Babaannemin çocukluğunda öğrendiği şiirleri bugün hala ezbere okuması beni çok şaşırtıyor.
Bulgaristan'ın ücra köyünde bir Türk çocuğuna Türkçe şiir öğreten bir eğitim sisteminin olduğunu düşünmek de beni şaşırtıyor.
Bahsettiğim Bulgaristan’ın 50'li yıllarının özlemini ifade ediyor. Bugün o eğitim sisteminden eser yok.
Acaba ben çocukluğumdan şiirler hatırlıyor muyum?
Bugün 23 Nisan
Hep neşeyle doluyor insan...
İşte bugün kamutay kuruldu
Sonra hemen padişah kovuldu...
Parçalı da olsa bazı şiirleri hatırlıyorum.
Acaba benim hatırladığım dizeler de bir hatıradan mı ibaret?
Sahi biz dün neyi kutladık?
Devleti halkın yönetmeye başladığı milletin kendi meclisini kurduğu günü kutluyoruz.
Şiirde abartı yok, biz başındaki padişahı kovmuş bir milletiz.
Danıştay, sayıştay, yargıtay günümüzde de devletin çok kullandığı kelimelerin başında geliyor. Peki Kamutay, yani meclis neden kullanımdan kalktı?
Halk egemenliğinde yüz yılın sonunda hangi aşamaya geldik?
Türkiye'de serbest seçimler yapılsa da halkın yönetime katılamadığı bir düzene geçtiğimizi düşünüyorum.
Meclisin etkisizleştirildiği yönünde ciddi değerlendirmeler var.
Zengin olmadan yönetici olamıyoruz.
Türkiye'nin yüzde 6,99'u meclisin dışında tutuluyor.
Millet kendi vekiline ulaşmakta güçlük çekiyor.
Yerelde belediye başkanları sanki süper kahraman gibi her konuda projeler (!) yapıyor.
Velhasıl bir asrın sonunda siyasetin kapısı emekçiye kapatılmış. Farklı fikirler susturulmuş. Tepeden tırnağa halkın yönetime doğrudan katılması engellenmiş.
Yaşamın hemen her yerinde adaletten yana umudumuz bitmiş.
Ama balonlarla flamalarla dün de bunları konuşmadan bitirdik.
Dün Bursa'da göstermelik yapılan kortejin önünde yürütülen maaşlı çalışan palyaçonun neşesi kadar sahte bir neşeyle kutladık 23 Nisan'ı.
Babaannemin yetiştiği Bulgaristan rejimi çökeli çok oldu. Peki bizim neyimiz çöktü de bu hale geldik?