Gülistan Doku altı yıldır kayıp, aslında organize bir cinayete kurban gitmiş, ölüsü bulunamamış bir kadın. Kaybolduğu ilk günlerde intihar ettiği söylentisi ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in bizzat başında durarak yönettiği uzman bir ekip tarafından günlerce aranmış ancak ölüsü ya da dirisi bulunamamıştı.
Aradan altı yıl geçti, anne babası vazgeçmedi, kızlarının intihar etmediği ve bir cinayete kurban gittiğinde ısrar ettiler. Israr da bir işe yaramayacaktı belki ama yüce Allah’ın kudretinden hali ne var, adalet bakanı değişti. Çiçeği burnunda bakan malvarlığı tartışmaları üzerinden sıkışmış durumdaydı ve bir çıkış yolu ararken birileri eline faili meçhul cinayet dosyalarını tutuşturdu. O da bu dosyalara sımsıkı sarılarak yüksek perdeden talimatı verdi,
O dosyaların ilki Gülistan Doku’nundu, raftan indirildi ki bir de ne görelim; meğer cinayet başta o dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel olmak üzere koruma müdürü, hastane başhekimi, dönemin jandarması ve içişleri tarafından örtülmeye çalışılmış. Yani devlet aygıtı cinayeti aydınlatmak için değil de delillerini karatmak için çalışmış. Çünkü cinayet şüphelisi valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’miş.
Hadi vali evladını adalete teslim etmemek için bu kadar ileri gitti diyelim, diğer kamu görevlilerine ne demeli? Anlaşılıyor ki dönemin içişleri bakanı Süleyman Soylu da dâhil onlarca kamu görevlisi bu karartmadan sorumlu. Zincirleme şekilde işlenen cinayet içinde cinayet.
Önceki gün vali de tutuklandı. Ancak henüz ceset bulunamadı. Ceset yoksa cinayet de yoktur. Yani Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek asıl şimdi samimiyet testindedir. Kendini parlatmak için mi, cinayeti gerçekten aydınlatmak için mi hareket ediyor yakında anlarız. Gerçi kolay değil, cinayeti gizleyebilmek adına cesedin yerinin birkaç kez değiştirildiği iddia ediliyor. Ama devlettir bu gerçekten ararsa bulur. Tersinden devletin bulmak istemediğini Allah dilemedikçe kimse bulamaz. Bir cinayetin faili meçhulse işin içinde devletin bir eli kolu vardır mutlaka.
Akın Gürlek siyasi davalara bakan ağır ceza hâkimiyken verdiği siyasi kararlarla, İstanbul Başsavcılığı döneminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu ve ekibini tutuklamasıyla ve en son Adalet Bakanı koltuğuna oturur oturmaz başlayan malvarlığı sorgulamalarıyla çok tartışmalı bir isim. Ancak Allah dilerse adaleti hiç umulmadık bir zamanda böylesine hiç umulmayan bir isim üzerinden de tecelli ettirir. Birileri kendini parlatmaya çalışadursun Allah gerçekte onun eliyle bir cinayeti aydınlatıyordur.
Allah şerleri hayreyler
Sanma ki gayreyler
Görelim Mevla’m Neyler
Neylerse Güzel eyler.
Adaletin geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir, darısı diğer faili meçhullerin başına.