Kökleri 4.400 yıl önce Mezopotamya'da söğüt ağacı kabuğundan elde edilen karışımlara dayanan ve 19. yüzyılda modern formuna kavuşan Aspirin, tıp dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. Kanı sulandırıcı etkisiyle uzun süredir kalp krizi ve inme riskini azaltmak için kullanılan bu ucuz ve erişilebilir ilaç, artık kanserle savaşta da en ön saflarda yerini alıyor.
LYNCH SENDROMU HASTALARINDA %50 DÜŞÜŞ
Aspirinin kanser üzerindeki etkisi, özellikle genetik yatkınlığı olan hastalarda mucizevi sonuçlar veriyor. İngiltere'de Newcastle Üniversitesi'nden Klinik Genetik Profesörü John Burn öncülüğünde, bağırsak kanserine yakalanma riskini ciddi şekilde artıran Lynch Sendromu taşıyıcıları üzerinde 10 yıllık tarihi bir araştırma yapıldı.
Araştırmaya katılan hastalardan biri olan 40'lı yaşlarındaki Nick James, 10 yıl boyunca düzenli aspirin kullandı ve şu ana kadar hiçbir kanser belirtisi göstermedi. Prof. Dr. Burn'ün çalışmasına göre, iki yıl boyunca düzenli düşük doz (75-100 mg) aspirin kullanan yüksek riskli hastalarda kolon kanserine yakalanma oranı tam %50 oranında azaldı.
Bu çarpıcı sonuçların ardından İngiltere'deki sağlık yönergeleri güncellendi ve Lynch Sendromu olan kişilerin 20'li veya 30'lu yaşlarından itibaren düzenli aspirin kullanması tavsiye edilmeye başlandı.
KANSERİN YAYILMASINI (METASTAZ) ÖNLÜYOR
Aspirinin gücü sadece kanserin oluşumunu engellemekle sınırlı değil; aynı zamanda mevcut kanserin vücuda yayılmasını (metastaz) da durdurabiliyor.
İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden Cerrahi Profesörü Anna Martling'in Eylül 2025'te yayımlanan devrim niteliğindeki çalışması, belirli mutasyonlara sahip bağırsak kanseri hastalarında aspirinin etkisini inceledi. Ameliyattan sonraki üç ay içinde günde 160 mg aspirin almaya başlayan 2.980 hastada, kanserin tekrarlama riskinin yarı yarıya düştüğü gözlemlendi.
Bu başarı üzerine İsveç, Ocak 2026 itibarıyla sağlık politikalarında değişikliğe giderek bağırsak kanseri hastalarına bu mutasyonlar için tarama yapmaya ve uygun hastalara düşük doz aspirin sunmaya başladı.
Aspirin Kanseri Nasıl Durduruyor?
Bilim insanları yıllardır bu basit ilacın kanser üzerinde nasıl bu kadar etkili olduğunu anlamaya çalışıyordu. Son bulgular, iki ana mekanizmaya işaret ediyor:
Hücre İçinde (Cox-2 Enzimi): Aspirin, hücrenin kontrolsüz büyümesine yol açabilen sinyal yollarını tetikleyen Cox-2 adlı bir enzimi baskılıyor.
Bağışıklık Sistemi (Tromboksan A2): Cambridge Üniversitesi'nden Kanser İmmünolojisi Profesörü Rahul Roychoudhuri'nin son araştırmaları, tümörlerin bağışıklık sisteminden saklanmak için "Tromboksan A2" adlı bir kan pıhtılaşma faktörünü kullandığını ortaya koydu. Aspirin bu faktörü inhibe ederek (baskılayarak), kanserli hücreleri bağışıklık sisteminin "T-hücreleri" için görünür birer hedefe dönüştürüyor.
HERKES KULLANMALI MI? UZMANLARDAN "DOKTOR" UYARISI
Şu an dünya genelinde prostat, meme ve mide kanseri gibi diğer türler üzerinde de aspirinin etkilerini test eden 11 bin kişilik devasa klinik deneyler yürütülüyor. Araştırmacılar, bu deneylerin sonuçlarının da olumlu gelmesi halinde kanser tedavisinde yeni bir çağın başlayabileceğine inanıyor.
Ancak uzmanlar kritik bir uyarıda bulunuyor: Herkes kanserden korunmak için aspirin yutmaya başlamamalı. Aspirin; hazımsızlık, mide ülseri, iç kanama ve hatta beyin kanaması gibi ciddi yan etkilere yol açabiliyor. Prof. Dr. Martling, "Aspirini bir kanser popülasyonuna vermek başka bir şeydir, ancak sağlıklı bir popülasyona onlara zarar verebilecek bir şeyi sunmak bambaşka bir şeydir" diyerek, ilacın sadece doktor kontrolünde ve belirli risk gruplarında kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.