Bursa'nın muralsız belediyeleri

Bursa’nın turizm de hak ettiği yeri bulamadığı yıllardan beri söylenir. Kentin turizmi gelişsin diye kocaman oteller yapıldı. Uludağ gibi dünyanın en kıymetli doğal varlığına dahi oteller inşa ederek turizme kazandırmayı denedik.

Fakat bugün insanlığın turizmden beklentisi somut bir şekilde değişti. Bir dönemin her şey dahil otelleri konaklayanlar için prestij göstergesiydi. Ancak çağımızın yeni turizm anlayışı bu tip tatil anlayışlarını bayağı buluyor. Yaşı kaç olursa olsun sırt çantasını alıp şehir şehir gezen insanlar çok daha prestijli kabul ediliyor. Otel yemekhanesindeki açık büfenin ne kadar geniş çeşitli olduğunu konuşmak şimdinin kavramıyla “krinç” bulunuyor. Tarihi sokaklarda yürüyüp yerelde tüketilen atıştırmalıkları bazen kırık bir tabure üstünde yemek insanları artık daha fazla tatmin ediyor.

Gördüğünüz gibi gibi Fransa lideri dahi başkent sokaklarında sabah koşusu yaparak zamanını değerlendiriyor. İnsanlar sınırlandırılmış ve aktivitelerine kadar planlanmış bir tatil kavramından uzaklaşıyor.

Her şeyin başı aslında insanların kendileri için oluşturulmuş bir kent simülasyonunda tatil süresini geçirmeye zorlanması olarak tarif edilebilir. İnsanlar hayatın karşısına çıkartacağı olumlu ve olumsuz şeyleri deneyimleyerek kentleri gezmeyi arzuluyor.

Peki bu durumda Bursa turistlere ne vaat ediyor?

Cumalıkızık Köyünde plastik Hollywood oyuncakları, Ulucami ve Kozahan önünde Bursa ile alakası olmayan hediyelik eşyalar turizme katkı mı sunuyor? Çinisi ile ünlü İznik’in bulunduğu bir şehirde tüm turistik bölgelerde ucuz kötü ve hiç bir sanatsal değeri olmayan bir takım kaplar satılıyor.

Daha önemlisi Bursa da turist otobüsü sorunu aşılamıyor. Sorun otobüslerin park yeri bulamaması değildir. Sorun Bursa’nın gezilemeyecek bir yer olması ve kafilelerin araçlarla taşınmak zorunda kalmasıdır.

Geçtiğimiz yıl Gürcü Başkenti Tiflis’i günlerce araçsız gezmiştim. İyisiyle kötüsüyle tüm kenti kapsayan bir turizm planı yapıldığı için dünyanın dört bir yanından turist akıyor.

Örneğin eski bir Sovyet fabrikası onarılarak Tblisi Fabrika adıyla bir hostele dönüştürülmüş. Sabahın erken saatlerine kadar onlarca genç lobide, fabrika bahçesinde sohbet edip eğleniyor.

Bursa’ya turistlerin gelip gelmemesinden ziyade insanlar bir sırt çantası alıp bu şehri gezebiliyor mu? Bunu düşünmek gerekiyor. Bursa’ya gençler neden gelmiyor? Bursa de genç turistleri kucaklayacak bir tane destinasyon yapıldı mı? Bazıları için Görükle gençlerin bölgesi olarak görülse de gerçek pek öyle değil. Maalesef on binlerce öğrencinin yaşadığı Görükle ’de şehrin geri kalanına göre daha rahat alkol tüketilmesi dışında hiçbir özellik bulunmuyor. Elbette dünyanın farklı noktalarından gençler Görükle de içki içmeye gelmeyecek.

Uzun zamandır konuşulan Trilye eski yağ fabrikası bu konuda Bursa için yeni bir umut olabilir. Gençlik kulüplerinin çalışmalar yapacağı, festivallerin düzenleneceği bir yerel hostel neden yapılamasın? Herkesin yaptığını yaprak değil fark katarak bu kenti öne çıkartabiliriz. İstanbul’dan dahi yüzlerce genç karşı kıyıya geçerek Trilye de arzu ettikleri kültürel dokuyu yaşatabilirler.

İşin kilitlendiği nokta maalesef zihinlerin aşırı derecede ileri yaşlarda olması sanırım. Burada söz konusu kişilerin yaşı değil, zihinlerin geçmişte çapalı kalmasıdır.

Bir grup genç açtıkları hostel ile Tiflis’i bir kültür turizmi cennetine çevirdi. Demek ki yapınca oluyor.

Gelelim muralsız belediyeciliğe:

İstanbul Kadıköy’de birkaç güzel örneğini gördüğümüz duvar resimlerine mural diyoruz. Tiflis de adeta mural avına çıkmak bir gelenek olmuş durumda. Kentin her yerinde bağımsız sanatçıların muhteşem duvar resimleri aniden bir sokak arasında karşınıza çıkabiliyor.

Bazılarınız diyebilir ki “bizim de duvar resimlerimiz var”. Belediyelerin ne çizileceğine karar verdiği ve oldukça itici duran duvar resimlerine mural denmiyor. O kentte yaşayan yahut o şehre katkı sunmak isteyen sanatçıların bağımsız resimlerinden bahsediyoruz.

Her şeyi denetleyen, duvarları kiş bir propaganda nesnesi olarak kullanan bürokrasi anlayışı şehrin önündeki önemli engellerden biri.

Diyeceksiniz ki serbest bırakırsak kimin ne yapacağını nerden bileceğiz, ya sakıncalı bir şey çizerse…

Zaten mesele de bu. Bursa’nın en başarılı galerisinin Acemler'de terk edilmiş bir spor kompleksinde kurulması tesadüf değil. Her şeye karar vermeye çalışan zihniyetlerin muralı olmuyor. Haliyle turisti de olmuyor.