Politika

CHP'nin yol haritası açıklanıyor

CHP’li belediye başkanları, belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritasını belirlemek üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında Ankara’da toplandı. Beş ayrı oturumda yapılacak görüşmelerde siyasi ve hukuki adımlar ele alındı. . Özel, toplantının ardından alınan kararları kamuoyuna açıklıyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşuyor:

"Bugün Türkiye'nin dört bir yanından milletin verdiği bayrağı taşıyarak yürüyen ve 2 yıl önce beldelerinde, ilçelerinde, illerinde, büyükşehirlerde çok yüksek oy oranlarıyla, kimsenin beklemediği bir büyük zaferin yereldeki en büyük taşıyıcısı olan her birisiyle ayrı ayrı gurur duyduğumuz, her birisini insan olarak sevdiğimiz, yoldaş olarak yürüyüşümüze yaptıkları katkılardan dolayı takdir ettiğimiz değerli arkadaşlarım, değerli belediye başkanlarım hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tam 2 yıl önceydi. Birkaç ay önce Cumhuriyet tarihinin en önem atfedilen, kazanmayı en çok istediğimiz seçiminden mağlubiyetle çıkmıştık. Yüzümüz öndeydi, moraller bozuktu. Seçmenimiz sandığa küsme noktasına gelmiş.

Yapılacak yerel seçimlerde oy kullanmayacağını ifade edenler, Cumhuriyet Halk Partili seçmenler için de %60'lara, bazı anketlere göre %70'lere ulaşmış. Seçmen büyük bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.

O günlerde, Cumhuriyet Halk Partililer olarak, zor günlerin partisi olduğumuzu, düştüğümüz yerden kalkmayı, birbirimizin koluna girmeyi, birbirimizden güç almayı ve bu toprakları kendi kaderiyle baş başa bırakmak yerine, bu topraklarda 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra yeniden bir tarih yazmayı önce kendimize, sonra birbirimize, sonra da milletimize gösterdik bunu yapabileceğimizi.

Partimiz içinde, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olgunlukta ve görülmemiş sonucu doğuran bir seçim sonucunda, yeni bir yönetim oluştu. Ama geçmişe vefa duyan, saygı gösteren, kötüyü duysa da kötüyü söylemeyen, yutkunmayı bilen ve dostuna güven, olmayana kaygı veren ama dost olmayanın ağzına laf vermek yerine sessiz kalmayı bilen bir yönetim anlayışıyla yola çıktık. Bizim yaptığımızı, yani partimizdeki değişimi millet kendi beklediği özeleştiriye yapamayacak mıydı? Bütün merak konusu buydu.

Biz o gün çıktığımız yolda, biraz önce değerli başkanlarımın vurguladığı gibi kadınlara güvenmeyi, gençlere güvenmeyi, bilime güvenmeyi, ölçme değerlendirme yapmayı, vatandaşın önüne sunacağımız adayın, onun gönlünde olan, onu temsil eden, onun güvenebileceği, iyi insanlar olmasını, o kenti temsil eden, o kentin ruhunu bilen insanlar olmasını çok önemsedik. Gençlerle, kadınlarla ve millete sorarak, anketler yaparak, yerinde partimizden görevlendirdiğimiz yüzlerce arkadaşımızın yaptığı mülakatlarla, kentleri anlamaya, onların sesini duymaya, onların beklentilerine cevap verecek adayları belirlemeye gayret gösterdik. Yönetime geldiğimizde, 1970'lerde Ecevit ve arkadaşlarının girdikleri iki yerel, iki genel seçimden partimizi birinci çıkardıklarını hatırlatıp, aynı iddiayı ortaya koyup yapamıyorsak yönetimde kalmayacağımızı da açık bir yüreklilikle, açık bir sözlülükle, büyük bir cesaretle "Yav daha 5 aylık yönetim nasıl yapsın partiyi birinci parti?" demeden, açık açık, büyük bir özgüvenle ifade ettik.

Bu gösterdiğimiz özgüven hem kendimize güven dendi hem bu salona olan güven dendi hem de bu salonda olmayan eşinden, evlatlarından, anasından, babasından koparılmış, 12 metrekarelik hücrelerinde duran Antalya'da, Bursa'da, İstanbul'da, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde duran arkadaşlarımızın iyi insanlar olduğuna, doğru adaylar olduğuna, dürüst insanlar, mert insanlar olduğuna, halk için ve ülke için çalışacaklarına, önce ülkenin, sonra kentinin, sonra da partisinin hakkını, menfaatini koruyacak doğru insanlar olduklarına inanıyorduk. 105 miting yaptık.

Dolunun altında, yağmurun altında, rüzgarın altında birçok zorluklarla ama otobüsün üstünde her birinizle tarihin başka bir sayfasını yazdık. Yetiştiğimiz yere biz gittik, gidemediğimiz yere arkadaşlarımız gittiler, sesimiz gitti, televizyondan ulaştık. Ama samimi bir gayreti karşılıklı gösterdik. "Yerde siz, genelde Ankara'dan biz". Biz size kefil olduk, siz bize kefil oldunuz. Ve daha seçmenler öğle saatlerinde sandığa koştuklarında genel haber veren televizyonlar şöyle diyorlardı: "Seçime katılım oranında belirgin bir düşüklük var".

Bunu 7 ay, 8 ay, 10 ay önce öngörüyorduk korkarak ama çok emindik o düşüklüğün bizle ilgisi olmadığına. Hemen telefonlar açtık. Türkiye'nin dört bir yanından Cumhuriyet Halk Partisinin çok iddialı olduğu sandıklara, AK Partinin çok iddiasız olduğu sandıklara baktık. Türkiye'nin dört bir yanından şöyle haberler geldi, öğlenin 12'sinde, 1'inde: "Bizimkiler ya kullanmış ya kuyrukta, AK Parti ortalarda yok".

Sandıklar açılırken her sene birazcık kötü sonuçlar geldiğinde atılan o zaruri ama yürek yakan bir mesaja inat olsun diye, sandıklar açılmadan mesajı hazırladık, açıldığı dakikalarda 150 binden fazla sandık görevlisine attık.

Bu sefer mesaj şu değil, şu değil: "Zayıf olduğumuz sandıkları baştan açıyorlar. Her taraftan kötü haberler alıyorsunuz. Moraliniz bozmayın, sandığı bırakmayın".

Islak imzalı tutanağı almadan bir yere ayrılmayın mesajını atmadık. O mesaja inat, sandıklar açılırken sandık görevlilerine "Birazdan Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın sevince, kutlamalara kapılıp görevinizi aksatmayın. Islak imzalı tutanağın ucunu sakın bırakmayın" dedik.

Bizim hikayemiz böyle başladı arkadaşlar. Bizim iktidara yürüyüş hikayemiz böyle başladı ve karşımızdaki kötülerin de korkuları ve kötülüklerine niyetleri böyle başladı. Biz bu kürsüye o gece çıktığımızda akşam 8:30-9, TRT'ye bir sürprizimiz var, 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi TRT ekranlarında, Türkiye'nin birinci partisi derken dönüp öbür taraftan korna çalmayın, davul çalmayın, nispet yapmayın, kaybedeni üzmeyin, yarından itibaren iktidar yürüyüşümüz var, çok da gece kalmayın demeyi bildik.

İşte o akşam buradaki konuşmada dediğimiz gibi, erkeklerin cebine, kadınların çantasına milletin koyduğu anahtarın belediyenin kasasının, kapısının ya da şehrin altın anahtarı olmadığını, ama 100 yıl sonra yeniden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin iktidar yolculuğunun anahtarı olduğunun altını kalın kalın çizdik.

Ve o günden sonra sizi topladığımız bu salonda, her toplantıda, meselenin bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisinin yerelde ve genelde iktidar olmasını, şimdi toplumun %65'ine, ekonominin %80'ine sahip olduğumuz Türkiye'nin birinci partisi olduğumuz bu noktada asla ve asla kibre kapılmadan çalışarak ve Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizi yerelden göstererek çalışmamızın gerektiğini sizlere anlattık.

Yapılar kurduk, masalar kurduk, çalışma grupları oluşturduk, toplantılar yaptık ve sizinle birlikte bir büyük yürüyüşü, hizmet odaklı, vatandaşın sorununu gören, sesini duyan, derdini çözen bir belediyecilik anlayışını bütün Türkiye'ye oy verene gösterdik, oy vereni pişman etmedik, oy vermeyeni pişman ettik.

Keşke biz de verseydik de bizim de burada Cumhuriyet Halk Partili bir belediye olsaydı diye. O yürüyüş biraz önce başkanım ifade etti, 1 yıl sonra meyvelerini verdi bu kararlılık. Ben de merak ettim Tayyip Bey de. Biz de merak ettik, Adalet ve Kalkınma Partisi de. Memnuniyet anketleri yapıldı. Biz %59 ölçtük milletin sizden memnuniyetini, AK Parti'de %61 ölçtü Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden halkın memnuniyetini.

Ve o güne kadar 8, 9, 10 aylık bir hizmetin ardından sahada görülür ve rakamlara yansıyan bu memnuniyetin ardından maalesef, kadın kollarından, gençlik kollarından, ana kademesinden ümidi kalmamış olan Erdoğan, partisine hep söylediğim gibi bir yargı kolları başkanlığı kurdu. Bu yargı kolları başkanlığından birlikte de Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin üzerine gitmeye karar verdi. Görevlendirdiği kişi geçmişte çok tartışmalı kararlara imza atan, tek tek saymayacağım ama her birisi Anayasa Mahkemesinde 15'te 15'le bozulan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden tazminat doğuran, kendinden başka kimseye yaptırılamayacak siyasi kararları alan birini Bakan Yardımcısı yapmışlardı ödül olarak, onu İstanbul'a Başsavcı yaptı.

İstanbul'a Başsavcı oldu ama ne coğrafi sınır, ne yetki, ne kanun, ne yasa, ne anayasa, hiçbirini dinlememek var gücüyle Cumhuriyet Halk Partisine saldırmak üzere görevlendirilmişti. İlk saldırıyı, bugün şükürler olsun aramızda Türkiye'nin en büyük belediyesi Esenyurt Belediyesine, milyonu aşan nüfusuyla, saldırarak, belediye başkanı Ahmet Özer'i içeri atarak, güya terörle ilişkilendirip kayyım atayarak ilk kötülüğü başlattı. O günden sonra sırasıyla ve Cumhurbaşkanı adayımızı da kapsayacak şekilde, Sayın Ekrem İmamoğlu'nu da özgürlüğünü elinden alarak seçenlerden onu kopararak İstanbul'da yıllardır yaka silkinen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin israf eden, yolsuzluk yapan, adam kayıran, kural tanımayan belediyeciliğine karşı yaptığı ve millet tarafından iptal edilen seçimde oy artışıyla beş yıllık zulmü sonunda belediye meclis çoğunluğunu da vererek geldiği görevden koparılarak cezaevlerine kondular.

Sadece onlar değil, her biriniz silkeleyin diyerek, AK Parti'den kalan vergi borçları, SGK borçları, onların faizleri, sayısız müfettişler, tehditler, sürekli bu akşam sana da gelecek diye söylenti yaymalar ve sürekli hizmetin aksaması, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin bekle oluşan memnuniyetten geriye düşmesi, bir iftiranın TRT eliyle, televizyonlar eliyle büyütülmesi, köpürtülmesi suretiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerelden başlayan iktidar yürüyüşünün önünün kesilmesi.

Bütün hesap bunun üzerine oturtuldu. Şimdi dönüp bir yere bakıyorum. İki yıl bitmiş. Yanımda 22 tane yol arkadaşımız yok. Aramızda değil. 12 metrekarelik hücrelerde çile dolduruyorlar. Yusuf'un mektebinde terbiye oluyorlar. Günlerini bekliyorlar. Ama karşımda milletin verdiği görevi yapmak üzere iki yıl önce mazbatasını alanlar oturuyor. Baştan aşağıya nereye baksam değişen bir şey yok ama en önem verip o günlerde söylediğimiz bir şeye bakalım beraber.

Ne demişiz? Zenginin çocuğu üç yaşından okula gidecek. Hatırlıyor musunuz o konuşmayı? Eline makası verecek, sulu boyayı verecek, yeteneği gelişecek, bir eksiği varsa görülecek. Bir harfte peltelik yapıyorsa artikülasyon hocasına gidecek, yoksulun çocuğu öğretmen görmek için altı yedi yaşını bekleyecek. Dedik ki bu işi siz çözeceksiniz arkadaşlar ve bu dönemin sonuna kadar 1000 kreş hedefi koyduk. İki yıl sonra Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları karşımda önümde yazıyor. İki yılda 802 kreş yaptılar. Hedefin %80'ini tutturdular iki yılda. Dedik ki çocuk İstanbul'a inecek, büyükşehire inecek, Mersin'e inecek ve karşıdan onu parası olmadığı için devlet yurdu da çıkmadığı için birileri karşılayacak, cemaatine eleman devşirecek, oralarda bir işler çevirecek. Burada görev bize düşer dedik.

Bu dönem bitmeden 100 tane yurda ulaşmamız lazım. Yoksulun çocuğunu başkasının eline bırakamayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinin belediye başkanları dedik. 78 tane kreş açtınız bu süre içinde. %78'indeyiz hedefin. Yurt, ne dedim he? Yurt yurt. Baştaki kreş. Yurt açtık 78 tane, %78'indeyiz hedefin. Kent Lokantası sayısı 172'ye çıkmış. Silkelene silkelene 173 tane halk market, halk mandıra açmışız. Eti 3'te 2 fiyatına, peyniri yarı fiyatına, 3'te 1 fiyatına satan mandıralarımız var. Okula giden çocuğun birinin beslenme çantası doluysa, öbürünü siz doldurdunuz. Bir tanesi şişe suyunu koyuyorsa, öbürü tuvaletteki çeşmeye doğru gidiyorsa, önüne siz geçtiniz. Ücretsiz okul suyunu siz verdiniz. Okullar pislikten açılamıyordu. Açın önümüzü temizliyoruz bütün okulları dedik. İzin verilenleri pürpak yaptınız. Önünüze geçenlerin de nasıl birtakım hasetlikler sonucu sizi engellediklerini millete siz gösterdiniz.

Buradan AK Partili, MHP'li seçmenlere şunu hatırlatmak isterim. Ne diyorlardı? Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımlar kesilecek.

CHP gelirse belediyeden sosyal yardım alamazsınız artık. Ona göre oy verin, iyi düşünün. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler geldi. Soruyorum AK Partili ve MHP'li seçmenlere. Geçmişte AK Partili, MHP'li belediyeden alıp da bugün sosyal yardım alamayan bir kişi var mı? Yok. Peki rakam ne diyor? Tam 4.6 kat tam rakamı.

Yani eskiden bir alınıyorsa, bir veriliyorsa, beş kat sosyal yardım veriyor Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları. İşte, şimdi buradan Cumhuriyet Halk Partili belediyelere saldırılıyor ya, o saldırılanlar Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları değildir. Saldırılan Cumhuriyet Halk Partisi de değildir. Saldıranlar kreşteki yoksul çocuklara saldırmaktadır. Yurtlara saldırmaktadır. Kent lokantalarına saldırmaktadır. Halk marketlere, halk mandıralara, anne karta, beslenme çantasına, okul suyuna, kırtasiye desteklerine saldırılmaktadır.

Mansur Yavaş'ın kapattırdığı veresiye defterini kapatanlara ve veresiye borcu silinenlere saldırmaktadır bu iktidar yaptığı her şeyle. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz ne kendimizi ne partimizi savunuyoruz. Biz milletin hakkını, hukukunu ve bu milletin gelecekte de bu ülkeyi halkçı bir iktidar yönetsin tercihini, bu tercihin hayata geçme ihtimalini savunuyoruz. Bizimle yarışmak yerine Esenyurt'a saldıranlar, ardından Beşiktaş'a, Beykoz'a saldıranlar 22 seçilmiş belediye başkanımızı içeride tutanlar en son gecenin birinde hem de bakan oldukları gün verdikleri sözün tam tersine onursal başkanın evine gittiler, evine saldırdılar.

Ben dün böyle bir toplantıyı yapmadan önce elbette onursal başkanı gittim ziyaret ettim. Bursa'da Mustafa Bozbey başkanı ziyaret ettim. Onursal başkan aile görüşünden geliyordu ve bir gün önce de kızını görmüştü ama içine dokunan şuydu. Kızı algıyla birlikte 23 Nisan'a hazırlanıyorlardı. Baba kız 23 Nisan'da Ataşehir'de bayramı kutlayacaklardı. Algının kıyafetleri hazır, heyecanı bir haftadır en üstteydi. Dört gün önce geldiler, 23 Nisan'dan bir gün önce algının babasını alıp götürdüler. Tutuklamaya sevk evrakını bucak bucak kaçırdılar, her yerden yazıldı. Tutuklama sevk evrakında şöyle yazıyor Onursal'ın; hiçbir baskaydı vermediği, HTS kaydı olmadığı. Olsa da zaten bir hukuki değeri yok ama olunca yazıyorlar ya, hiç kimseyle baskaydı vermediği, HTS kaydı olmadığı, yapılan teknik takiplerde suç unsuruna rastlanmadığı, dinlemelerde bir şeye takılmadığı, kendisinin çok tedbirli davrandığına kanaat oluşturmuştur diyor. Onursal Adıgüzel'i tutukluluğa sevk ederken suç işlememe suçundan tutuklamaya sevk ettiler. Hakime sordu, bir şey yapsam, bir şüphe olsa yazacaksınız, hiçbir şey yok diyor. Diyorlar ki savcı şüpheleniyor ama bir şey bulamadım diyor. Ve Onursal Adıgüzel bu tutuklamadan 24 saat sonra kızıyla birlikte bir görüşme odasında 23 Nisan'ı kutlamak zorunda kalıyor. Algı'nın gözyaşlarıyla, Onursal'ın gözyaşlarıyla.

Birazdan daha detay bir şey söyleyeceğim buna dair ama daha özel bir şey söyleyeceğim ama hiçbir suçun yok ama kesin işledin, ben bulamıyorum, yine de seni tutukluyorum diyen, tutuklanmanı istiyorum diyen de bu tutuklamayı yapanı da günü gelecek Onursal'ın ve Algı'nın gözyaşları boğacak, gözyaşları...

Dün Mustafa Bozbey'in yanındaydım. Normalde şu koltuklardan birinde oturacaktı bugün. Bütün salona selamı var. Alnımız açık başımız dik diyor. Ne görev süremizde bir şey buldular diyor. 8 yıl önce verilmiş bir ifadedeki 12 yıllık iftirayla. İki tane iftiracı var. Birisi madde bağımlısı, babası özre gelmiş Bozbey'e. Bu nasıl böyle şeyler yazıyor, çiziyor bilmiyorum. "Bağımlılıktan kurtulsun diye 16 milyon para buldum, tedavi ettirdim, yine kaçtı, bulaştı. Gitmiş sana karşı ifade vermiş, hakkını helal et, senden özür diliyorum" diyor Hacı babası. Öbürünün kendi yargılandığı dosya 155 yıl. Tamamı Bursa'da birbirinden farklı farklı 40'tan fazla olayda 500'den fazla kişiyi dolandırma suçundan. Bunlar diyor ki biz 12 yıl önce Bozbey'den şu vakfa bağış yap dedi, o bağışı yaptık, bundan dolayı bundan sonra işimizi gördü veya öbürü diyor yapmadım diye işimi görmedi. Ondan dolayı Mustafa Bozbey'i alıp içeriye koyuyorlar.

VAHAP SEÇER KONUŞUYOR | 15.40

Mersin Büyükşehir Başkanı Vahap Seçer konuşuyor:

Bakın seçim kapıda. Başarı CHP'li belediyelerden geçiyor....

AYŞE ÜNLÜCE KONUŞTU | 15.30

Eskişehir Büyükşehir Başkanı Ayşe Ünlüce konuştu:

"Sayın Genel Başkanım, Sayın Genel Sekreterim, sevgili Genel Başkan Yardımcılarım, çok değerli Büyükşehir Belediye Başkanlarım, İl Belediye Başkanlarım, ilçe ve belde belediye başkanlarım.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu önemli, bu tarihi toplantıya hoş geldiniz diyorum.

Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bizleri, partimizi bu günlere ulaştıran genel başkanlarımıza, her kademesinde görev almış tüm yol arkadaşlarımıza, mücadeleyi büyütenlere minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

Bugün sıradan bir toplantı yapmıyoruz. Milletimizin helal oylarıyla seçilen, dayanışmayı büyütmek, umudu diri tutmak için bir aradayız. Türkiye'nin geleceğini sırtlayacak kadrolar olarak baba ocağında dimdik ayakta durduğumuzu söylemek için bir aradayız.

Milletimiz 31 Mart'ta bizi tarihi bir göreve çağırdı. Çok çalıştık, çok mücadele ettik. Genel Başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde Türkiye'nin birinci partisi olduk...

Her birimiz halkımızın emanetini büyük bir sorumlulukla omuzladık. Gece gündüz, yaz kış, soğuk sıcak demeden çalıştık. Halkçı, sosyal belediyecilikle milletimizle kucaklaştık. Halkın belediyeleri olarak hizmeti siyasetten de üstün gördük.

Neler yaşamadık ki? Ekonomik zorluklar, siyasi baskılar, soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar... Bizlerin de birer aileleri olduğunu, çocukları olduğunu unutarak sayısız iftiralar attılar. Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay başkanlarımızla bazı hikayelerimiz yarım kaldı. Bir sözümüz de buradan onlara olsun; bu karanlık bitecek, bu millet gülecek!

Değerli yol arkadaşlarım, seçimlerin üzerinden iki yılı aşkın bir zaman geçti. Memleketin dört bir köşesinde çocuklar, kadınlar, gençler, emekçilerle hep kol kolayız. Sosyal belediyecilikle belediyecilik anlayışında yeni bir çığır açtık. Belediyeciliği yalnız yol yapmak, altyapı yapmak olarak görmedik. İnsana dokunduk, hayatı kolaylaştırdık. Adaleti ve eşitliği her mahalleye, her sokağa, her caddeye yaydık.

Her projemizi halkımızla birlikte oluşturduk. Bir çocuğun mutluluğu, bir gencin umudu, bir kadının özgürlüğü, bir çiftçinin emeği, bir emeklinin tebessümü olduk. Bizim yürüyüşümüz sıradan bir yürüyüş değildir. Bu, iktidar yürüyüşüdür! Ancak bu iktidar öfkenin değil, adaletin iktidarı olacak. Korkunun değil, özgürlüğün iktidarı olacak. Biz bu ülkenin yarınlarına inanıyoruz. Biz bu ülkenin insanına inanıyoruz. Biz bu ülkenin zengin kaynaklarına inanıyoruz.

Kıymetli yol arkadaşlarım, partimiz bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin de, millet egemenliğinin de yegane temsilcisidir. Genel Başkanımız Özgür Özel'in siyasette kadın temsiliyetini artırma çabası çok önemlidir. Parti yönetiminde, Cumhurbaşkanlığı aday ofisinde, yerel yönetimlerde, kısacası kadınlar her yerde! Tüzük kurultayımızın ardından yüzde 33 olan kota, kademeli olarak önce yüzde 40'a, sonra da yüzde 50'ye yükselecek.

Kadınların söz sahibi olması demek; daha adil, daha şeffaf ve daha kapsayıcı bir yönetim demek. Şehirlerimiz kadınlarla yükselecek. Ülkemiz kadınlarla refaha ulaşacak. Demokrasi ve adalet kadınlarla inşa edilecek.

Kıymetli yol arkadaşlarım, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında milletimizin umuda, güvene, adil bir yönetime ihtiyacı var. Bu ülkenin artık kutuplaşmaya değil; kardeşliğe, birliğe ihtiyacı var. Yoksullaştıran politikalara değil, adil paylaşıma ihtiyacı var. Kamucu eğitim, sağlık, sosyal politikalara ihtiyacı var. Karanlığa değil, aydınlığa ihtiyacı var. Hava gibi, su gibi adalete ihtiyacı var. İşte bu umudu büyütecek olan halkçı başkanlar olarak bizleriz, karşınızdayız, huzurunuzdayız!

Şehirlerimizde uyguladığımız sosyal, halkçı ve ilerici yerel yönetim anlayışı halkımızdan büyük teveccüh görüyor. Her projemizle şehirlerimize umut olmaya devam edeceğiz. Dirençli siyaset, dirençli demokrasi, dirençli şehirler inşa etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz, yolumuz uzun. Yolumuz meşakkatli. Yolumuz hiç kolay değil, dikensiz gül bahçesi hiç değil. Ancak arkamızda anaların duası, babaların desteği, gençlerin azmi, milletimizin kendisi var. Zor olacak ama olacak! Yaşasın demokrasi mücadelemiz, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi! Hep birlikte başaracağız. İçtenlikle hepinizi selamlıyorum

FİLİZ GENCAN AKIN KONUŞTU | 15.25

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, şunları ifade etti:

Sayın Genel Başkanım, Sayın Genel Sekreterim, Genel Başkan Yardımcılarım, Parti Meclisi üyelerimiz, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Politika Kurulu Başkanlarım, Belediye Başkanlarım, çok kıymetli yol arkadaşlarım...

Birlik ve beraberlik kolay zamanların değil, zor zamanların en büyük sınavıdır. Ama bizim için birlik ve beraberlik sadece bir söylem değildir. Bizim için birlik ve beraberlik ortak bir hedefte buluşmak ve o hedefe birlikte yürüyebilmektir.

Farklı değerlendirmelerimiz olabilir ama söz konusu memleket, demokrasi ve millet iradesi olduğunda aynı kararlılıkla hareket ederiz. Biz belediye başkanları olarak bu yolu tek başına yürümediğimizi biliyoruz. Bu yolun içinde örgütümüzün emeği var. Seçmenimizin güveni var. Yol arkadaşlarımızın alın teri var. Şehirlerimizin bizden beklediği sorumluluklar var.

Bu süreçte zorlandığımız anlar oldu. Ama her seferinde daha güçlü durduk. Her baskıda daha kararlı olduk. Her zorlukta daha sıkı kenetlendik ve yolumuza devam ettik. Çünkü bizi güçlü kılan aynı mücadelede buluşabilme irademizdir.

Son dönemlerde yaşananları tek tek anlatmaya gerek yok. Hepimiz aynı tabloya bakıyoruz, hepimiz aynı soruyu kendimize soruyoruz: 'Böyle mi devam edecek?' Biz belediye başkanları olarak bu soruya kendi adımıza cevap veriyoruz: Bu tabloyu normal bulmuyoruz. Ama bu tablo karşısında geri çekilmeyeceğimizi de açıkça söylüyoruz.

Çünkü biz bu görevlere bize verdiği sorumluluğu taşımak için geldik. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi temsil ediyoruz. Şehirlerimizi ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. Ama artık yalnızca hizmet üretmekle değil, hizmetin önüne konulan engellerle de mücadele ediyoruz.

Her sabah yeni bir operasyon haberiyle uyanan bir düzende hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Sadece biz değil, belediyelerde görev yapan mesai arkadaşlarımız da aynı tedirginliği yaşıyor. CHP'li belediyelere reva görülen tutum karşısında karar yavaşlıyor, süreç uzuyor, hizmet aksıyor. Peki bunun bedelini kim ödüyor? Vatandaş ödüyor. Bizim itirazımız tam da burada.

Açık konuşalım. Biz yargılanmaktan kaçmıyoruz. Ama yargının bir baskı aracına dönüşmesine razı olmuyoruz. Biz dokunulmazlık istemiyoruz, eşit hukuk istiyoruz. Suç varsa hukuk içinde gereği yapılır. Ama daha baştan insanları suçlu ilan eden, yargılamayı değil cezalandırmayı öne koyan bir anlayış ne hukuka ne de vicdana sığar.

Bugün geldiğimiz noktada sadece kişiler değil, usuller tartışılıyor. Aylarca iddianame bekleyen belediye başkanlarımız varsa, neyle suçlandığını bilmeden özgürlüğünden mahrum bırakılan bürokratlarımız varsa; ortada sadece dosya değil, adalet duygusu zedelenmiştir. Bir hukukçu olarak söylüyorum: Hukuk belirsizlikle işlemez. Hukuk korku üreterek işlemez. Hukuk güven vererek işler. Bugün ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız. Ve biz buna sessiz kalmayacağız.

Buradan Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na, bu süreçte dimdik duran tüm belediye başkanlarımıza, yol arkadaşlarımıza ve bürokratlarımıza selam gönderiyorum. Tutuklanan belediye başkanlarımız, bürokratlarımız yalnızca birer isim değiller. Onların geride bıraktıkları aileleri, çocukları, yarım kalan hayatları var. Bu süreç sadece onları değil, evlerini, düzenlerini, sevdiklerini etkiliyor.

Bir çocuğun bekleyişi, bir eşin sabrı var. Bir ailenin dimdik ayakta dayanma mücadelesi var. Ve o aileler bugün en az onlar kadar bu yükü taşıyor, en az onlar kadar bu mücadelenin parçası oluyor. Onların gösterdiği duruş, bu mücadelenin ne kadar haklı olduğunu zaten ortaya koyuyor.

Bu süreç bize şunu bir kez daha göstermiştir: Artık birlikte hareket etmek bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bizim birlik çağrımız bir savunma değil, bir iddiadır. Bu ülkeyi birlikte yönetme iddiasıdır. Çünkü biz bu ülkenin dört bir yanında başka bir yerel yönetim anlayışının mümkün olduğunu gösterdik. Şimdi aynı kararlılıkla şunu söylüyoruz: Biz buradayız, geri adım atmıyoruz ve bu mücadeleyi büyütüyoruz.

Hemşehrilerimiz, milletimiz bizden susmamızı değil, dik durmamızı bekliyor. Dağılmamızı değil, birlik olmamızı bekliyor. Biz de bunu yapacağız. Hizmet etmeye devam edeceğiz. Hukuku savunacağız. Birbirimize sahip çıkacağız. Ve bu ülkeye yeniden adaleti, yeniden güveni, yeniden umudu getireceğiz.

Bu topraklar kararlılıkla yola çıkanların tarih yazdığı topraklardır. Sayın Genel Başkanım, sıklıkla sizlerin de ifade ettiği üzere; Osmanlı'ya 92 yıl başkentlik yapmış Edirne'den yola çıkan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'a yürüyerek tarihin akışını değiştirmiştir. O gün 'Beni seven arkamdan gelsin' diyerek bir devri kapatıp yeni bir devri başlatmıştır.

Bugün biz de aynı kararlılıkla, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin kadroları olarak, sizin, Genel Başkanımızın liderliğinde yürütülen mücadelede aynı kararlılıkla, aynı inançla yol yürümeye devam edeceğiz. Çünkü bir başka yol yok.

Ve son söz: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Hepinize saygılar sunuyorum."

EKREM İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU| 15.21

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu:

Hukuku katlediyorlar. Bu çürümüş bir düzenin son demleridir....

Sayın Genel Başkanım, değerli belediye başkanları, benim sevgili yol arkadaşlarım... Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum.

Dostlarım, milletimizin CHP'li belediyelerin halkçı, icraatçı politikalarına verdiği güçlü destek ve bizlere duyduğu güven, bu iktidarın en büyük kabusudur. Milletimizin Cumhuriyet Halk Partili belediyelerinin halkçı, icraatçı politikalarına verdiği güçlü destek devam edecektir.

Biz işimizi en iyi şekilde yapıp halkın gözünde ve gönlünde büyüdükçe, ülke yönetimi için ortaya ciddi bir alternatif koydukça onlar daha da saldırganlaşıyor, hukuk tanımaz oluyorlar. Foyası meydana çıkmış, vakti dolmuş bir iktidarın acizliği içerisinde milli iradeyi hiçe sayıyor, demokrasiyi katlediyorlar.

Bunlar çürümüş bir düzenin son demleridir. Ellerinde her türlü güç var ama arkalarında milletin desteği yok. Ellerinde her imkân var ama içlerinde millete sevgi ve hürmet kalmamış. Adalet duygularını yitirmişler. O sebeple kaybedecekler. Baskı ve zorbalıkla, iftira ve kumpaslarla uzatmaya çalıştıkları siyasi ömürleri ilk sandıkta son bulacaktır.

Biz her şart altında milletimize hizmet etmekten, Cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkmaktan, herkes için adalet ve hürriyet mücadelesi vermekten asla geri durmadık, durmayacağız. Bizleri seçen, görev ve sorumlulukları yükleyen milletimizin üzerinde hiçbir gücün hakimiyetini kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyen Atatürk'ün izinde, millet iradesinin yolunda yürüyeceğiz.

Bize yönelmiş, birbirimize yönelmiş her zorbalığın, her yargı saldırısının hepimize ve milletimize karşı yapıldığını bilerek birbirimize ve milletimize daha çok sarılacağız. Her engel, her zorluk halkımıza hizmet etme; insanca, hakça bir düzen kurma kararlılığımızı asla engellemeyecektir.

Başardık, yine başaracağız. Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız. Biz çalışacağız, direneceğiz, Türkiye kazanacak.

Nice badireyi atlatmış olan bu aziz millet, bizlerin mücadelesiyle huzura kavuşacak. Her şey çok güzel olacak!

Ekrem İmamoğlu,
Silivri Zindanı."

BUGÜN NELER YAŞANDI?

CHP’li belediye başkanları, belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritasını belirlemek için Ankara’da bir araya geldi.

CHP’li belediye başkanları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında Ankara’da toplandı. Parti genel merkezindeki toplantıda, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritası ele alınacak.

Toplantıya büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanları ile büyükşehirlerin ilçe belediye başkanları katıldı. Görüşmelerin beş ayrı oturum hâlinde yapılacağı belirtildi.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in gözaltına alınıp tutuklanmasıyla parti içinde yeni bir değerlendirme süreci başlattı.

ÖZEL ALINAN KARARLARI AÇIKLAYACAK

Bu çağrıların ardından CHP’li belediye başkanları, saat 11.00’de CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantılarda operasyonlara karşı atılacak siyasi ve hukuki adımların değerlendirilmesi bekleniyor.

ÖZEL'İN KAPANIŞ KONUŞMASI

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise kapanış konuşmalarının ardından toplantıda alınan kararları kamuoyuyla paylaşacak.

Belediye başkanları toplantısının sonuçları, 27 Nisan Pazartesi günü Özgür Özel başkanlığında yapılacak Parti Meclisi toplantısında da ele alınacak. Özel’in ayrıca CHP milletvekilleriyle gruplar hâlinde görüşmesi bekleniyor.