULMUŞ

1925’te tekkelerin kapatılması sürecinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen Bursa Mevlevîhânesi’ne uzun yıllar boyunca hiçbir bakım yapılmadı. Tarihi yapı, 1953 yılında arazisinin belediye tarafından su deposu olarak kullanılacağı gerekçesiyle tamamen yıkıldı.

Yıkımdan yeniden doğuşa

Aradan geçen yaklaşık 70 yılın ardından, 2023 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden inşa edilen Mevlevîhâne, “Bursa Mevlevîhânesi ve Müzesi” adıyla yeniden kapılarını açtı.

Müzenin kuruluşunda, Mevlevîhânenin son postnişini Mehmed Şemseddin Efendi’nin torunu Nesibe Günalp Kal’ın bağışladığı 133 parça eser önemli rol oynadı. Böylece yalnızca fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda Bursa’nın tasavvuf ve kültür hafızası da yeniden canlandırılmış oldu.

Ücretsiz kültür hizmetiyle yoğun ilgi gördü

Açıldığı günden itibaren Bursa Mevlevîhânesi’nde sema mukabeleleri, Mevlevî Ayin-i Şerifleri, Mesnevî okumaları, Nevruz ve aşure programları ile tasavvuf musikisi dinletileri düzenlendi.

Selamlık bölümünde müzik meşkleri ve söyleşiler gerçekleştirilirken, dedegân hücrelerinde yazı ve dil dersleri verildi. Tüm bu etkinliklerin ücretsiz olması, yapının kısa sürede Bursa halkının yoğun ilgi gösterdiği bir kültür merkezine dönüşmesini sağladı.

Kültür çevreleri, Türkiye’deki birçok Mevlevîhânenin zamanla “turistik gösteri alanına” dönüştüğünü belirtirken, Bursa’daki yapının gönüllü emeği ve kamusal yaklaşımıyla farklı bir örnek oluşturduğunu ifade ediyor.

“Türkiye’nin gözbebeği haline geldi”

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeniden inşa ve restorasyon sürecinde yüz milyonlarca liralık kamu kaynağı kullanıldı. Yatırımın sonucunda ortaya çıkan yapı, yalnızca bir müze değil; yaşayan bir kültür merkezi haline geldi.

2025 Şeb-i Arus programına katılan Çelebi ailesi temsilcilerinin, “Yüz yıl sonra böylesine nitelikli bir icra gördük” diyerek duygulandıkları ve gözyaşlarını tutamadıkları da ifade edildi.

Tahsis iddiaları tartışma yarattı

Son dönemde ise Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün, kamu kaynaklarıyla ayağa kaldırılan bazı tarihi yapıların çeşitli vakıf ve cemaatlere tahsis edildiği yönündeki iddialar tartışma yaratıyor.

İddialara göre, Bursa Mevlevîhânesi de Bursa’daki en aktif kültür kurumlarından biri olmasına rağmen belediyenin kullanımından alınarak belirli bir yapıya tahsis edildi.

Kamuoyunda konuşulan iddiaların odağında ise daha önce Kasımpaşa Mevlevîhânesi ile anılan Fatih Çıtlak ve “Meydan Meşkleri Topluluğu” bulunuyor.

Eleştirilerde, Mevlevî semasının ücretli organizasyonlara dönüştürüldüğü ve tasavvuf geleneğinin ticari faaliyet haline getirildiği öne sürülüyor. Tasavvuf araştırmacısı merhum Nezih Uzel’in yıllar önce kullandığı “Mevlevî semasını döner sermayeye çevirdiler” ifadesi yeniden gündeme taşınıyor.

“Kamu malı kime hizmet edecek?” Sorusu

Tepkilerin merkezindeki soru ise şu:

Bursa halkının vergileriyle yeniden ayağa kaldırılan, ücretsiz kültür hizmeti veren ve kamusal işlev üstlenen bir tarihî yapı, hangi gerekçeyle belirli kişi ya da gruplara tahsis ediliyor?

Konuya ilişkin resmi makamların henüz kapsamlı bir açıklama yapmaması ise tartışmaları daha da büyütüyor. Bursa kamuoyu şimdi hem tahsis sürecinin şeffaflığını hem de Mevlevîhânenin gelecekte nasıl kullanılacağını merak ediyor.