Hayat?

Bir şekilde hayatta kalıp devam edenler, hayatta kalmayı yaşamak zannederler. Oysa yaşamak, hayatta kalma temeli üzerine çaba ve gayretle başarılmış insan olmaktır.

Kölenin hayatta kalıp efendisine hizmet etmeye devam edişi yaşamak değil, hayatta kalışını kabulleniştir. Bu durum efendi için cennet, köle için cehennemdir. Günümüzde, özü aynı kalarak köleliğin de efendiliğin de uygulanışı değişmiştir. Kendi bilincini oluşturamayan herkes gönüllü olarak kabul edip, içinde sahte tatminlik yaşadığı, dayatılmış sistemin kölesi olmaktadır.

Algıların kapalı oluşundan gelen, bizim yerimize düşünüp, üreten ve yön veren efendiye itaat edilen kölelik. Algısı açık olup, şartların mecburiyetinden kaynaklı, istemeden yerine getirilen kölelik. Her iki durumda da gerçekleşen yaşamak değil hayatta kalmaktır.

İnsanî yaşam, köleler içinde özgür olma çapasıyla karanlığa ışık yakma gayretinde olup, söndürüldükçe tekrar tekrar yanan bir mum gibi sergilenen dik duruştur. Adaletle, ahlakla, malının, ilminin, sağlının zekatını vererek, okuyarak, yazarak, üreterek yaşamak!

İnsan, bilincini aktif olarak kullanan, kendisine ve topluma faydalı, gelişimi süreklilik içeren, canlı mahlûk olmanın üstüne, kendi fikri olandır ve hayat herkese insan olmanın imkânını sunan ikramdır.

Yaşamak, var olmanın bireyselliğini, insanî temeller üzerinden ilan etmektir. Yaşamak, zahir ve batın ilahî nimetlerden istifade etmektir. Yaşamak, gerçekliği algılayacak aklın işlevselliği, gözün görmesi, kulağın işitmesi, dilin söylemesidir.

Hayat, dahil olduğumuz akıp giden zamana tâbî, mekân ve imkân içeren, hazır bulunan ve içinde insanın ihtiyaçlarını barındıran olgudur. Hayatın içinde, yaşamsallığımızın devamlılığı için gerekli olan hava, su ve yiyecekler, giyilen kıyafetler, barınılan evler, kullanılan eşyalar, mevcut. Öğrenmek isteyene her türlü bilgi mevcut. Sağlık için ihtiyaç duyulan tıbbî imkanlar mevcut. Gelişim için kaynaklar mevcut. Yaşamak için aile, eş, dost, arkadaşlık mevcut. Hayallerin kaynağı insan üstülük, gerçekleşmesi için atılacak o ilk adımın zemini mevcut. Okumak için kitap, yazmak için kalem mevcut. Gitmek, gezmek için mekân mevcut.

Tüm bunların içinde bulunuyor olmak ama kullanmamak!

İşte o insanın kendi vereceği karardır. Hayatta mı kalacağız yoksa yaşayacak mıyız?

“Coğrafya kaderdir” derler. Kaderin, varlığı bir sistem üzerine mevcut ve mümkün kılması adına doğrudur. Doğduğumuz coğrafya, aile, toplum, cinsiyet kaderdir ama yaşamak işte o yazılı kader değil insanın seçimidir. İnsan olarak elimizde olmayanlara şikâyet edip elimizde olanları yapmamak yaşamak değil hayatta kalmaktır. Sofrada döner yok diye yemek yemeden kalkmıyoruz, ne varsa onu yiyerek hayatta kalıyoruz. Aynı şey yaşamak için de geçerlidir. Okumak için, araştırmak için, sorgulamak için, doğruyu bulup adaletle yaşamak için yapılması gereken o ilk adımı atmak gerekir.

Hayatta kalmanın ötesine geçip yaşayan insan olmak için elimizden geleni yapmadan özenti içinde beklentiye girmek kendimizi kandırmak olur.

Hayatta kalmakla yaşamak kendi elimizde!