Bursa

Bursa'da çevre felaketi: Uzmanlardan açıklama geldi

Bursa’da Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi’nde meydana gelen çevre felaketine ilişkin TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, olayın çevresel etkileri ve halk sağlığı üzerindeki olası sonuçlarının ortaya konulması amacıyla yetkili kurumlara 19 kritik soru yöneltti. Oda, kamuoyunda oluşan kaygının giderilmesi için sürecin şeffaflıkla açıklanmasını talep etti.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Bursa’da yaşanan maden kaynaklı çevre felaketine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi’nde meydana gelen çökme olayının yalnızca teknik bir kaza olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanarak, çevresel etkiler ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi.

Oda, olayın nedenlerinin ve sonuçlarının tüm yönleriyle ortaya konulması gerektiğini belirterek, ilgili kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Yer seçiminden denetime: Kritik soru

Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi tarafından yöneltilen sorularda;

  • Atık depolama alanının yer seçimi,

  • Yağış rejimi ve iklim değişikliği etkileri,

  • Duraylılık ve heyelan analizleri,

  • ÇED raporlarında belirtilen taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği,

  • Denetim firmalarının sorumlulukları,

  • Bakanlıklar ve DSİ’nin rolü

gibi pek çok başlık mercek altına alındı.

Ayrıca, maden atıklarının depolanma yöntemi, atık barajının kapasitesi, çökmeyle birlikte çevreye yayılan atık miktarı ve bu atıkların toprağa, yeraltı ve yüzey sularına karışıp karışmadığı da sorular arasında yer aldı.

Ağır metal ve içme suyu endişesi

Açıklamada özellikle, Barçın Köyü içme suyu kaynaklarının ve ishale hattının kazadan etkilenip etkilenmediği konusunda kamuoyunun net biçimde bilgilendirilmesi gerektiği vurgulandı. Oda, ağır metal içerikli atıkların içme suyu kaynaklarına karışma ihtimalinin ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğuna dikkat çekti.

Toprak, yüzey suyu ve yeraltı sularında ağır metal ve kimyasal analizlerinin yapılıp yapılmadığı, bu analizlerin hangi sıklıkla ve hangi noktalardan alındığı ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı sorularına da yanıt talep edildi.

“Teknik çalışmalar ve açık ve anlaşılır olmalı”

Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi:

“Yukarıdaki sorular ışığında; çevresel felaketlerin önüne geçebilmek ve etkin izleme/denetim çalışmalarında bulunabilmek için ilgili kurum ve kuruluşlara ait kanun ve yönetmelikler yeniden gözden geçirilmelidir. Sorumluluk alanları netleştirilmeli, kurumlar arası koordinasyon ve iletişim güçlendirilmelidir. Yapılan teknik çalışmalar açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulmalı ve bu süreçlere TMMOB çatısı altındaki teknik meslek odalarının katılımı mutlaka sağlanmalıdır.”

Çevre mühendisleri, yaşanan olayın yalnızca Bursa’yı değil, benzer maden faaliyetlerinin yürütüldüğü tüm bölgeleri ilgilendiren ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını vurguladı.

İşte odanın yönelttiği sorular

Söz konusu çevre kazası yaşanmadan önce açık ocakta ya da saha genelinde toprak kayması veya duraylılık ile ilgili sorunlardan dolayı şirket yetkililerince (önlem amaçlı) ya da resmi kurumlarca herhangi bir faaliyet durdurma yapıldı mı?

ÇED Raporları incelendiğinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen görüşte Ülkemizde yaşanan iklim değişikliğinin etkileri sebebi ile faaliyet alanında beklenmeyen hava olaylarının gelişebileceği ve Lot 1 maden atık depolama tesisinin topoğrafik konumu nedeniyle heyelan riski taşıdığı, bu sebeple Su Yapıları Denetim Firması koordinasyonunda "Su Yapıları Mühendislik Hizmeti" çalışması yaptırılması gerektiği bildirilmiştir. Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapılmış ve ne önlemler alınmıştır? ÇED raporunda yer alan, ilgili bakanlık ve firma arasında yapılan yazışmalarda bakanlığın talep etmiş olduğu söz konusu "Su Yapıları Mühendislik Hizmeti" çalışmasını firmanın bakanlığın belirlediği süreler içinde yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda firmaya ne tür yaptırımlar uygulandı? Kontrolsüz ilerleyen faaliyeti durduruldu mu?

Bununla birlikte yine aynı alan için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kuşaklama kanalları hidrolik hesap raporunun uygunluğu konusunda DSİ Genel Müdürlüğü'nün ilgili birimlerinden görüş alınması istenmiştir. Söz konusu görüş alındı mı?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen görüşlerde atığın yüksek kil içeriği nedeniyle yeterli sıkıştırmanın mümkün olmayacağı bu sebeple de kuru atık depolama yönteminin uygulanamayacağı söylenmektedir. Mevcut durumda atık, sulu olarak mı yoksa kuru olarak mı depolanıyordu? Bunun atık depolama tesisisin çökmesiyle alakası var mıdır?

Proje kontrol ve inşaat denetimi için görevlendirilen firma Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen periyotlarda saha denetimini yapıp raporlarını ilgili bakanlığa sundu mu? Söz konusu denetim firması yaşanan bu kazayı ön görüp ilgili mercilere bilgilendirme yaptı mı? Alınması gereken önlemler konusunda firmayı uyardı mı?

Söz konusu denetim firmalarının, denetim firmalarında görev alan kilit personelin ve kontrol mühendislerinin yeterliliği denetleniyor mu? Denetleniyorsa denetim hangi kurum tarafından yapılıyor ve denetlenme sıklığı nedir?

Yaşanan olayın sebebi projede sunulan ve nihai ÇED raporunda taahhüt edilenden fazla atığın depolanması mıdır?

Atık depolama yapılan alanda, atığın depolanması esnasında palye eğimleri ve yükseklikleri nelerdir? Yapılan uygulama projesinde duraylılık ile ilgili bu husus neye göre belirlenmiştir. Atık depolama alanına atık yüklemesi yapılırken bu hususlar dikkate alınmış mıdır?

Tesiste günlük 898,88 ton atığın (Pb %0,1 ve Zn %0,2) depolandığı ve atık depolama alanının 3.780.000 m³ kapasitesinin olduğu nihai ÇED raporunda beyan edilmektedir. Barajın çökmesi ile birlikte toprağa ve suya karışan maden atığı miktarı nedir?

Nihai ÇED raporunda ruhsat sahası içinde ve çevresinde akar dere bulunmadığı söylenmektedir. Sahada yapılan incelemelerde kuru olarak nitelendirilen ve Yenişehir Havzası'na dökülen Sarıyar Deresi'nin bulunduğu ve söz konusu derede akış olduğu, bununla birlikte çöken atık depolama tesisindeki atıkların söz konusu dereye ve toprağa karıştığı tespit edilmiştir. Dere akışının toprak yığını ile kesilmeye çalışıldığı ancak topraktan süzülen suyun düşük debili de olsa akmaya devam ettiği görülmüştür. Söz konusu alanda kaza sonrası toprağa ve suya karışan ağır metal olup olmadığının tespiti için toprak ve su analizleri yetkili mercilerce yapıldı mı? Hangi alanlardan ne sıklıkla numuneler alındı? Sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mı?

Meyra Mühendislik Proje ve Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'nin Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı'nın işletme sırasında ve işletme sonrasındaki etkilerinin belirlenebilmesi için tesis sınırları içerisinde gözlem kuyuları açılacağı ve bu kuyular sayesinde sızıntı suyu ve yeraltısuyu hareketinin ölçülerek gözlemlenebileceği, gözlem programı çerçevesinde de periyodik olarak alınacak numunelerin analizlerinin yapılacağı nihai ÇED raporunda taahhüt edilmektedir. Firmanın verdiği taahhütlere uyup uymadığının takibi yapılıyor mu? Söz konusu analizler yapıldıktan sonra DSİ 1. Bölge'ye sunuluyor mu?

Söz konusu süreçle alakalı olarak DSİ 1. Bölge'nin takip mekanizması mevcut mu?

Nihai ÇED raporunda faaliyet alanının yaklaşık 650 m güneydoğusunda Barçın Köyü içme suyu kaynağı ve yaklaşık 700 m güneydoğusunda ise ishale hattı olduğu belirtilmektedir. Atık depolama tesisi, proje alanının güneyinde kalmakta olup söz konusu toprak kayması ile birlikte depolanan ağır metal içerikli atıkların söz konusu içme suyu kaynağına ve ishale hattına karışıp karışmadığının tespiti için gerekli analizler yapıldı mı? Analiz sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mı? Kaza sonrasında alandan ne kadar sıklıkla numune alındı? Yapılan analizler sonucunda kaza alanına en uzak kaç metre mesafede atık kontaminasyonu tespit edildi?

Yine atık depolama tesisi ÇED olumlu belgesine istinaden hazırlanan nihai ÇED raporunda proje sahası içinde yeraltı suyunun tespit edilmediği belirtilmiş ve yine aynı rapor içerisinde proses su ihtiyacının yeraltı su kaynaklarından ve İznik Gölü'nden sağlanacağı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra proses sonucu oluşacak atıksuyun geri kazanılarak proseste tekrar kullanılacağı beyan edilmekte ancak geri kazanım prosesine dair hiçbir teknik bilgi raporda yer almamaktadır. Bu şartlarda ÇED olumlu belgesine istinaden hazırlanan raporun teknik olarak yeterliğinden söz edilebilir mi?

Proses sonucu oluşan atıksu ve depolamadan kaynaklanan sızıntı suyu tekrar proseste kullanılıyor mu? Atıksu geri kazanım tesisine ait bilgi mevcut mu?

Proje için hazırlanan Jeolojik-Hidrojeolojik Etüt Raporu'nda faaliyetin yeraltı ve yerüstü içmesuyu kaynaklarına etkisinin detaylı olarak incelendiği belirtilmekte olup yaşanabilecek çevresel kazalarda depolanan ağır metallerin yeraltı ve yersütü sularına etkilerinden bahsedilmiş midir? Olası çevre kazalarının yaşanmaması adına bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alınarak ne tür önlemler alınması gerektiği belirtilmiş midir? Hazırlanan raporun yeterli olup olmadığı hangi kurum ve kuruluşlarca denetlenmektedir?

Her ne kadar tesis depoladığı atığın tehlikesiz nitelikte olduğunu ileri sürse de 01.06.2018 tarihli Maden Atıkları Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Açıklamalar dokümanına göre flotasyon tesisinden kaynaklanan maden atıkları, Atık Yönetimi Yönetmeliği Ek-4'e göre tehlikeli atık olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu toprağa, yeraltı ve yüzeysel sulara karışan ağır metal içerikli tehlikeli atıkların temizlenmesi için nasıl bir yöntem belirlenmiş ve süreç nasıl, kimler tarafından takip edilmektedir?

Yapılan analizlerde tesiste zenginleştirme sırasında kullanılan kimyasalların herhangi biri yüzey suyu ya da yeraltı suyunda tespit edilmiş midir?