İstanbul'un çok katmanlı hafızasını martılar üzerinden yeniden yorumlayan sergi, izleyiciyi zaman, hareket ve bellek ekseninde şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor. Kanber'in eserleri, geçmiş ile bugünü aynı yüzeyde buluştururken, kentin kültürel ve tarihsel birikimini güçlü bir görsel dile dönüştürüyor.
Sanatçının daha önce Anadolu'nun göç kültürünü kervansaraylar ve at figürleri üzerinden ele aldığı üretim pratiği, bu seride İstanbul'un simgesi haline gelmiş martılarla yeni bir anlatı katmanına taşınıyor. Tuvalde hayat bulan martılar; Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan tarihsel izleri, Boğaz'ın akışını ve şehrin hafızasında yer eden duyguları birbirine bağlayan birer tanık olarak öne çıkıyor. Açılış gecesinde eserler büyük beğeni toplarken, sanat çevreleri sergiyi "İstanbul'un hafızasına şiirsel bir dokunuş" olarak değerlendirdi. Yoğun katılımın olduğu gecede, koleksiyonerlerin eserlere gösterdiği ilgi dikkat çekti.
Kanber, sergiye ilişkin düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: "Kervansarayların sesi sustu; yerini martıların çığlıkları aldı. Bu çığlıkları renklerle duyulur kılarak geçmiş ile bugün arasında yeni bir bağ kurmak istiyorum."
1974 İstanbul doğumlu sanatçı Pınar Kanber, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını aynı üniversitede tamamladı. Sanat eğitimciliği, proje koordinatörlüğü ve sanat yönetmenliği gibi farklı alanlarda da aktif rol alan Kanber; kültürel miras ve sanat üretimini bir araya getiren çalışmalarıyla tanınıyor. Sanatçı, üretimlerini Çanakkale'deki atölyesinde sürdürmeye devam ediyor.
"Martıların İstanbul'u" sergisi, 9 Mayıs 2026'ya kadar FULART Gallery'de ziyaret edilebilirken, İstanbul'un gökyüzünde süzülen martıların izinde zaman ve hafızanın katmanlarını keşfetmek isteyen tüm sanatseverleri bu özgün deneyime davet ediyor.