Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NIN RAMAZAN GENELGESİ
"Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Ramazan ayını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin görevidir. Bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır. Çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazanla ilgili bir genelge yayınlamıştır. 'Kabede hacılar hu der Allah' ilahisini söyleyen miniklerimizi gönülden alkışlıyoruz. Genelgede ifade edildiği üzere modelin merkezinde erdem, değer çerçevesi esastır. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Türkiye'nin Talibanlaştığında dair en küçük bir delil var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma diyerek yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir? Ramazan şenliklerinin neresinde sakınca vardır? Bunlarda hiç mi utanma duygusu kalmadı.
"ALLAH'A İMAN ETMEK GERİCİLİKSE BİZ DE GERİCİYİZ"
CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici tayfası anlatsın da görelim. Din düşmanı olmayıp yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren çürük aydınlar ne istediklerini açık yüreklilikle söylesinler. Samimi faaliyetlerinin neresi laiklikle çelişiyor. Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları mesele yapmayanlara nasıl sessiz kalalım. Hiç mi utanma duygusu kalmadı? Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Alayınız karanlıksınız, karanlıktasınız haberiniz yok. Türkiye'de gerici bir kuşatma varmış. Allah'a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz. Milli Eğitim Bakanını ve bakanlık personelini kutluyorum. Ramazan ayı genelgesini sonuna kadar destekliyorum. Müslüman Türk milletinin haysiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sorgulamaya kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin. Ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmesinin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde konulmuştur. Bundan geriye dönüş yoktur. Taviz söz konusu değildir.
"BİZ YOLUMUZDAN DÖNMEYECEĞİZ"
Tarihi geriye sarmak mümkün değildir. Tarih bir el feneri gibidir. Nereye tutarsanız orayı aydınlatacak, gerisi ise karanlıkta kalacaktır. Nereden nasıl geldiğimizi biliyoruz. Türk milletinin var oluş hakları her zaman bakidir. Biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. Attığımız her adımla ülkemizin ve milletimizin ufuk çizgisi, huzur çimentosunu olmayı sürdüreceğiz. Dağılarak değil birbirimizi danışarak demokratik ve siyasi sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. Hiçbir vatandaşımız ikinci sınıf muamelesi görmemiştir. Türkiye Cumhuriyetinde Kürt neyse Türk de odur.
"TÜRK NEYSE KÜRT ODUR"
Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu yaklaşık 20 toplantı yaptı. Nihayet 17 Şubat hazırlığı yapılan raporu tamamlamıştır. Rapor kabul edilmiştir. Bu rapora sefalet diyenlerin kendisi sefildir. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalı. Devir Türkiye ve Türkiye Yüzyılı devridir. İkinci bir göz, yabancı bir el, dışarıdan bir arabulucun olmaksızın milli iradenin temsilcileri Terörsüz Türkiye hedefine hizmet etmişlerdir. Tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiştir. Demokrasimiz daha da güçlenmiştir. Türk Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır. Kardeşlik hukukumuz tek millet gerçeğimiz iyice kök salacaktır. Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır. Terörsüz Türkiye'nin kazananı hepimiz, herkes, milletimizin tamamı olacaktır. Yol haritası şekillenmiştir. Adalet duygusunu zedelemeden, şehitlerimizin hatıralarını gölgelemeden, silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleşecektir. İhtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması için ortaya çıkan anlayış çok değerlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemenin çerçeveleri çizilmelidir. Türk neyse Kürt odur. Kürt neyse Türk de odur. Türk'ün onurun Kürd'ün onurudur.
"2 AHMET MAKAMLARINA OTURMALI"
Dışımız yangın yeriyken içimizde yaren olmalıyız. Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında PKK'nın kurucu önderinin büyük bir payı vardır. KCK'nın yani örgütün üst yapılanmasının feshi de derhal sağlanmalıdır. Kayyum meselesi herhangi bir kaygıya kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, 2 Ahmet'in makamlarına oturmaları sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin tesirinde kalamayız. Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir.