CHP Nasıl Kurtulur? - 5

22-23 Mayıs 2010 CHP 33. Olağan Kongresi’nde Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan seçildi. Salon izdihamdan dalgalanmakta, gazeteciler ayakkabılarını çıkarıp sandalye üzerinden sahneyi izlemekteydi. Kılıçdaroğlu izdiham nedeniyle birkaç kez ezilme tehlikesi atlatmıştı. Sahneye Ecevit kasketiyle çıktığında, kitlenin coşkusu bir siyasi parti kongresinden çok, rock yıldızının sahne alığı bir stadyum konserini andırıyordu. Dalgalar haline sahneye doğru kitle gelip gitmekteydi.

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçildiği süreç iki önemli duruma işaret eder. Birincisi kitleler medya ve propaganda araçlarıyla çok çabuk manipüle edilebilmektedir. İkincisi, Türk siyasetinde lider belirleyicidir, bir süre sonra liderin ne konuştuğu neyi savunduğu önemli olmaktan çıkar, lidere duyulan güven, imanın derecesini belirler. Demokratik kültürün gelişmediği ya da sakatlandığı dönemlerde tüm dünyada görülen bu eğilim Türkiye’de olağandır. Hitler saçma sapan konuşurken, sözlerini Heidegger’e eleştiren bir arkadaşına filozof, “ne dediğini bırak, ellerine bak” demiştir. Mühim olan lider ile kitle arasındaki sihirli bağdır. Maalesef bizim ülkemizde o sihirli bağ bozulduğunda, dün el üstünde tutulan çok çabuk ayaklar altına alınır. Padişahına daha dün “çok yaşa” diye bağıran bu millet, padişahı boynunda kementle sokaklarda sürüklenirken dönüp bakmaz bile.

Baykal, Yeni CHP’den vazgeçip, CHP’yi tekrar kendi kodlarına yerleştirmeye başlamış, nitekim 2009 yerel seçimlerinde iktidar partisi ancak %38 oy alabilmişti. CHP-MHP bloğunun oy oranı %40’a yakındı. Üstelik ülkede ekonomi, 2008 Krizinden oldukça az etkilenmişti. Siyasal iktidar, muhaliflerini acımasızca bastırıyordu. Bu koşullarda çok iyi bir performanstı.

Kemal Bey’in partiye dönüşü, Baykal döneminde ayrılanları tekrar CHP’de bütünleştirdi. En büyük parça ise Karayalçın’ın SHP’siydi. SHP, 2004 yerel seçimlerine PKK’nın siyasal kolu DEHAP ve onu destekleyen birkaç sol partiyi alarak girmiş ancak % 5 oy alabilmişti. Kitle karşılığı yoktu ama örgütlü hareket eden üye bağlarıyla CHP’de etkin oldular. En önemlisi, etnik siyasal yapılarla olan işbirlikleri üzerinden YCHP sürecine katkı sağladılar.

Kemal Bey, Önder Sav’ı tasfiye edip Parti’de gücünü pekiştirince CHP’yi dönüştürmeye başladı. Ergenekon-Balyoz davalarında tavır değişmiş, suçlular cezalandırılsın açıklamaları gelmişti. Zamanla CHP’nin siyasal kodlarını çözdü, hatta Parti’nin 90. kuruluş yılı bahanesiyle rozetlerde altı ok kalktı. YCHP, siyasal programına uygun olarak etnik-dinsel yapıların Parti’de öne çıktığı ve siyasette paranın rolünün çok güçlendiği bir dönem oldu. Yapılan tüm hatalar, “yeter ki Erdoğan gitsin” histerisi üzerinden bastırıldı, “şimdi zamanı mı?” diyerek susturuldu. Tabi siyasal program ve mücadelenin yerini sadece Erdoğan’dan kurtulma davası alınca, diyalektik işlemiş, Erdoğan her seferinde kazanmıştı. Bütün kartların “Erdoğan gitsin”e yatırıldığı bir oyundan en çok Erdoğan mutluydu, neticede kasa her zaman kazanmayı bilirdi.

4-5 Kasım 2023’te Kılıçdaroğlu, Özgür Özel karşısında kaybetti. Kılıçdaroğlu birçok siyasetçi gibi kendi mezar kazıcılarını kendi eliyle yetiştirmişti. Özel ve ekibi YCHP’nin bizzat kendisidir, Kılıçdaroğlu’nu 13 yıl boyunca en çok savunan, tavizsiz bir şekilde takip ederek Parti’yi dizayn edenlerdir. CHP’yi savunan az sayıdaki Partili ise, siyasal merkez olarak bu tarihsel kurumun ayakta kalmasına özen göstererek, sabırla mücadeleye devam etme ve CHP’yi gerçek manada bir siyasal güce dönüştürmenin kararlılığını sürdürmektedir.

2025 Yerel Seçimleri’nde CHP’nin %37,81 ile birinci Parti çıkması şüphesiz CHP’liler için müthiş bir olaydı. Fakat seçimlerin siyasi muhasebesi yapılmadığı gibi, seçimde adayların belirlenmesi son derece sorunlu olmuş, seçim sonrası ise denetleme ve kontrol mekanizmaları kurulamamıştı. Erdoğan’ın ilk kez ikinci sıraya düşmeye sessiz kalmayacağı, tamamen kendisine bağladığı devlet gücü ile CHP’nin üzerine yürüyeceği beklenmeliydi. Bu yüzden CHP kılı kırk yarmalıydı, hiçbiri yapılmadı.

Ayrıca vurgulamak zorunda olduğumuz bir husus var, iktidar partisi her yerel seçimde, genel seçimlere oranla çok düşük oy almıştır. Türkiye’de yerel seçimlerin ve genel seçimlerin dinamiği, bilhassa başkanlık sistemiyle birlikte çok değişmiştir. CHP kitlesinin neredeyse çeyrek asırlık iktidarından sonra Erdoğan’dan kurtulmak istemesi, Partisinin iktidarını özlemesi çok doğaldır. Fakat Kemal Bey döneminde olduğu gibi, her şey buraya endekslenir ve diğer tüm meseleler talî hale gelirse, Erdoğan elindeki devlet gücünü de kullanarak süreci istediği gibi yönetecektir. Türkiye artık olağan seçim dönemlerinin yaşandığı, Partilerin özgür propaganda süreçlerinden sonra iktidarın barışçıl yollardan el değiştirdiği bir ülke olmaktan çıktı, rejim değişti.

Şimdi CHP büyük bir kriz içinde. CHP’nin güncel durumu hakkında onlarca yazı yazdığım için tarihsel muhasebeyi burada bitirerek çözüm önerilerimi sıralayacağım.

1. CHP’nin Parçalanması Engellenmelidir: Bugün iktidarın, medya gücünü de kullanarak hararetle Kemal Bey’i savunması, CHP’ye yönelik bir provokasyondur. CHP’lilerin de bu provokasyona uydukları, birbirlerine küfürler-hakaretler savurduğu gözlenmektedir. İktidarın maksadı CHP’yi parçalamaktır. Yeni Parti kurmak her zaman mümkün olsa da bir partinin kurumsal yapısını oturtması kolay değildir. Siyasetin kamusal sorumluluk bilincinden çok şahsi menfaat için yapıldığı günümüzde partilerin siyasal-örgütsel konsolidasyonu sağlaması oldukça güçtür. Kimileri, CHP’den ayrılarak CHP’nin tarihsel bagajından kurtulmak isteyebilir. Bu bagajın CHP’ye belirli zorluklar çıkardığı da doğrudur. Fakat bu tarihsel kökler, CHP’nin en fırtınalı zamanlarda ayakta kalmasını sağlamıştır. Parti bu köklere yaslanarak kendisi her zaman yenileyebilir.

2. Özgür Özel “İstiklâl Hareketi” ve “Ulusal Kurucu Kongre” Teşkil Etmelidir: Ayrı parti kurmak yerine, Parti’den atılanlar ve üyeliği devam edenler hep birlikte “İstiklâl Hareketi” merkezli olarak çalışabilir. Bu Hareket bir yandan siyasi mücadeleye önderlik ederken, CHP’deki mücadeleye yön veren bir kanat olarak varlığını sürdürür. Eğer CHP kongreye gitmeden bir seçim olursa, geçici olarak bir partiyle seçime girilir. Ana kitlenin CHP’de kalması elzemdir. Ayrıca Türkiye’de Kemalist Devrim’in tamamen tasfiye edildiğini ve yeni bir rejimin yürürlükte olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu yüzden İstiklâl Hareketi, siyasal parti-sendika ve tüm demokratik örgütlere çağrı yaparak, Türkiye’de cumhuriyet ve demokrasinin yeniden tesisi için bir mücadele çatısı olarak Ulusal Kurucu Kongre’yi örgütlemelidir.

3. Parti’nin Tarihsel Kadroları Tasfiyeleri En Az Seviyede Tutmak İçin Harekete Geçmelidir: Bu süreçte Parti’de belirli tasfiyelerin yaşanması doğaldır. Bununla birlikte partide önemli görevler almış, CHP’nin tarihsel birikimini temsil edenler bir araya gelerek, Parti’de tasfiyelerin en alt seviyede tutulması, kimsenin yargı kararı olmadan suçlanmaması ve yasal engeller ortadan kalktığında kongre süreçlerinin başlaması için tüm illerde toplanmalı, çağrılar yapmalı, baskı oluşturmalıdır.

4. Süreç Siyasal Mücadelenin Bir Parçası Haline Dönüştürülmedir: CHP’liler, tartışmanın Parti içi hesaplaşma ve kavgadan ziyade, ulusal ve uluslararası siyasal yönüne eğilmeli, konunun bu yönü üzerinde ısrarla durmalıdır. Bu tavır, Ulusal Kurucu Kongre’nin yönelimini de belirleyecektir.

5. En Kritik Mesele: CHP Sistem Dışına Çıkmalıdır: CHP, Trump-Barack siyasetine karşı, küresel finans oligarşisinin yanında konumlanamaz. CHP’liler, kırk katır-kırk satırdan birini tercih etmek zorunda değildir. Sistemin iki kanadı arasındaki mücadelenin parçası olamaz. CHP yeniden milli egemenlik çizgisinde siyasal sistemin inşasını, kamuculuğu, üretici güçlerin gelişimini destekleyen ekonomiyi, milli çıkar temelli dış politikayı savunmalıdır. Laiklik sulandırılmadan net biçimde ortaya konmalıdır. Bugün geniş dindar kesimler, dinin siyaset ve para uğruna ne kadar istismar edilmeye çalışıldığını gördüler. Laiklik, dindar insanlarımızın dinini hakkıyla yaşayabilmesi, her inançtan yurttaşımızın haklarının korunması ve milli egemenlik için tartışmasız bir ilkedir.

CHP’nin sistem dışına çıkması ve yeniden inşası, Cumhuriyet’in yeniden inşasının zorunlu koşullardan biridir. Yazı dizimiz, CHP’deki sorunların bugüne ait olmadığı, uzun yılların birikiminin ve umursamazlığın bir sonucu olarak bugün CHP düşmanlarının elinde bir imkâna dönüştüğünü anlatmaktadır. Partililer, CHP tarihini çok iyi anlayarak, sorunların çözümü üzerine kafa yormalıdır. Lider endeksli olarak her şeyin çözüleceğini sananlar, 2010 Kongresi’ni tekrar hatırlamalılar.

“CHP Nasıl Kurtulur?” sorusuna en acil 5 madde ile yanıt vermeye çalıştım. 5. maddenin, Partinin programı ve tüzüğüne nasıl yansıtılacağı, ayrıca ulusal bir çatı örgütlenmesinin bu madde üzerinden nasıl şekilleneceğine ilişkin önerilerimi hazırladım. Fakat her şey sırayla, talep olursa elbette paylaşırım. Öncelikle bu 5 maddeyi görüşlerinize sunuyorum.