Çok Özel Bir Devlet Aklı

21 Mayıstan bu yana iktidarın CHP’si ile muhalefetin CHP’si arasındaki kapışmayı izliyoruz. İktidarın yargı, polis ve yandaş medyasını arkasına alan Kılıçdaroğlu var gücüyle Özgür Özel liderliğindeki muhalif CHP’ye çökmeye çalışıyor. CHP genel merkezini polis zoruyla ele geçirdi, seçilmiş genel başkanlığı döneminde birlikte çalıştığı arkadaşlarını isim vermeden ve aslında hiçbirini ayırt etmeden Fetöcülükle, casuslukla, yolsuzlukla, kirlenmişlikle suçlayıp topyekûn bir temizliğe girişeceğini söyledi. Geçmişte bunları göremediği için kamuoyundan da özür diledi.

Her yönüyle akla ziyan ve tam bir hukuk skandalı olan mutlak butlan kararıyla genel kurulda delegenin vermediği koltuğa gönüllü ve iştahlı bir kayyum olarak dönmesi, Türkiye’nin en eski ve kurucu partisi CHP’yi polisle basması, kurultay çağrılarına kulak tıkaması, Özgür Özel’in meclisteki gurup toplantısını iptal ettirmeye çalışması 1 hafta içinde kendisini sadece CHP tabanında değil, bu yaşananları ülkesine yakıştıramayan her vatandaş nezdinde bir nefret objesine dönüştürdü. Diğer yandan CHP’yi ele geçirme operasyonlarına biber gazı yiyerek, yağmur altında yürüyerek meydan meydan direnen Özgür Özel’in yıldızı da parladıkça parladı.

Dolayısıyla bir hafta on günlük bu mücadele sonunda Ak Parti formasıyla CHP sahasında top oynanamayacağı artık anlaşıldı. Erdoğan önceki gün yaptığı konuşmada CHP’ deki bu iç kavgayla kendilerinin hiçbir alakası olmadığını söyledi, Bay Kemal’e destek çıkmadı. Zaten önceki akşam çökme operasyonunun medya merkezi TGRT’de Cem Küçük “iktidar bütün gücüyle Kılıçdaroğlu’nun yanında ama etrafında bir avuç insan var, siyaset halkla yapılır” diyerek ilk sinyali vermişti. Hemen ardından Özgür Özel’in meclisteki gurup konuşması engellenmedi. (Buna Anıtkabir yürüyüşünün engellenmemesini de dâhil edebiliriz). Gerçi Akın Gürlek tam da kurultay için imza toplandığı gün delegelerin hesaplarını MASAK aracılığıyla incelenmesi için işlem başlattı ama bu tür yıldırma, korkutma sindirme girişimleri artık işe yaramaz. Çünkü CHP tabanı ve henüz Türkiye demokrasisinden ümidini kesmeyen milyonların öfkesi ve kararlılığı her geçen gün artıyor. Her ne kadar bu operasyonun nesnesi Kılıçdaroğlu olsa da asıl öznenin Erdoğan olduğunun da herkes farkında. Kılıçdaroğlu 80 yaşında rezil olmayı, sokağa çıkamaz hale gelmeyi kabullenebilir, “ne yapalım bu bir devlet görevidir(!) der bu utancı çok kötü bir miras olarak torunlarına bırakmayı göze alabilir. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun seçime girme, iktidara yürüme (!) gibi bir derdi yok. Ama Erdoğan’ın böyle bir şansı yok, çünkü o hala anayasal engelleri aşıp aday olmayı ve en azından bir dönem daha iktidarda kalmayı hedefliyor. O yüzden Kılıçdaroğlu ile birlikte batamaz.

Kurultay için toplanan yeterli sayının çok üstünde imzaya rağmen Kılıçdaroğlu’nun bu çağrılara direneceği anlaşılıyor. Kendi seçtiği delegelerle, genel başkan olarak girdiği kurultayı bile kazanamayan Bay Kemal’in kayyum olarak gireceği bir seçimde hezimet yaşayacağı kesin. O nedenle Kemal Kılıçdaroğlu kurultayı toplamaz ve toplamamak için arkasındaki iktidarın yargı gücüne güvenerek sonuna kadar direnecektir. Ama kanaatimiz odur ki çok kısa sürede tabanda hiçbir karşılığı olmadığı anlaşılan Kılıçdaroğlu iktidar tarafından terk edilecektir. Ya sokağa çıkma cesareti bile bulamadığı bu ortamda kurultayda aday olacak ya da sessizce çekilecektir. Üstelik utanç içinde evine dönerken devletin polisini ve korumasını da yanında bulamayacaktır.

Peki, bunun böyle olacağı zaten bilinmiyor muydu? Bu kadar kısa sürede fos çıkan bir siyasi mühendislik neden yapıldı? Akla gelebilir ki iktidar ve Kılıçdaroğlu halkın eyyamcılığına, gelen ağam giden paşamcılığına güvenmiş, birkaç gün apırır köpürürler, yakası açılmadık küfürler savurur sonra da döner tıpış tıpış Kılıçdaroğlu’na itaat ederler. Ama hiç de öyle olmadı, CHP’liler hiç de eyyamcı olmadıklarını, gelene ağam demedikleri gibi gidene de paşam demeyeceklerini gösterdiler. Özgür Özel’in Öz CHP’sinden kopmak şöyle dursun Kayyum Kemal’in yanında duranlar, birer ikişer kopmaya başladılar. Çünkü sadece CHP’lilerin değil ülkesini seven herkesin öfkesi her geçen gün büyüyor, bu öfke selinin önüne kim çıkarsa alır götürür. Hâsılı Bay Kemal Umutsuz bir vakadır artık mevcut siyasi tıbbın imkânlarıyla bir kurtuluş çaresi de yoktur.

Son bir çare olarak kendini devlet kuşu zanneden birileri çıkıp devlet aklı böyle istiyor filan diye atıp tutsa da “yolcudur Abbas bağlasan durmaz.” Öyleyse yukarıdaki soruyu tekrar soralım, bunun böyle olacağını devlet aklı değilse de iktidar aklı nasıl hesaplayamadı? Kimileri mecbur kaldığı için, başka çaresi olmadığı için Bay Kemal’e sarıldı diyor. Açıkçası ilk başlarda ben de böyle düşünüyordum ama olayalar gelişip işin iç yüzüne biraz daha yakından bakınca başka bir şey gördüm, daha doğrusu başka bir ihtimal olabileceğini de düşünmeye başladım.

Hep Bay Kemal’in karşılığının olmadığını göremeyen iktidarın yanlış hesap yaptığını düşünüyoruz ya, ya öyle değilse? Ya iktidar olabilecekleri önceden kestiriyorsa, 13 kez yendiği Kılıçdaroğlu’nun üstelik 80’ine merdiven dayadığı, kendi ocağında yetişen çıraklara yenildiği bir dönemde CHP’nin başında kalamayacağını, CHP tabanının partilerine kayyum atanmasını kabullenmeyeceklerini, Bay Kemal’in kısa sürede “hain Kemal” e ve bir nefret objesine dönüşeceğine biliyorsa… Ve bazı provakatif gösteriler açıklamalar ve medya eliyle bunu özellikle körüklemişse… Yani Bay Kemal’i batırırken yan cebinden özel bir Özgür Özel çıkartmayı murat etmişse?

Türkiye gibi zor bir ülkede çeyrek asırdır kesintisiz iktidar olan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu olacakları önceden gör(e)memesi bana çok akılcı gelmiyor. Özgür Özel’in CHP’nin genel başkan seçilmesinden bu yana alttan alta dillendirilen bir iddiadır “bu adaylık işi sonunda Özgür Özel’e kalır”tezi. Gerçi hakkını yemeyelim Özgür Özel her fırsatta bu ihtimali elinin tersi ile itmiş, anketlere göre en yüksek oya sahip olanlardan biri olan Ekrem İmamoğlu’nu CHP’nin cumhurbaşkanı adayı yapmış, onun adaylığının yargı eliyle engelleneceğinin anlaşılması üzerine de diğer santraforu olan Mansur Yavaş’ı işaret etmiştir. En son bayramlaşma mitinginde de bu ikili beraber poz vermiş, bu zor günlerde CHP delegesinin yüreğine ümit serpmiştir.

Ama… Aması Osmanlı’da oyun bitmez. Özgür Özel iktidarın kendini sıkıştırdığı dar yargı koridorlarını aşıp kurultay sandığını tekrar delegenin önüne koyar ve üç senede neredeyse beş defa ve çok yüksek oylarla genel başkan seçilirse nasıl bir kahramana dönüşür hayal edebiliyor musunuz?

Geriye kalıyor Mansur Yavaş. Mansur Yavaş soyadıyla müsemma Yavaş bir adam, biraz da iktidarın hışmına uğramamak için geride kalmayı tercih edebilir. Bir yıldız gibi parlayan Özgür Özel’in karşısında her geçen gün adaylığı biraz daha az konuşulur olabilir. Zaten öz CHP’li değildir, CHP tabanında CHP milliyetçiliği atom karınca gibi çalışarak, yedi düvelle çarpışarak kahramanlaşan bir deve dönüşen Özgür Özel’i tercih etmeye dünden hazırdır. Yeter ki anketlere biraz gaz verilsin ve “biz Özgür Özel’le de seçimi kazanıyoruz zaten (!)” kıvamına getirilsin. Mansur Yavaş’ın efendiliği ve siyasi hırs yoksunluğu genel başkanına karşı böyle bir yarışa zaten müsait değildir. CHP içindeki dengelerle önlenemiyorsa şimdiden gündemde olan birtakım dosyaların kapağı açılarak da adaylığı önlenebilir.

Hâsılı, kanaatimce Özgür Özel devlet aklının değilse de iktidar aklının gözüne kestirdiği ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı oylamasında karşısında görmek istediği özel bir isimdir. Önü düzünden değil ama tersinden sürekli açılmaktadır. Erdoğan’ın karşısında aday olması durumunda CHP’nin kahramanı olması hatta Erdoğan karşıtı bir kısım sekülerin oyunu alması da kazanmasına yetmeyecektir. Çünkü o öz be öz CHP’lidir, bu yüzden sağ, muhafazakâr seçmenin oyunu alamaz.

Tüm bu nedenlerle Özgür Özel Erdoğan’ın karşısında aday olarak değil, olmamayı başararak, ama onun karşısına çıkardığı adayla da seçimi kazanarak gerçek bir kahramana dönüşebilir. Başarabilir mi zor ama imkânsız değil, ömrümüz olursa çok da beklemeden görürüz. Ülkemiz ve halkımız için hayır dileyelim hayır olsun inşallah.

Not: Sabırla yazıyı sonuna kadar okumayı başaran dikkatli okuyucudan daha kısa yazamadığım için özür dilerim. Konu karmaşık ve kapsamlı olduğu için mecburen biraz uzun oldu kusura bakmayın.