CHP’de Türbülans ve Yenilenme İhtiyacı

Yerel seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, CHP’nin halk nezdinde ciddi bir oy artışı yaşadığını gösteriyor. Bu artış bir yönüyle beklenen, bir yönüyle de sürpriz oldu. Sahada yaptığım gözlemler, toplumun farklı katmanlarının seçimlere yaklaşımını net biçimde ortaya koyuyor.

Ülkeyi üç ana gruba ayırabiliriz:

* Üst kesim (%20 civarı): Bu grup seçim sonuçlarıyla fazla ilgilenmiyor. Onlar için kim kazanırsa kazansın, mevcut düzenin devamı önemli.
* Orta sınıf: Bir zamanlar öğretmenlerin sıfır Passat alabildiği, doktorların villa yaptırabildiği, yurtdışına tatiller planladığı bu kesim artık ciddi bir alım gücü kaybı yaşıyor. Bugün sıfır üst segment araçlar değil, Egea veya Clio bile hayal haline geldi. Ev almak neredeyse imkânsız. Bu nedenle orta sınıf hızla CHP’ye yöneliyor.
* Alt gelir grubu: Asgari ücretliler ve emekliler, on yıl önce Bursa’da banka kredisiyle ev alabiliyorken bugün kira ödemekte zorlanıyor. Bu kesim de umutsuzluk içinde muhalefeti bir çıkış kapısı olarak görmeye başladı.


Bu tablo CHP’yi güçlü bir alternatif haline getiriyor.

Ancak tam da bu noktada parti, hem iç dinamikleri hem de dış baskılarla bir türbülansa sokulmak isteniyor. İktidarın yargı ve siyaset üzerinden kurduğu baskı bir yana, CHP’nin kendi içindeki kapalı devre sistemler de halkla bağını zayıflatıyor. Bursa’daki seçimlerde gördük: adayların çoğu halkla organik bağı olmayan, belli grupların baskısıyla öne çıkarılmış isimlerdi. Seçim kazanıldıktan sonra da bu kişiler kapalı devre yönetim anlayışına geri döndüler.

Sıradan bir CHP seçmeni, parti teşkilatıyla veya belediye yönetimiyle neredeyse hiçbir bağ kuramıyor. Parti içindeki “küçük olsun bizim olsun” anlayışı, dışarıdan gelenleri dışlayan bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu nedenle halk kitlelerine ulaşmakta zorlanıyor.

Burada Sayın Özgür Özel’in önünde büyük bir fırsat var. Parti teşkilatındaki kapalı devre yöneticiler pasifize edilmeli, genç, dinamik, eğitimli ve halkla buluşabilen kadrolara yer açılmalı.

CHP belli lokasyonlara sıkışmamalı, tüm katmanlarla daha sıkı iletişim kurmalı. Belediye başkanları mütevazı olmalı, gösterişten uzak durmalı, halkla doğrudan temas kurmalı. Bursa’da belediye başkanları açısında durum gittikçe kötüleşiyor halk tarafından başarız olarak algılanıyorlar. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın durumu şu anlık CHP açısından kurtarıyor…

Mevcut iktidarın hayat pahalılığı ve yoksulluk karşısında umut olma ihtimali gittikçe kayboluyor.

Ancak CHP’nin de kendi içindeki “dinozorların” baskısından kurtulması şart.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi artık kenara çekilip yalnızca psikolojik destek vermeli.

Çünkü halkın beklentisi değişimden yana.

İstenmediklerini anlamaları gerekiyor kadın cinayeti işleyen erkek gibiler.

Partinin yakasından bi düşmediler..

Sonuç olarak, CHP’nin önünde iki yol var: ya kapalı devre sistemlere teslim olup türbülansa sürüklenecek, ya da halkın tüm katmanlarıyla bağ kurarak gerçek bir yenilenme sürecine girecek.

Türkiye’nin geleceği açısından ikinci yolun tercih edilmesi artık bir zorunluluk.