Politika

CHP’li Pala’dan Sağlık Bakanlığı’na sert eleştiri

CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerini değerlendirdi. Türkiye’deki sağlık sisteminde ciddi bir gerileme olduğunu savunan Pala, "Bebek ölüm hızımız AB ortalamasının 3 katı, bu tablo kabul edilemez" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, geçtiğimiz ocak ayında ancak yayınlanabilen 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nın özellikle son on yılda ülkemizde sağlık sisteminin birçok alanında ilerleme kaydedilemediğini, bunun yanı sıra bazı göstergelerde ise geriye gidişi ortaya koyduğunu ifade etti.

“Alınan kararlar yetersiz”

Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’nın soru önergesine yanıt vermeyerek neden olduğu sorunların sorumluluğunu almadığını ifade etti. Pala, 2024 yılı Sağlık İstatistikleri Yıllığı’ndaki temel sağlık göstergelerini şu sözlerle değerlendirdi:

“2024 yılı verilerine göre Türkiye’de doğumda beklenen yaşam ümidi Avrupa Birliği ortalamasına göre 2,7 yıl, OECD ülke ortalamasına göre ise 3,2 yıl geridedir. Ancak Türkiye her zaman böyle bir ülke değildi. AKP’nin ilk iktidara geldiği yıllarda ülkemizde doğumda beklenen yaşam ümidi DSÖ Avrupa Bölgesi ülkelerinden yüksekti; ancak bu seyir 2014 yılına kadar durağanlaştı ve sonrasında Türkiye bu ülkelerin gerisinde kaldı. İyi yönetilemeyen pandemi döneminde ise bu fark iyice açıldı. Pandemi sonrasındaki yıllarda da fazladan ölümlerde gözlenen yükseklik sürüyor. Türkiye’de kaçınılabilir nedenlere bağlı ölüm hızı yüksek seyretmesine karşın, Sağlık Bakanlığı uzun yıllardır “Önlenebilir Nedenlere Bağlı Ölüm Hızı” ve “Tedavi Edilebilir Nedenlere Bağlı Ölüm Hızı”nı düşürmek için etkili önlemler alamıyor.”

Prof.Pala, Sağlık Bakanlığı’nın kronik hastalıkların görülme sıklığındaki yükselişi önleyemediğini, örneğin şeker hastalığı görülme sıklığının yüzde 16,5 ile DSÖ Avrupa Bölgesindeki ülkelerin ortalamasının (Yüzde 7,8) iki katının üzerine çıktığını ekledi.

Prof. Dr. Pala, Türkiye’de sağlık alanındaki mevcut olumsuz tablonun meydana gelmesinde, koruyucu hizmetlerin geri plana atılmasının ve tedavi edici hizmetlerin kalitesindeki gerilemenin etkili olduğunu söyledi.

Pala “Aşı kapsayıcılığının azalması, aşıyla korunulabilen hastalıklar açısından önemli bir toplum sağlığı tehdidi oluşturmaktadır. Örneğin 2019 yılında yüzde 97 olan KKK (Kızamık, kabakulak, kızamıkçık) aşısının kapsayıcılığının Batı Anadolu bölgesinde yüzde 90’a, İstanbul’da yüzde 92’ye ve Türkiye genelinde yüzde 94’e kadar gerilemesi kabul edilemez. Bu durum bulaşıcı hastalık salgınlarına davetiye çıkartabilir. Nitekim son haftalarda İstanbul ve değişik illerden kızamık olgu sayılarında artış bildirimleri gelmektedir. Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine göre 2016 yılına kadar 9 olguya inen kızamık, sonrasında hızla yükselerek 2024 yılında 1.582 olguya çıkmıştır. Bakanlık faaliyet raporunda bu alanda biriken aşısız nüfus bulunduğunu ve bu sebeple hedeflerine ulaşamadığını kabul etmiştir. Buna karşın bu nüfusun nasıl biriktiğine ve toplumdaki aşı tereddüdünü nasıl gidereceklerine dair soruları yanıtlamamaktadır” dedi.

Pala, ülkemizde tütün kullanımının çok yüksek olduğuna, solunum ve kalp-damar hastalıkları tüm ölümlerin yarısından fazlasına neden olurken tütün kullanımıyla mücadelede son yıllarda yetersiz kalındığına, aksine tütün kullanımının son dönemde daha da arttığına da değindi.

Bebek ölümlerinde çarpıcı uçurum

Pala, Türkiye’nin en temel sağlık göstergelerinden biri olan bebek ve çocuk ölüm hızında Avrupa Birliği (AB) ve OECD ülkelerinin çok gerisinde kaldığını vurguladı:

"2024 yılı itibarıyla ülkemizde bebek ölüm hızı AB ülkelerine kıyasla 2,9 kat, beş yaş altı ölüm hızı ise 3 kat daha yüksek. Bölgeler arasındaki eşitsizlik de derinleşiyor. Doğu Karadeniz’de binde 5,8 olan bebek ölüm hızı, Güneydoğu Anadolu’da binde 13,9’a yükseliyor. Bu 2,4 katlık fark, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmıyor."

"5 dakikada muayene sağlık değildir"

Sağlık sistemindeki tıkanıklığın hastaneye müracaat sayılarıyla gizlenmeye çalışıldığını ifade eden Prof. Dr. Pala, kişi başı hekime müracaat sayısının 11,4’e yükseldiğini hatırlatarak şunları söyledi:

"Bu sayı OECD ortalamasının iki katıdır. Ancak bu bir başarı değil, nitelik krizidir. Hekimler hasta başına 5 dakika ayırmaya zorlanıyor. Sevk zinciri olmadığı için hastanelerdeki yük katlanıyor, hastalar iyileşmeden taburcu ediliyor. OECD’de 8,3 gün olan hastanede kalış süresi bizde neden 4,2 gün? Bakanlık, erken taburcu edilen hastaların akıbetini açıklamalıdır."

Özel sektör tahakkümü ve yenidoğan yatakları

Pala, özellikle yenidoğan yoğun bakım yataklarının sadece %37'sinin Sağlık Bakanlığı hastanelerine ait olmasının kamu kapasitesindeki yetersizliği kanıtladığını savundu. Tanı koyma sürecindeki MR ve BT görüntüleme sayılarındaki "dünya rekorlarının" halk sağlığına olumlu bir etkisinin olmadığını, aksine sağlıklı yaşam ümidinde Türkiye’nin OECD sonuncusu olduğunu ekledi.

Bakan Memişoğlu’na kritik soru

Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, sağlık sistemine ilişkin kritik başlıklara dikkat çekti. Pala, bebek ölüm hızındaki bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için hangi adımların atıldığını, yenidoğan yoğun bakım yataklarının büyük bölümünün özel sektörde bulunmasının gerekçesini ve sağlık harcamalarının hane halkı üzerindeki yükünü azaltmaya yönelik bir çalışma yürütülüp yürütülmediğini sordu. Önergede ayrıca kamu hastanelerindeki kapasite ve sağlık personeli eksikliğinin nasıl giderileceğine ilişkin sorular da yer aldı.