HABER: BURHAN KURTULMUŞ
Melike Baysal, 2024 yılının ağustos ayında 5199 sayılı hayvanları koruma kanununda değişiklik yapan 7527 sayılı kanun tartışılırken yaşanacakları öngördüklerini belirterek şunları söyledi:
“Bu günleri öngörmüştük”
“Biz bu günleri görmüştük ve kanun yapıcıları uyarmıştık. Bu öyle bir kanun ki, hayvana karşı şiddeti siz isteseniz de istemeseniz de meşrulaştıracak.”
“Köpekler tehlikelidir algısı oluşturuldu”
Yeni düzenlemenin toplumda yanlış bir algı yarattığını ifade eden Baysal, “Kanun köpeklerin sokakta yaşamaması gerektiği, insan sağlığına zarar verdikleri düşünülürse öldürülebilecekleri fikrini kafalara yerleştirdi. Bu da köpeklerin çok tehlikeli olduğu ve gerekirse öldürülebileceği algısını oluşturdu” dedi.
“Matmazel bu yasa yüzünden öldü”
Ankara Demetevler’de yaşanan Matmazel vakasına değinen Baysal, ölümün doğrudan bir insan eliyle gerçekleştiğini ancak bu cesareti verenin yasa olduğunu vurguladı:
“Matmazel 7527 sayılı kanun yüzünden öldü. Elbette fiili gerçekleştiren bir insan var ama o kişiye bu rahatlığı veren maalesef bu yasa oldu.”
“Şiddet önce hayvana, sonra insana yönelir”
Olayın iki yönü olduğuna dikkat çeken Baysal, “Birincisi bu yasanın kendisi, ikincisi ise insanların fırsat bulduğunda hayvanlara karşı işleyebileceği suçların boyutu. Hayvana zarar veren biri bir insana da zarar verebilir. Şiddet, önce en savunmasız olan hayvanlar ve çocuklara yönelir” diye konuştu.
“Hayvana karşı şiddet artıyor”
Soruşturmaların sürdüğünü hatırlatan Baysal, masumiyet karinesine dikkat çekmekle birlikte ortada görüntüler olduğunu ve bu olayın münferit olmadığını söyledi. “Yeni kanunla birlikte hayvana karşı şiddet açık şekilde artmaktadır” dedi.
“5199 sayılı kanun çok iyi bir yasaydı”
2005 yılında yürürlüğe giren 5199 sayılı yasanın önemini hatırlatan Baysal, “Bu ülke, kasten hayvan öldürmeyi yasaklayan sayılı ülkelerden biriydi. Ancak 20 yıl boyunca belediyeler denetlenmedi. Son bir yılda yapılan denetimler, önceki 20 yılda yapılmadı” ifadelerini kullandı.
“kısırlaştırma yapılmadı, sonra suç kanuna atıldı”
Baysal, belediyelerin görevlerini yerine getirmediğini belirterek şunları söyledi:
“Belediyeler kısırlaştırma yapmadı, sonra da ‘kısırlaştırma işe yaramıyor’ denilerek kanun değiştirildi. Eğer son 20 yılda gerçekten kısırlaştırma yapılsaydı bugün bu sorunları yaşamazdık.”
“Bursa’da ciddi bir bakımevi yoktu”
Bursa özelinde de eleştirilerde bulunan Baysal, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mart 2024’e kadar operasyonların yapıldığı ciddi bir bakımevine sahip olmadığını, Gümüştepe’deki merkezin yerel seçimlerden yalnızca iki ay önce açıldığını söyledi. “Bu ihmal sadece büyükşehirle sınırlı değildi, birkaç ilçe dışında Bursa’da belediyeler kısırlaştırma yapmadı” dedi.
“Kontrolsüz besleme hayvanlara zarar veriyor”
Besleme konusundaki uyarılarının çarpıtıldığını dile getiren Baysal, “Kontrolsüz beslemeler çevre sağlığına, insan sağlığına ve hayvan sağlığına zarar veriyor. Çürüyen mamalar, yemek artıkları hayvanları zehirliyor. Bazıları obez olurken bazıları aç kalıyor. Biz bunu söylediğimizde ‘beslemeyi yasaklayacağız’ noktasına getirildi. Neyse ki Bursa’da henüz böyle bir karar yok” dedi.
“Mahalle hayvanı anlayışı bitirildi”
Eski uygulamada kısırlaştırılan ve aşılanan hayvanların alındığı yere bırakıldığını hatırlatan Baysal, bunun hayvanları mahallenin bir parçası haline getirdiğini söyledi. Yeni yasayla birlikte kısırlaştırmaların neredeyse durma noktasına geldiğini belirtti.
“Belediyeler de, vatandaş da çaresiz”
Yeni düzenleme nedeniyle belediyelerin ve vatandaşların sıkıştığını ifade eden Baysal, “Vatandaş sokakta bulduğu bir hayvanı belediyeye götüremiyor çünkü o hayvanın bir daha çıkması mümkün olmuyor. Belediyeler toplasa bir türlü, toplamazsa bir türlü” dedi.
“Toplama alanları hayvanların doğasına aykırı”
Toplu barınakların hem hayvan hem çalışanlar için sorun yarattığını söyleyen Baysal, “Büyük ırk köpeklerin bulunduğu alanlarda personelin uzun süre çalışması mümkün değil. Bu hayvanlar sürü halinde yaşayan canlılar. Kapalı ve sürekli aynı yerde kalmaları psikolojik sorunlara, anksiyete benzeri rahatsızlıklara yol açıyor” diye konuştu.
“Hayvan birimleri sürgün yeri gibi görülüyor”
Belediyelerdeki personel politikalarına da dikkat çeken Baysal, “Hayvan birimleri adeta sürgün yeri gibi görülüyor. Sosyal ve psikolojik sorunları olan, çalışmakta zorlanan kişiler hayvan bakımına veriliyor. Bu insanlar öfkelerini, kendilerini şikayet edemeyecek olan hayvanlardan çıkarabiliyor” ifadelerini kullandı.
Melike Baysal, mevcut yasanın hem hayvan refahını hem de toplum sağlığını tehdit ettiğini belirterek, bilimsel ve vicdani temellere dayalı yeni bir yaklaşımın şart olduğunu vurguladı.