Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni"nde katılımcılara hitap etti. Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan Hürmüz Boğazı krizinin ekonomik ve stratejik yansımalarını değerlendiren Erdoğan, enerji arz güvenliğinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Konuşmasının son bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan iç gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisini hedef aldı.
CHP'Yİ HEDEF ALDI: GÜNDEMLERİNDE SADECE KOLTUK KAVGASI VAR
Açıklanan ekonomik ve stratejik gelişmelerin ana muhalefetin gündeminde yer almadığını savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP yönetimini hedef aldı. Muhalefetin ne ülkenin meseleleriyle ilgilendiğini ne de dünyadaki gelişmeleri takip ettiğini ileri süren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi 'gel' deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar. Onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı, zulüm de olsa o hain ve işbirlikçi olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlananlar maruz kalacak. Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hâli değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak. Siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek."
Yaşananların ana muhalefet partisinin iç meselesi olduğunu ve kendilerini ilgilendirmediğini söyleyen Erdoğan, bu tartışmaları "güvenli takip mesafesinden" izlediklerini belirtti. Kendisine, hükümete ve cumhur ittifakına yönelik çirkin ifadelere karşı serinkanlı duruşlarını koruduklarını dile getiren Erdoğan, "Bilhassa elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz" dedi. İktidar veya muhalefet fark etmeksizin herkesin millete karşı sorumlu olduğunu vurgulayan Erdoğan, siyaseti marjinalize etmenin kimseye fayda sağlamayacağını belirtti.
"ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ BİR EGEMENLİK MESELESİDİR"
Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz Boğazı'nın kapanması süreçlerinin dünyaya çok önemli bir ders verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve millî güvenlik meselesidir" dedi.
28 Şubat’ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli krizin, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik ve stratejik rolünü perçinlediğini belirten Erdoğan, Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı konumundaki Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte, Uluslararası Enerji Ajansı tanımlamasına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisinin yaşandığını söyledi.
KÜRESEL RESESYON RİSKLERİ VE KISITLAMALAR
Krizin ardından bazı ülkelerin enerji tüketimini düşürmek amacıyla koronavirüs salgını dönemini hatırlatan kısıtlamaları devreye aldığını ifade eden Erdoğan; okulların tatil edildiğini, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildiğini, uçak seferlerinin iptal edildiğini ve akaryakıt istasyonlarında uzun kuyruklar oluştuğunu belirtti. Dünya genelinde enflasyonun tırmanışa geçtiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken, Hürmüz krizinin uzaması nedeniyle pek çok ülkenin bugün kendini resesyona hazırladığını kaydetti.
Erdoğan, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5., dünyada ise 11. sırada yer aldığını bildirdi. 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı doğrultusunda, 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin megavat (MW) olan güneş ve rüzgâr kurulu gücünü 2035 yılında 120 bin MW'a çıkarmayı hedeflediklerini açıklayan Erdoğan, bu hedef için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapılacağını ve yeşil iletim altyapısı inşa edileceğini söyledi. Ayrıca aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgâr kapasitesi oluşturma niyetinde olduklarını sözlerine ekledi.
Geçmiş dönem verileriyle günümüzü kıyaslayan Erdoğan, 2025 yılında toplam kurulu gücün 38 bin 820 MW olduğunu ve yenilenebilir enerjinin payının yüzde 33'ün biraz üzerinde seyrettiğini, o dönem kurulu güç içerisinde güneş enerjisinin bulunmadığını belirtti. Nisan sonu itibarıyla ise Türkiye'nin kurulu gücünün 125 bin 410 MW'a yükseldiğini, yenilenebilir enerji kapasitesinin payının yüzde 62,5'a ulaştığını ve bu gücün 26 bin 770 MW'ının güneş enerjisinden sağlandığını açıkladı. Elektrik üretiminde de 2005 yılında 162 bin gigavat saat olan toplam üretimin içindeki yenilenebilir kaynak payı yüzde 24 iken, 2025 sonu itibarıyla 363 bin gigavat saatlik toplam üretimin içindeki payın yüzde 43,3'e ulaştığını belirtti.
"YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINI SABOTE EDENLERE TESLİM OLMAYACAĞIZ"
Türkiye'nin yüksek bir enerji potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Erdoğan; ülkenin 140 bin MW rüzgâr, 53 bin MW yüzer güneş, yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle, 4 bin 500 MW jeotermal ve yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik potansiyeli bulunduğunu aktardı.
Projeleri engellemek isteyeler olduğunu söyleyen Erdoğan gruplara tepki gösterirken şöyle konuştu:
"Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen bu büyük potansiyeli hayata geçmekte kararlıyız. Nasıl bundan 13 sene önce 3-5 tane ağacın yerinin değiştirilmesi bahane edilerek sokaklarımızı ateşe veren gezici vandallara boyun eğmediysek, bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız. İster hidroelektrik, ister rüzgâr ve güneş enerjisi, ister nükleer güç santralleri olsun, Türkiye'nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz."