İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 39’uncu duruşmasında dikkat çeken gelişmeler yaşandı. İddianamede İmamoğlu’nun “gizli kasası” ve “örgüt yöneticisi” olmakla suçlanan iş insanı Murat Kapki, daha önce verdiği etkin pişmanlık ifadelerini reddetti.
Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülen duruşmada ek savunma yapan Kapki, savcılık aşamasında verdiği ifadelerin hür iradesiyle alınmadığını söyledi. Kapki, ailesi ve özellikle eşinin gözaltına alınması nedeniyle büyük baskı altında kaldığını belirterek, daha önceki beyanlarını “savcının yönlendirmesiyle” verdiğini savundu.
Kapki, “Ben burada tamamen doğruları söylüyorum. Bundan önce vermiş olduğum ifadelerimin tamamı benim hür irademle vermiş olduğum ifadeler değildi. Bir insan eşini, çoluğunu, çocuğunu, yuvasını kurtarmak için bana o gün deseydiniz ki Roma’yı sen mi yakmışsın, evet ben yaktım derdim” ifadelerini kullandı.
“ALINAN İFADELER YOK HÜKMÜNDEDİR”
Duruşmada Kapki’nin avukatı Fikret Aras da etkin pişmanlık ifadelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aras, müvekkilinin savcılıkta verdiği ifadelerin baskı ve yönlendirmeyle alındığını savunarak, bu beyanların dosyada yok hükmünde kabul edilmesini talep etti.
Aras, Kapki’nin cezaevinden adliyeye getirildiğinde doğrudan Cumhuriyet savcısının odasına alındığını, avukatların ise o sırada yapılan görüşmelerden haberdar olmadığını öne sürdü.
Kapki’nin o dönemde kardeşinin, çalışanlarının ve ailesinden birçok kişinin gözaltına alındığını, en önemlisi de eşinin gözaltına alınmasının müvekkili üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturduğunu belirten Aras, “Müvekkilim hem eşini kurtarmak hem de cezaevinden çıkacağı vaadiyle bir kısım beyanlarda bulunuyor” dedi.
Aras, “Alınan bu ifadeler legal değildir. Yok hükmündedir. Bu nedenle bu ifadelerin soruşturma ve yargılama dosyasında yokmuş gibi değerlendirilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
KAPKİ’DEN DİKKAT ÇEKEN İDDİA: “SORUŞTURMAYI ÖNCEDEN HABER ALDIM”
Ek savunmasında soruşturma sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Murat Kapki, 2024 yılının ekim ayında Çetin Ayas isimli bir kişinin kendisine gelerek şirketleriyle ilgili gizli bir soruşturma yürütüldüğünü söylediğini aktardı.
Kapki, bu kişinin daha sonra kendisinden 100 bin dolar istediğini belirterek, “Bana, dosyanın içinde nerede olduğumu, ne olacağını anlatabileceğini söyledi. Ben bunların hepsini savcıya anlattım. Ama hiçbir şey yapılmadı” dedi.
Kapki, Çetin Ayas’ın yanı sıra İsmail Kaan isimli kişiye ilişkin de savcılığa bilgi verdiğini, ancak bu kişilerle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını savundu.
“MALLARINI BANA GEÇİR, HİÇBİR ŞEY YAPAMAZLAR DEDİ”
Kapki, İsmail Kaan ile yaptığı görüşmeyi de duruşmada anlattı. İddiasına göre Kaan, kendisine mallarını kendi üzerine devretmesini önerdi. Kapki, “Bana, ‘Mallarını benim üzerime geçir, hiçbir şey yapamazlar. Bendeyken hiçbir şey olmaz mallarına’ dedi” ifadelerini kullandı.
Bu durumu da savcılığa anlattığını belirten Kapki, “Çetin’i söylüyorum yok, İsmail’i söylüyorum yok. Ama benim kardeşim burada tutuklu, eşim sanık, avukatım sanık, kayınpederim sanık, arkadaşlarım sanık. En önemli noktada olması gereken kişiler yok” dedi.
Kapki, İsmail Kaan hakkında suç duyurusunda bulunmak istediğini ve mahkemede dinlenmesini talep etti.
“2018’DEKİ METRO İHALESİ NEDEN İDDİANAMEDE YOK?”
Kapki, savunmasında iddianamede yer alan ihalelere de değindi. Kendisinin üç ihale üzerinden yargılandığını ancak benzer nitelikteki 2018 tarihli metro reklam alanları ihalesinin iddianamede yer almadığını söyledi.
Kapki, metro reklam alanları ihalesinin de benzer şekilde yapıldığını belirterek, “Eğer o ihalede herhangi bir problem yoksa benim ihalelerimde de hiçbir şey yok” dedi.
İhaleye fesat karıştırmadığını savunan Kapki, kendisinin doğrudan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür A.Ş. arasındaki ihaleye müdahil olmadığını, yalnızca alt ihale aldığını ifade etti.
Kapki, reklam alanları için ciddi yatırım yaptığını da belirterek, köprülerde yapılan çelik konstrüksiyonların maliyetinin 5-6 milyon dolar olduğunu söyledi. Bu yatırımın ihale süresi sonunda belediyeye kalacağını belirten Kapki, “Üç senelik bir ihale için 5-6 milyon dolarlık yatırım yapıyorum, bütün kiralarını tertemiz ödüyorum” dedi.
MASAK RAPORUNA İTİRAZ: “MAYIS’TAKİ ORTAKLIĞI KASIMDA GÖSTERMİŞLER”
Kapki, savunmasında MASAK raporundaki bazı tespitlere de itiraz etti. Hüseyin Köksal’ın şirkete mayıs ayında ortak olduğunu, ancak MASAK raporunda bu ortaklığın kasım ayında gösterildiğini savundu.
Bu durumun kendisini üçüncü kişiye rüşvet vermiş gibi göstermek amacıyla yapıldığını öne süren Kapki, “Mayıs’ta ortak olan bir adamı kasımda göstermek bir suçtur. Ve bunu MASAK yapıyor. Savcı bey de bunu hiçbir şekilde incelemiyor” dedi.
Kapki, savcılıkta defalarca bu hususu anlattığını ancak dinlenmediğini söyledi.
İMAMOĞLU’NDAN KAPKİ’YE SORU: “SİZİNLE HİÇ TANIŞTIK MI?”
Duruşmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Ekrem İmamoğlu’nun Murat Kapki’ye yönelttiği sorular oldu. İmamoğlu, iddianamede Kapki’nin kendisinin “kasası” olarak gösterildiğini hatırlatarak, aralarında herhangi bir kişisel ilişki olup olmadığını sordu.
İmamoğlu, “Sizinle biz bu operasyonlardan önce hiç tanıştık mı?” diye sordu. Kapki, bu soruya, “İki defa… Yani tanışmadık. Birinde Kültür A.Ş.’nin verdiği iftar yemeğinde bin kişilik bir yemekte herkesle tokalaşıyordunuz, benimle de tokalaştınız. Şahsımla ben Murat, siz Ekrem diye bir tanışmamız olmadı” yanıtını verdi.
İmamoğlu’nun, “Birbirimize bir çay kahve ısmarladık mı, yemek yedik mi?” sorusuna ise Kapki, “Hayır” dedi.
İmamoğlu daha sonra, “Sizinle herhangi bir ticaretimiz oldu mu?” diye sordu. Kapki bu soruya da “Hayır” yanıtını verdi.
İMAMOĞLU: “BURADA BİR ÖRGÜT YOKTUR”
Kapki’nin yanıtlarının ardından konuşan İmamoğlu, iddianamede “örgüt” iddiasıyla yargılama yapıldığını ancak bu iddianın çöktüğünü savundu.
İmamoğlu, “Şu anda örgüt ve örgüt üyeleri, örgüt yöneticileri şeklinde burada insanlar yargılanıyor. Burada bir örgüt yoktu. Burada örgüt yoktur” dedi.
İmamoğlu, daha önce dinlenen bazı sanıkların da kendisiyle hiçbir kişisel bağlantılarının bulunmadığını ifade ettiklerini hatırlatarak, iddianamede “kasa” ve “örgüt yöneticisi” olarak tanımlanan kişilerin kendisiyle bağının kurulamadığını savundu.
“KASA” İDDİASI DURUŞMAYA DAMGA VURDU
Duruşmada hem Kapki’nin önceki ifadelerini reddetmesi hem de İmamoğlu ile aralarındaki ilişkiye dair verdiği yanıtlar, davanın en kritik başlıklarından biri olan “gizli kasa” iddiasını yeniden tartışmaya açtı.
Kapki, daha önce verdiği ifadelerin baskı altında alındığını belirtirken, İmamoğlu ile kişisel, ticari ya da düzenli bir ilişkisinin bulunmadığını söyledi. İmamoğlu ise bu yanıtların, iddianamedeki örgüt ve kasa iddialarının dayanaksız olduğunu gösterdiğini savundu.
Kapki’nin avukatı, etkin pişmanlık ifadelerinin dosyada yok hükmünde sayılmasını talep ederken, Kapki de savunmasının sonunda bazı isimlerin mahkemede dinlenmesini ve malvarlığı devirleriyle ilgili iddiaların araştırılmasını istedi.
İşte duruşmada yaşananların tamamı:
MURAT KAPKİ EK SAVUNMA YAPIYOR
Başkanım, perşembe günü çok yorulmuştum biliyorsunuz ve terlemiştim. Bazı atladığım noktalar var onlarla ilgili tekrardan bir 10-15 dakika konuşabilir miyim? Teşekkür ederim. Şimdi özellikle ne zaman konuştu hatırlamıyorum da Sayın Bakanımız, televizyonda, “Bu soruşturmayı ilk önce Murat Kapki haber aldı ve ondan dolayı biz erken yaptık, mal devirleri yaptı diye biz erkenden yaptık” diye bir açıklaması vardı. Sizler de bunu duymuşsunuzdur, biliyorsunuzdur. Ben bununla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Evet, bana 2024’ün ekim ayı gibiydi Çetin diye bir arkadaş geldi. Bunu da bana tanıştıran Ahmet Çiçek, o meşhur Ahmet Çiçek var ya Sayın Başkanım, o Ahmet Çiçek beni tanıştırdı zamanında. Bu Çetin denilen arkadaş benim yanıma geldi, Çetin Ayas, soyadı da Ayas. İşte bana “Seninle, şirketlerinle alakalı bir gizli soruşturma yürütülüyor” dedi ekim ayında Sayın Başkanım. Burası çok önemli, ekim ayında. Dedi ki böyle bir durum var dedi. Ben de dedim ki “Yani benimle ilgili ne yürütebilirler, bizim her şeyimiz tertemiz, yürütürlerse yürütsünler” dedim. “Siz bilirsiniz” dedi, konuyu kapattı gitti.
Sonra işte bu aralık ayı gibi ben böyle bir konuşuyordum sağda solda böyle muhabbet ediyordum. Muhabbette gene bir yerde aynı şekilde duydum bizim hakkımızda bir soruşturma yönetildiğini, aralık ayıydı. Ha dedim bana da birkaç ay önce birisi geldi böyle böyle söyledi dedim, ben de pek umursamadım. Sonra tekrardan bu Çetin’i aradım, bana ocak ayının ilk haftası gibiydi tekrardan bana geldi. Bana dedi ki işte sizi istiyorsanız yani nerede, bu dosya içerisinde nerede olduğunuzu, nasıl olacağınızı, ne olacağınızı hepsini açıklarız. Bununla ilgili bana bir 100.000 dolar para verirsen ön anlaşma olarak hani bunu bir görürüm, bakarım ne neolacağını her şeyini anlatırım size dedi. Bu arada ben bunların hepsini Savcı Bey'e anlattım. Savcı Bey de biliyor bunları.
Hâkim: İfadenizde de var mıydı?
Murat Kapki: Evet ama Sayın Başkanım hiçbir şey yapılmadı ki. İfademde var, Çetin denilen arkadaşın ifadesi yok. Kimse Çetin'i gidip arayıp bulmamış, kimse soru sormamış. Benim kardeşimi dahi alıyorlar, eşimi alıyorlar, ben ibra ediyorum, diyorum ki böyle böyleoldu, bundan dolayı ben bu ismi verdim diyorum, hiçbir şey yapmadılar. Ondan dolayı söylüyorum size bunu. Neyse sonra tabii ben bunu öğrenince geldi, tamam dedim teşekkür ederim dedim. Ben sana haber vereceğim dedim ve gitti bu. Sonrasında ben çok eski tanıdığım İsmail Kaan’la konuşmaya başladım. İsmail’e anlattım, İsmail böyle böyle bir durum varmış dedim. Senin bir bilgin var mı, sen öğrenebilir misin, ne yapabiliriz diye bir bakar mısın diye söyledim. O da tamam dedi bakarım dedi. Sonra işte bana geldi bir gün dedi ki, evet dedi böyle bir şey varmış dedi ama dedi sen dedi mallarını dedi benim üzerime geçir, hiçbir şey yapamazlar dedi. “Bendeyken hiçbir şey olmaz mallarına” dedi. Aynen bu kelimeyi söyledi bana. Dedim ki “İsmail, geçirsem bu sefer hani sıkıntı olmayacak mı bütün malları senin üzerine geçiriyorum, bu da belli olacak.” “Bana hiçbir şey yapamazlar” dedi, “benim de onlarla ilgili bir sürü elimde şey va”r dedi, telefonunu gösterdi böyle. Böyle telefonunu gösterdi, “Bende de neler var onlarla ilgili” dedi.
Yani peki Başkanım, ben bunu da anlattım Savcı Bey'e. Savcı Bey bunu da kayda almadı. İsmail’in de hiçbir... Bakın Çetin’i söylüyorum, yok; İsmail’i söylüyorum, yok. Ama benim kardeşim Serhat burada tutuklu, eşim sanık tutuksuzlarda, avukatım sanık, kayınpederim sanık, arkadaşlarım sanık ama İsmail ve Çetin yok ortada. En önemli ortada, noktasında olması gereken kişiler yok. Savcı Bey hiçbirini almıyor. Bu benim içimi acıtıyor Sayın Başkanım. Ben burada tamamen doğruları söylüyorum. Evet, size bugün baştan da söyledim; bundan önce vermiş olduğum ifadelerimin tamamı benim hür irademle vermiş olduğum ifadeler değildi. Bir insan eşini, çoluğunu, çocuğunu, yuvasını kurtarmak için bana o gün deseydiniz ki Roma’yı sen mi yakmışsın, evet ben yaktım derdim yani ne diyebilirim yani. Şu adamı sen mi vurdun, evet ben vurdum derim yani, eşim gireceğine ben gireyim yani. Ama çok ilginç İsmail Kaan’ın bakın defalarca ya başkanım defalarca, herhalde 15 defa devamlı yazdım, yazdım, yazdım, yazdım, her gittiğimde söyledim tek bir ifadesi alınmadı ya.2018’deki metro reklam alanları ihalesi de var ama iddianameye dahil edilmemiş. Çünkü 2018 tarihli. Aklıma da tabii ki o zaman benim 1.750.000 dolarıma çöktüğü ve babasının söylediği laf geliyor: "Ben oğlumu daha fazlasına vererek bu işten kurtardım."
Şimdi Başkanım, ya Allah aşkına yani tamam cevap veremiyorsunuz da siz benim yerimde olsanız 10 metrekarelik odadasınız. Birisi malınıza çökmüş, belki de evlerimi bile geri alamayacağım. Evlerimi de belki geri alamayacağım çünkü tamamen hileli bir satışı ona verdim. Hiçbir şekilde aramızda herhangi bir şey yok. Sadece "Mallarını bana ver, bana bir şey yapmazlar, yapamazlar" dediği için ben mallarımı ona verdim. İkincisi Başkanım, o gün de size anlatmıştım. Biz 3 ihaleden burada yargılanıyoruz. Dördün... Ama ben 4 ihale aldığımı ve bir tanesinin hiçbir şekilde konu edilmediğini, çünkü daha öncesinde olduğunu... Yine aynı şekilde bir ihale daha var Başkanım: Metro ihalesi. Metro... Metro ihalesini biliyor musunuz Başkanım? Bu, metro reklam alanlarının ihalesi. Başkanım, onlar da benimle beraber, yani benimle beraber de aynı zaman diliminde ihale edildi. Ama farkında mısınız? İddianamede yok. Nedenini söyleyeyim mi? 2018 çünkü, yapılış tarihi 2018. Ama benim aldığım Kültür A.Ş.'den neyse, birebir aynı şekilde alındı o ihale de. Eğer o ihalede herhangi bir problem yoksa benim ihalelerimde de hiçbir şey yok, ki zaten yok.
Bakın metroyu söyledim, İlbakları söyledim. Ne hikmetse televizyon yayınlarını izliyorum Başkanım, tek bir yerde konuşulmuyor beni bu söylediklerim. Ama beni vurmaya kalktıklarında neler neler konuşmuşlardı. Benim davalı olduğum adam hâlâ televizyonda Başkanım, bu çok önemli, bir dinler misiniz? Benim iddia... Mücahit Birinci perşembe günü akşam televizyonda ne dedi biliyor musunuz? Benim avukatlarım kapıyı kırarak Savcı Bey'in odasına girecekmiş, "Siz benim müvekkilime nasıl tek başına savunma yaptırırsınız, savunmasını alırsınız" dermiş. Hangi ülkede yaşıyoruz ya? Savcı Bey'in odasının kapısını kırarak kim girebilir? Bu 1. İkincisi, 7. kata bırakın kapının önüne gelmeyi, zaten 7. kata girmek için yani ta 50'şer metre öteden bekletilip bir bariyer yapmışlar orada, oradan geçemiyorsun. Ancak Savcı Bey izin verirse oradan içeri alınıyorlar.
Ama bu densiz adam hâlâ kendini bir şeylere ispatlamak için... Bir de ben şeymişim, o oda yalan odasıymış, o odada iftirayı herkes birbirine atabilirmiş çünkü dinlenmiyormuş. Başkanım, ben hayatımda ilk defa mahkemeye çıkıyorum, huzurunuza çıkıyorum ve hayatımda ilk defa tutuklandım. Ve hayatımda ilk defa tutuk odasında bir avukatla görüştüm. Ben bilmem ki orası dinleniyor mu, dinlenmiyor mu, gözleniyor mu, kamerası var mı, yok mu? Hayatımda ilk defa yaşıyorum bunları. Ama o beyefendi pişkin pişkin bunları biliyormuş demek ki, rahat rahat bunları televizyonda perşembe günü anlatıyor. Ne kadar pişkin bunlar ya! Cem Küçük çıkmış yine açıklama yapmış; size verdiğim, burada cevabını verdiğim bütün ifadeleri hâlâ gerçekmiş gibi insanlara algı yaratmaya çalışıyor.
Sayın Başkanım, ben burada neden tutukluyum? İhaleye fesat karıştırdığım için, örgüt üyesi olduğum için ve rüşvet verdiğim için, doğru değil mi? İhaleye fesat karıştırmadığımızı size anlattım. Neden? Çünkü ben Kültür A.Ş.'nin alt ihalesini aldım. Ben ihaleye fesat karıştırılan, iddianamedeki fesat karıştırılan Büyükşehir Belediyesi ile Kültür A.Ş. arasındaki ihaleye herhangi bir girişim yok, herhangi bir hiçbir şekilde müdahil değilim. Benim ihaleye fesat karıştırma gibi bir durumum yok zaten. Artı, ben memur da değilim, ben bir iş insanıyım. Son kuruşuna kadar parasını ödemiş miyim? Evet. Reklam yerlerini yapmış mıyım? Evet. Başkanım, köprüleri size anlattım ya. Köprülere, şey koyduğumuz, konstrüksiyon yaptığımızı. O gün unuttum, o şeyle. Bunun maliyetini öğrenmek ister misiniz? Köprülere yaptığım o çelik konstrüksiyonların maliyetini? Kayyum şirketimizde çıkartabilirler, siz de isteyebilirsiniz. Ama tahminim 5 veya 6 milyon dolar. Böyle bir yatırım yaptım ve bu belediyeye kalacak başkanım, belediyeye kalacak. 5-6 milyon dolarlık bir yatırım belediyeye kalacak ve ben bu ihaleyi 3 senelik aldım Başkanım.
Bakın, üstüne basa basa söylüyorum. 3 senelik bir ihale için 5-6 milyon dolarlık yatırım yapıyorum, bütün kiralarını tertemiz ödüyorum. Hatta benden vade farkı alıyorlar, bunları da ispatlıyorum size. Rüşvet vermediğimi anlattım size. Hüseyin Köksal'ın Mayıs ayında şirkete ortak olduğunu, bakın MASAK, MASAK hani çok övündükleri MASAK var ya televizyonlarda o arkadaşların, o bazı meczup gazeteci arkadaşların, çok övündükleri MASAK Hüseyin'in Mayıs ayında olan ortaklığını Kasım ayında gösteriyor. Neden? Ben çünkü üçüncü bir kişiye para, sanki rüşvet vermişim gibi göstermek amaçlı. Bu çok önemli bir şey başkanım ya. Bu bir suçtur. Mayıs'ta ortak olan bir adamı Kasım'da göstermek bir suçtur. Ve bunu MASAK yapıyor. Ve savcı bey de bunu hiçbir şekilde incelemiyor ve ben bunu savcı beye defalarca söyledim. Defalarca anlattım, dinlemedi. İlla benden duymak istediklerini almak istedi. Başka hiçbir şey değil. Doğruları çünkü söyleyince kulak kapattılar.
Ben neden tutukluyum? Ben bir iş insanı olduğum için mi tutukluyum? Başkanım, İsmail Kaan hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum. İsmail Kaan'ın buraya getirtilip dinlenmesini istiyorum. Herhalde siz de çağırırsınız diye düşünüyorum. Hatta babası Osman Kaan'ın da gelmesini, çünkü 1 milyon 750 bin dolar verip daha fazlasını kimlere vermiş oğlunu kurtarmak için. Yani benim aklıma birçok şey geliyor da sizin de aklınıza geliyordur herhalde bunu öğrenmek. Bu paranın alınıp devlet tarafından, aynı evlerime konulduğu gibi, tedbirli bir şekilde tedbir konmasını istiyorum. Çünkü bu para benim param, tertemiz, helal param benim. Herhalde yeterince anlatmışımdır. Teşekkür ederim.
EKREM İMAMOĞLU, MURAT KAPKİ’YE SORUYOR
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; öncelikle herkese hayırlı haftalar. Hem 19 Mayıs'ta Türk gençliğine yakışan bir bayram olsun hem de şimdiden Kurban Bayramımız mübarek olsun. Tabii temennimiz, isteğimiz; ülkemizin her yönüyle iyiliklerle buluştuğu bir hafta değil, hayat olsun, yaşam olsun. Ne yazık ki ülkemizde, milletimizi üzen, hayatını gerçekten zora sokan sabahlara uyanmaya devam ediyoruz. Canımız sıkılıyor, canımız yanıyor.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim Sayın Başkan, Sayın Heyet: Tabii burada Murat KapkiBey'i dinledik geçen hafta, bugün de dinledik. Geçen hafta dinledikten sonra oluşan süreçte benim şahsen bir “feryat” denebilecek bir tavrım oldu. Belki tonu yüksekti, belki sizi rahatsız etti; haklı olarak olabilir. Bu benim de arzu ettiğim bir şey elbette değil. Ancak aile mesele olunca ve insanların aileyle ilgili süreçlerini dinleyince, benim de hassasiyetim... Kaldı ki sizin de hassasiyetiniz... Allah korusun, Allah esirgesin ki küçük bir haber aldığınızda bile nasıl telaşa düştüğünüzü hepimiz gördük, hepimiz merak ettik. Çünkü insan, insanın ailesini merak eder yani. "Bir şey mi oldu, kötü mü oldu, sıkıntı mı oldu?" diye... Dediğim gibi Allah korusun, Allah esirgesin, herkes ailesini...
Bu çerçevede, bu etkilenmenin vermiş olduğu manevi sıkışmışlık ve o boğulma anındaki bir tepkiydi. Keşke olmasın, keşke bunlar yaşanmasa, keşke bunlar da olmasa; keşke, keşke çok var. Bunlar hep can sıkıcı olaylar hayatımızın içerisinde. Burada gerçekten zulüm çeken, zalimlikle mücadele eden yol arkadaşlarımızın yaşadıklarını dinlemek ve bütünüyle bunlardan da hani dosyaya göre örgüt lideri olarak dinlemek, benim için dünyanın en büyük zalimliği ve en büyük zulmü olarak yaşanıyor; yaşıyorum ve hissediyorum, onu söyleyeyim kendi adıma. Ben öyle bir insanım ve her yol arkadaşımızın sıkıntısını hisseden bir insanım. O gün yaşananın çerçevesi buydu. Bu duyguyu sizlerin de hissetmesini, bu haftanın bu ilk gününde ve her yönüyle sizin için de bizim için de çok önemli bir haftada, en derin şekliyle hissetmenizi diliyor ve istiyorum.
Tabii soruma geçeceğim. Sorumun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sorumun niye çok önemli olduğunu düşünüyorum? Belli ki burada özenle üzerinde çalışılmış ve gerçekten, gerçekten iddia makamının zalimliğinin böyle hani zirvesine yaklaşmış birkaç arkadaşımdan sonra Murat Kapki Bey'i de dinlerken, yaşadım ve hissettim. Muhtemelen sonrasında daha başka şeyler de dinleyeceğiz burada. Niye çok önemli? Çünkü Murat Bey'in bir statüsü var iddianameye göre; benim “kasam” olduğu yönünde bir iddiayla karşı karşıyayız. Bu çerçevede Sayın Başkan, özellikle meselenin daha iyi idrak edilmesi anlamında bir hatırlatma daha yapıp soruma geçeceğim. O da şu: Benim “kasam” diye tariflenen kişilerden birisi de Murat Gülibrahimoğlu. Murat Bey'in “kasa” diye tarif edilen şeyi nedir? Paradır, puldur, ilişkidir. Tümüyle AK Parti il başkanından başlayan, AK Parti adayına varıncaya kadar, AK Parti'yle ilişkiyi kurumlara varıncaya kadar ilişkileri, tek tek burada ispatlı şekilde önümüzde ifade edildi, anlatıldı, belgeleriyle ortaya kondu, sorular ve cevaplarla teyit edildi. Ve bu kişi, aynı zamanda benim örgüt yöneticim; benimle ilgili, şahsımla ilgili tek bir bağlantısı, tek bir hukuki çerçevesi, tek bir izni, beyanı veya buna yönelik bir belgesi de yayınlanmadı ve bu örgüt yöneticisi!
İkincisi; mesela Sayın Başkan, çok önemli çünkü kasa... Yani düşünsenize, iddia makamı hâlâ para, pul, devir, tapu vesaire bir sürü soru sordu. Yani herhalde bir savcı sorgusu bu kadar sürerdi. Soru sordu, cevapları alındı. Bu manada önemli, çünkü mesela Hüseyin Gün yine bir örgüt yöneticisi Başkanım. Başka bir salonda yargılandık, adam hayatında beni 2 dakika gördüğünü ifade etti. 2 dakika tanışmam... Ve bu adam, "koca asrın yolsuzluğu" denen örgütün örgüt yöneticisi Sayın Başkanım. Yani bu muhalefeti hissetmenizi arzu ediyorum.
Üçüncüsü; örgüt yöneticisi bir kişi, “Örgütle ilgili önüme konan şeyi ben söylemedim, önüme şablon olarak kondu” diye ifade etti Adem Bey ve imzaladım dedi yani. “Böyle bir şey yok, ben örgüt mörgüt bilmiyorum dedi, sistem mistem bilmiyorum” dedi, “önüme konan şablonu aynen imzaladım” dedi, çöktü. Ve itirafçı olup, örgüt yöneticisi olanların nasıl çökeceğini de yaşayacağız. Zaten diğerleri kabul etmiyor, kimsenin içinde olmadığı bir sistemden bir de kasa çıkartmaya çalıştılar. Murat sorumuza geçiyoruz.
Soru şu Murat Bey; sizinle biz tabii ki ifade ettiniz ama bunu bir daha üstüne basa basa ifade edelim. Sizinle biz bu operasyonlardan önce hiç tanıştık mı?
Murat Kapki: İki defa. Yani tanışmadık, sadece birinde Kültür AŞ'nin vermiş olduğu iftar yemeğinde 1.000 kişilik iştiraklere verilen bir yemek vardı, orada herkesle tokalaşıyordunuz, benimle de tokalaştınız. Şahsımla ben Murat, siz Ekrem diye böyle bir şey tanışmadık yani.
Ekrem İmamoğlu: Evet, yani hiç tanışmadık aslında. Yani birimize bir çay kahve ısmarladık mı? Yemek yedik mi?
Murat Kapki: Hayır.
Murat Kapki: Hayır. Yani Kültür AŞ'de yenen yemeği sayarsanız evet.
Ekrem İmamoğlu: Evet. Biz yani bir kişisel ticaret... Siz de iş adamısınız, benim de geçmiş yaşamımda iş yaşamım var. Hala el konmuş ama hani neredeyse 40 yıla yaklaşan bir emeğimin 70 yıllık aile emeğimin olduğu iş yaşamım var. Sizinle herhangi bir ticaretimiz oldu mu Murat Bey, bizim?
Murat Kapki: Hayır.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, lütfen yani lütfen ama lütfen az önce ifade ettiğim şeylerin en üst seviyede sizin hafızanızda değil yani vicdanınızda ve adaletinizde böyle çok özel bir yerde kalması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda örgüt ve örgüt üyeleri, örgüt yöneticileri şeklinde burada insanlar yargılanıyor. Burada bir örgüt yoktu. Burada örgüt yoktur. Lütfen bunu muhafaza edin.
MURAT KAPKİ MÜDAFİ AVUKAT FİKRET ARAS ETKİN PİŞMANLIK KONULU AÇIKLAMASI
Sayın Başkanım, etkin pişmanlıkla ilgili bölüme kısa bir izahat getirirsem… Çünkü bu konu defalarca gündeme gelecek. En azından ön açıklama yapıp, sizi bilgilendireyim. Şimdi Sayın Başkanım, İstanbul'da cezaevlerinden sanık beyanı alınmasının usulü şu şekildedir: Sanık bir beyan gönderir, sanık veya şüpheli "ifade vermek istiyorum" diye. Burada savcının yapacağı 2 usul vardır. Ya cezaevine yazı yazar, bunu açıklatır ya da cezaevinden buna ilişkin yeni bir dilekçeyi alınız. Olayımızda da zaten benim müvekkilim bir dilekçeyi gönderiyor. Daha sonra işte yansıya da gösterdik, oradan bir talep geliyor. Fakat ondan sonra müvekkilim çağrılmıyor.Müvekkil cezaevinden adliyeye getirildiğinde uygulamadaki usul şu şekildedir: Müvekkil ifadeye geçmeden önce kendi müdafi çağrılır. Müdafine mutat vasıtalarla ulaşılır; ulaşılamazsa veya müvekkil buna karşı çıkmadığı sürece barodan bir atama yapılır ya da müvekkil müdafini kendi imkanları ile getirir.
Şimdi bizim olayımızda zaten müdafiler cezaevinde olduğu için olaydan haberleri vardır. Bizim müvekkilimiz, olay günü Tekirdağ'dan getirildiğinde, doğrudan Cumhuriyet Savcısının odasına alınıyor. Çağlayan'daki o bölüme zaten avukatların geçme durumu yoktur. Burada müvekkilin kendi anlattığı bir kısım görüşmeler yapılıyor. Burada müdafi arkadaşlarımızın, o esnada bulunan arkadaşlarımızın bunları bilmesine bir imkan yok. Ha, buradaki psikoloji şöyledir, onu izah edeyim: Müvekkilimin buradaki psikolojisi sadece çıkmak üzerine değil. Bir de benim müvekkilimin o güne kadar kardeşi tutuklanmış, çalışanları tutuklanmış, ailesinden pek çok kişi gözaltına alınmış ama en önemlisi o gün eşi gözaltına alınıyor. Müvekkilim Diyarbakırlıdır. O bölgede ister Türk olsun, Kürt, Ermeni, Asuri, işte Süryani, Ezidi bütün toplumlarda ana olan kadın kutsaldır. Onların demesiyle “leçek atılması” veya başörtüsü atılması bile büyük bir kan davasının sonlanma sebebidir. Müvekkil bu psikolojiyle gittiğinde kendi aralarında görüşme yapıyorlar. Daha sonra müvekkilim hem eşini kurtarmak —ki özellikle bu bölüm önemli— bir de kendisi cezaevinden çıkacağı vaadiyle bir kısım beyanlarda bulunuyor. İşte tam o sırada müdafi arkadaşlar içeri alınıyor. Müdafi arkadaşlar içeri alındığında, daha önceden konuşulmuş, müvekkilin de duyduğu veya işittiği bir kısım beyanlar zapta geçiyor. Bundan sonraki bütün ifadeler de bu psikoloji ve bu altyapı üzerine yapılıyor.
Sayın Başkanım, CMK'da ifadede müdafinin ne yapacağı çok açık belli değildir. Ancak İfade Alma Yönetmeliği'nin 23. maddesi çok açıktır. Müdafi sorulan sorulara cevap veremez, müvekkilinin yerine geçecek hususlarda beyanda bulunamaz. Ayrıca yapacağı şey; hukuka aykırılıklar ve usulüne uygun olmayan sorulara şerh düşmektir. Müdafiin ilk ifadesinde zaten kendisiyle görüşme şansı olmamıştır, müvekkil ifade vermiştir. Burada asıl olan da zaten müvekkilin iradesidir. Müvekkilin ilk ifadesinden sonra kendisiyle görüşülmüştür müdafi arkadaşlar tarafından. Fakat müvekkilin beyanı asıl olduğundan, kendisine hukuki sonuçları hatırlatılmasına rağmen bu yönde beyan vereceğini söylemesi üzerine bundan sonraki beyanlar bu minvalde gitmiştir. Müdafiin görevi, müvekkil iradesine uygun hukuki yardımda bulunmaktır ve öncesinde, sonrasında kendisini bilgilendirip ifade esnasında yanında olmaktır. Bizim bahsettiğimiz husus; bu alınan ifadeler legal değildir, kelemyekün yani yoklukla batıldır. Bu yüzden bunların savunma dosyasında, yani yargılama dosyasında yokmuş gibi hareket edilmesini, bu minvalde heyet dışından gelecek sorulara da müvekkilimizin cevap vermeyeceğini belirtiyoruz. Soru soracak müdafi, sanık, heyet ve Cumhuriyet Savcısının bu hususu göz önüne almalarını talep ediyoruz. Teşekkür ederim Sayın Başkanım.