24 yaşındaki Ceren Ünal’ın 16 Eylül 2021 tarihinde Ankara’daki evinde yaşamını yitirmesiyle ilgili süreçte, ailesi ve yakınları hukuki mücadelesini sürdürüyor. Olayın ardından başlatılan soruşturma, 11 ay sonra tamamlanan otopsi raporuyla birlikte, savcılık tarafından takipsizlik kararıyla sonuçlandırılmıştı. Ancak anne Yurdagül Doğan, elde edilen bulguların yeterince derinlemesine araştırılmadığını savunarak dosyanın yeniden açılmasını talep ediyor.
OLAY YERİNDEKİ BULGULAR VE SORUŞTURMA SÜRECİ
Anne Yurdagül Doğan, kızının yaşamını yitirdiği günle ilgili yaptığı açıklamalarda, olayın "dışarıdan bir müdahale olasılığı" göz ardı edilerek kapatıldığını iddia ediyor. Doğan, kızının fiziksel durumuyla ilgili tıbbi raporda yer alan bazı bulguların, mevcut resmi sonuçla çeliştiğini öne sürüyor. Özellikle boyun bölgesinde ip izi veya herhangi bir kırık tespit edilmemiş olması, ailenin şüphelerini artıran en önemli unsurların başında geliyor.
Anne Doğan, soruşturma kapsamında olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek bazı önemli ayrıntıların yeterince incelenmediğini öne sürdü. Doğan'ın iddiasına göre, olay günü bina çevresinde şüpheli hareketlerde bulunduğu ileri sürülen bir kişiye ait güvenlik kamerası görüntüleri ancak 25 gün sonra talep edildi. Bu gecikme nedeniyle kamera kayıtlarının silindiği belirtildi. Ayrıca, olayın arka planını ortaya çıkarabilecek HTS kayıtları ile cep telefonu içeriklerine yönelik incelemelerin de yeterli düzeyde yapılmadığı iddia edildi.
En dikkat çeken detay ise otopsi raporunda yer alan biyolojik bulgular. Raporda, Ceren Ünal’ın sağ el tırnağı altında bir erkeğe ait DNA profili tespit edildiği kayıt altına alınmış durumda. Anne Doğan, bu DNA örneğinin kime ait olduğunun belirlenmesi için herhangi bir eşleştirme çalışması yapılmadığını ifade ederek, bu detayın cinayet veya boğuşma şüphesini güçlendirdiğini vurguluyor.
"YAŞAM DOLU BİR GENÇTİ"
Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan ve gelecek planları yapan Ceren Ünal’ın, yaşamını yitirdiği günün öncesinde saçını boyatması, alışveriş yapması ve arkadaşıyla konser planı yapmış olması, annesi tarafından "kendi isteğiyle yaşamına son vermiş bir bireyin sergilemeyeceği davranışlar" olarak yorumlanıyor. Ayrıca otopside tespit edilen küçük çaplı beyin kanaması bulgusu, ailenin adli sürecin tüm detaylarıyla tekrar incelenmesi talebini destekleyen noktalar arasında yer alıyor.