1990 yılında Bursa’da doğan gazeteci ve yazar Ece Sarı, uzun yıllardır sürdürdüğü gazetecilik kariyerinin ardından edebiyat alanındaki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Sarı’nın yeni kitabı “Veda ve Vuslat”, özellikle ortaokul ve lise çağındaki genç okurlara hitap eden bir hikâye olarak yayımlandı.
2012 yılından bu yana Bursa ve İstanbul’da gazetecilik yapan Sarı, muhabirlikten editörlüğe, haber müdürlüğünden program sunuculuğu ve spikerliğe kadar basının birçok alanında görev aldı. Aynı zamanda genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı da yapan Sarı, daha sonra kurumsal dünyaya geçerek kurumsal iletişim alanında uzmanlık ve yöneticilik görevlerinde bulundu.
Kadın ve çocuk hakları üzerine akademik çalışmalar yürüten Sarı, bu alanda yıllarca araştırmalar yaptı. Amerika’da Türk kadınını temsil eden projelerde yer alan yazar, yurt dışında da çeşitli sosyal projelere imza attı.
Yazmaya olan ilgisi ise çocukluk yıllarına dayanıyor. Haber, köşe yazısı ve makaleler kaleme almasına rağmen öykü yazma hayalini uzun süre içinde taşıyan Sarı, bu hayalini 2019 yılında yayımlanan ilk kitabı “Gizemli Tepe” ile gerçekleştirdi. Ardından “Büyükannemin Sihirli Mirası” adlı ikinci kitabını okurlarla buluşturdu.
Çocuklara yazmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Sarı, beş yıl sonra uzun süredir üzerinde çalıştığı üçüncü kitabı “Veda ve Vuslat” ile yeniden okur karşısına çıktı.
1940’LARIN BURSA'SINDA GEÇEN BİR HİKAYE
“Veda ve Vuslat”, 1940’lı yılların Bursa’sında geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Edebiyata büyük bir tutkuyla bağlı olan Zeliha’nın yarım kalan hayallerini ve oğlu Mustafa’nın annesinin hayallerini gerçekleştirme yolunda yaşadığı zorlu günleri konu alan eser, okuru aynı zamanda içsel bir yolculuğa davet ediyor.
Hikâyede kavuşma, ayrılık, acı, aşk ve özlem gibi duygular üzerinden kelimelerin insanlar için ne ifade ettiği sorgulanıyor. Okur, bu yolculuğa henüz 8 yaşındaki Mustafa’nın gözünden tanıklık ediyor. Hikâye Bursa’dan İskenderun’a uzanan bir anlatı sunuyor.
"KİTAP, BİLGİSAYARSAN SİLİNDİ"
Yazar Ece Sarı, kitabın ortaya çıkış sürecinin oldukça zorlu geçtiğini belirterek şunları söyledi:
“İlk iki kitabım daha sıcak, daha küçük çocuklara hitap eden öykülerdi. Aslında ‘Veda ve Vuslat’ı da yazarken aynı duygudaydım. Öyküye ilk başladığımda yıl 2021’di. Yarısına geldim, örgüyü oluşturdum ki bilgisayarda yaşadığım bir sıkıntı yüzünden kitap silindi. Yok oldu. Cinnet geçirecektim herhalde. Nasıl üzüldüğümü anlatamam.”
Dosyanın yedeklenmemiş olmasının kendisini çok üzdüğünü söyleyen Sarı, yaşadığı süreci şöyle anlattı:
“Yedeklememek gibi bir hatayı nasıl yapmıştım diye kendime çok kızdım. Ama her şeyde bir hayır var dedikleri doğru. Tam iki yıl elim değmedi öyküye. Bir kitabı bitirmeden diğerini yazamamak gibi de bir huyum var. O dönemde de çok yoğun çalışıyordum.”
"ÖYKÜ BÜYÜDÜ, YENİDEN YAZDIM"
Sarı, yıllar sonra hikâyeye yeniden döndüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Üç yıl sonra tekrar oturdum başına. Epey ilerledim ama ‘Veda ve Vuslat’ günümüzde geçen bir öykü değil. O dönemin diline göre yazmak çok önemliydi. Öykü Bursa’dan İskenderun’a uzanıyor ve ben İskenderun’a hiç gitmedim. Bilgi almam, öğrenmem gerekiyordu. Derken iş ciddileşti, öykünün yaşı büyüdü.”
Bir süre daha yazmaya ara verdiğini belirten Sarı, yayınevinin desteğini de şu sözlerle anlattı:
“Yayınevime çok kez bu kitabı bitiremeyeceğimi söyledim ama bana inanmayı hiç bırakmadılar. Defalarca ‘kitabı bitirin’ dedim. Ben sonunu yazmak istemiyorum diye sürekli ağlandım diyebilirim.”
"İKİ GECEDE TAMAMLADIM"
Sarı, kitabın finalinin beklenmedik bir şekilde ortaya çıktığını belirtti:
“En sonunda geçtiğimiz ay iki gece önüne oturdum. Öykü bana baktı, ben öyküye. Kitabın ne adı var, ne sonu ne olacak, sonuç nasıl bağlanacak tek bir fikrim yoktu. Ama ben belirsizliklerden beslenmeyi severim. Birden geldi ne geldiyse. Şu ilham dedikleri sanırım. İki gecede asla yazamam dediğim bir öyküyü yazdım.”
Kitabın adının da kendiliğinden ortaya çıktığını söyleyen Sarı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sonuç da kendiliğinden belirdi, diyaloglar da. Kitap kendi ismini kendi koydu adeta. Bu benim 6 yaşından beri yazmak istediğim öykünün ta kendisiydi. Daha iyisi olabilir mi? Evet. Yazmak zaten daha iyisini yazma güdüsüyle çıkılan bir yolculuk. Ama ‘Veda ve Vuslat’ bana lise çağımda içimde sorguladıklarımı hatırlattı.”
Sarı, kitabın yalnızca çocuklara yönelik olmadığını da vurgulayarak, “Çocuk kitabı değil bu yanlış anlaşılmasın. Yetişkinler de kendi sesini, kendi sözlüğünü sorgulayacak bu kitapla. Umarım okurlar, benim yazarken aldığım hazzı okurken de alırlar.” dedi.