Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) bileşenleri, 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun yürürlüğe girişinin ikinci yılında Bursa Üç Fidan Parkı’nda ortak basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal okurken, hayvan koruma politikalarının bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na uygulamanın ikinci yılına ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşma çağrısı yapıldı.
“BAŞARI SOKAKTA DAHA AZ HAYVAN GÖRÜLMESİYLE ÖLÇÜLEMEZ”
Melike Baysal, 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren 7527 sayılı Kanun’un iki yıllık uygulama sürecini “Tek Sağlık” perspektifiyle değerlendirdiklerini belirterek, hayvan koruma politikalarının başarısının sokaklarda daha az hayvan görülmesiyle değil, daha az hayvanın sahipsiz kalmasıyla ölçülmesi gerektiğini söyledi.
İki yıllık uygulamanın ardından kamuoyunun yanıt beklediği önemli sorular bulunduğunu ifade eden Baysal, “Toplanan hayvanlar bugün nerede? Hangi koşullarda yaşıyor? Hayvan refahı gerçekten iyileşti mi? Bakımevleri yeterli kapasiteye ulaştı mı? Belediyeler gerekli personel ve teknik altyapıya kavuştu mu? Kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmaları beklenen sonucu verdi mi? Kuduz ve diğer zoonotik hastalıklarla mücadelede nasıl bir tablo ortaya çıktı?” sorularını yöneltti.
BAKANLIĞA ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI
BAOB adına yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygulamanın ikinci yılına ilişkin temel verileri kamuoyuyla paylaşması istendi.
Son iki yılda açılan yeni hayvan bakımevlerinin sayısı, toplam bakımevi kapasitesindeki artış, bakımevlerinde bulunan ve sokakta yaşayan hayvan sayıları, istihdam edilen veteriner hekim ve yardımcı personel sayısı, gerçekleştirilen kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmaları ile son beş yıla ait doğrulanmış hayvan kuduzu vakaları ve kuduz riskli temas verilerinin açıklanması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, “Ölçülemeyen hiçbir uygulamanın başarılı ya da başarısız olduğu söylenemez. Talep ettiğimiz veriler herhangi bir polemiğin değil, bilimsel değerlendirmenin temelini oluşturmaktadır” denildi.
“SORUNUN KAYNAĞIYLA MÜCADELE EDİLMELİ”
Dünyadaki başarılı uygulamaların ortak noktasının, sahipsiz hayvan sorununu yalnızca hayvanları toplayarak çözmeye çalışmamak olduğu belirtilen açıklamada; kontrolsüz üretimin önlenmesi, etkin kimliklendirme ve kayıt sistemleri, yaygın kısırlaştırma, güçlü veteriner hekimliği hizmetleri, sahiplendirmeyi teşvik eden politikalar ve etkin denetimin birlikte yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Hayvan koruma politikalarının temel amacının hayvanların yerini değiştirmek değil, yeni sahipsiz hayvan oluşumunu önlemek olduğu ifade edilirken, üretim ve hayvan terkleri devam ettiği sürece milyonlarca hayvanın bakımevlerine alınmasının tek başına kalıcı çözüm oluşturamayacağı kaydedildi.
VETERİNER HEKİMLERİN ETİK YÜKÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Basın açıklamasında, veteriner hekimlerin yalnızca tedavi hizmeti sunmadığı, aynı zamanda hayvan refahını koruyan, halk sağlığını güvence altına alan ve zaman zaman ağır etik sorumluluklar üstlenen bir meslek grubunu temsil ettiği vurgulandı.
Bir veteriner hekimin sabah tedavi ederek yaşama tutunmasını sağladığı bir hayvan için günün ilerleyen saatlerinde geri dönüşü olmayan kararlarla karşı karşıya kalmasının ciddi bir vicdani yük oluşturduğu belirtilirken, bu yükün yalnızca bireysel vicdanla taşınamayacağı ifade edildi.
“BAKIMEVLERİ BİLİMSEL ÖLÇÜTLERLE DENETLENMELİ”
Açıklamada, hayvan bakımevlerinin denetiminde bilimsel kriterlerin esas alınması gerektiğine de dikkat çekildi.
Toplumsal duyarlılığın önemli olduğu ancak veteriner tıbbi uygulamaların bilimsel ölçütler ve yetkili denetim mekanizmaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, sağlık hizmetlerinde olduğu gibi hayvan sağlığı hizmetlerinin de yalnızca iyi niyetle değil bilimsel esaslarla değerlendirilebileceği ifade edildi.
“TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI KALICI ÇÖZÜMÜN ANAHTARIDIR”
Yerel yönetimlerin sürecin en önemli uygulayıcıları olduğuna dikkat çekilen açıklamada, belediyelerin yalnızca insanların değil, kentte yaşayan hayvanların ve tüm ekosistemin de sorumluluğunu taşıdığı vurgulandı.
Hayvan refahına yapılan yatırımın aynı zamanda halk sağlığına, çevresel sürdürülebilirliğe ve çağdaş kent yönetimine yapılan yatırım olduğu belirtilirken, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımının kamu politikalarının merkezine yerleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
“BİLİM KONUŞSUN”
BAOB bileşenleri, açıklamanın sonunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nı uygulamanın ikinci yılına ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşmaya davet ederek, hayvan koruma politikalarının bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini istedi.
Basın açıklamasına Bursa Barosu, Bursa Tabip Odası, Bursa Dişhekimleri Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, TMMOB’ye bağlı Gıda, Kimya, Makine, Mimarlar, Peyzaj Mimarları, Şehir Plancıları, Ziraat ve Tekstil Mühendisleri odalarının Bursa şubeleri ile DOĞADER ve Nilüfer Kent Konseyi katıldı.