Kılıçdaroğlu, Sözcü TV'de gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını yanıtlıyor.
Yayın öncesinde soruları gazetecilerden talep ettiği iddia edilen Kılıçdaroğlu, bu iddiaya, “Hiçbir zaman soruları talep etmedim. Öyle bir şey yok.” yanıtını verdi.
İlk olarak “Tepkiler karşısında kendinizi hiç sorguladınız mı?” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
“Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim sizce ne olurdu? Mutlak butlanda sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. Hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Mahkeme partiye kayyım atarsa ben bunu kabul edemem ama mutlak butlan kararı verilirse ben buna bir şey diyemem. Partiyi hiçkimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın.
Kararın çıkacağından haberi olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.”
Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu:
“Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?”
Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:
"Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz."
Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı yolsuzluk ve rüşvet alındı?
"Gazeteci olarak şunun üzerinde durmuyorsunuz. Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım."
Meclis başkanı böyle bir olay yok dedi ama hatırlarsınız.
"Ben o Meclis başkanının da neler yaptığını biliyorum. Tutanak tutuldu. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında Meclis başkanını da göstererek dava açmaz mısınız? Bunları yapmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz ama kişisel çıkara, zenginleşmeye yönelik kapıyı CHP tarih boyunca açmadı, açamaz."
İmamoğlu Saray kayyımı derken sizden bahsediyor.
"Öyle bir niyetim yok. Arınma, temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı en çok ve en sert eleştiren ve bu konuda mahkum olan, tazminata mahkum edilen kişi de benim genel başkanlar arasında. Bugün de eleştiriyorum. Dünyanın lafını ettik, hala da ediyorum. Kim getirdi memleketi bu hale? Çeteleri memleketin başına bela eden Erdoğan değil mi?"
Siz İBB iddianamelerini okudunuz mu, takip ediyor musunuz?
"Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum. Tüm tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianamaleri okuma şansım yok zaten."
Erdoğan hangi dönem olursa olsun benim dönemime bakmayın, AK Parti dönemine bakmayın diyor. Siz de öyle diyorsunuz. İmamoğlu siz cumhurbaşkanı seçilseydiniz tüm topluma cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını taahhüt ettiğiniz bir isim. Baba-oğul gibiyiz dediğiniz bir isim.
"Sadece Ekrem Bey mi tutuklu? Partinin pek çok belediye başkanı sorumlu ve tutuklu şu anda. Biz komisyonu bunun için kurduk. Siz kalkıp da kendisine rüşvet verdim diyen adama dava açamıyorsa ben ne yapacağım? "
İmamoğlu sizin için şu anda hangi noktada?
"Tutuklandığında eve gittim, basın açıklaması yaptım. Bugün de aynı yerdeyim. Orada ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Sadece CHP'de mi yolsuzluk var sizin de dediğiniz gibi."
Ama sadece CHP'li belediye başkanları tutuklu..
"Yolsuzlukta çifte standart uygulaması doğru değil, yanlıştır diyorum. Kamu vicdanını yaralar diliyorum. Orada bir şey daha var. Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmalarını da orada söyledim. Soruşturma açılabilir."
Biz hala o noktadayız diyorsunuz ama Fatoş Pınar Türker iki çocuğuyla tehdit edilip çıplak aramaya maruz kalıyor. İnsanlar etkin pişmanlıkçı olsun diye uğraşılıyor. Siz bunları konuşmuyorsunuz.
"Ben bu arkadaşları hapishanede ziyaret ettim."
İmamoğlu şu anda sizin onun yanında olduğunu düşünüyor mu sizce?
"Yanımda olur, karşımda olur ben onu bilmem. Hatta bir bayram günü tatildeydim. Belediye başkanlarının tümünü gittim, ziyaret ettim.
DHKP-C'den Sarıyer Belediye Başkanımız mahkum. DHKP-C mi kaldı? Siz niye bunu sormuyorsunuz? Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır yahu?"
İnsanlar sizi yanında hissetmiyor...
"Bizden avukat isterlerse, uzman isterlerse göndeririz, hepsini yaparız. Yılmaz Büyükerşen de yargılandı..."
İstemeleri mi gerekiyor?
"İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti.
Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz."
O zaman yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz?
"Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim."
Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum.
"Atalay'ın, Demirtaş'ın, Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var.
Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?
"İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız."
Yolsuzluktan tutuklandıklarında biz buna siyasi mi diyeceğiz dediğimizde kamuoyunda karşılığı olmuyor.
"Kamuoyunu yönlendiren sizsiniz, ben değilim. Siz gazetecisiniz değil mi, takipte bulunacaksınız. Az önce söyledim. Rüşvet verdim diyor. Niye dava açılmıyor? Niye sormuyorsunuz? İftira atılan kişi dava açmak zorunda ya.
‘Arınmayı yapacağım diye benden korkuyorlar’
SZC TV yayınında konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:
* Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Siz bunu ister misiniz? Kaldı ki mutlak butlanda sadece ben gelmiyorum. Parti meclisi de olduğu gibi geliyor, yani eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar? Hangi gerekçeyle korkuyorlar? Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar.
* Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ve genel başkanlar da dinler. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir, kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.
* Ben arınmayı sadece Ekrem bey (İmamoğlu) için söylemedim, parti için söylüyorum ben. Ekrem bey mi sadece tutuklu? Arınma kavramını kişiye indirgerseniz büyük hata yapmış olursunuz.
‘Bazı belediye başkanlarıyla ilgili olumsuz rapor vardı’
* Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır, kamu vicdanını yaralar.
* Belediye başkanlarını suçlu ilan etmedim. Sorunlu belediye başkanlarıyla suçlu belediye başkanları ayrı. Suçlamam için elde mahkeme kararı olması lazım. Sorunlu bazı belediye başkanlarını partinin arşivinde onlarla ilgili olumsuz rapor olduğu için, hatta olumsuz raporları yazanlardan biri partimizin İstanbul vekillerinden biriydi, bu raporlar dolayısıyla da ben Özgür beye bazı belediye başkanlarının isimlerini vererek bunları aday gösterme, bunlara dikkat et diye söylemiştim. Dört belediye başkanıydı, elimizdeki rapor öyleydi. Şimdi isim vermeyeyim, aday gösterdiler bir kısmı cezaevinde şimdi.
“İtirafçılar ‘para verdim’ diyor, siyasi mi diyeceğiz buna?”
* Siyasi alanda yargı bağımsız değil. Can Atalay’ın, Selahattin Demirtaş’ın Osman Kavala’nın mahkum olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi… Onlar siyasi dava ama bu dava siyasi dava değil. İkisi arasında çok büyük farklar var.
* (Barış Terkoğlu’nun ‘Yargı özellikle yolsuzluk meselelerinde siyasi olarak kullanılamaz mı?’ sorusuna) Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor, verdim. İtirafçılar kim, iş yaptıkları adamlar. Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor, bir kişinin hesabına yatıyor, hepsi tespit ediliyor. Ne diyeceğiz buna. Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı kalkıp siyasi bir söylemde bulunsa hapse atılsa kıyameti koparırız. Peki bunun hesabını vermek zorunda belediye başkanı.
‘Genel başkan yardımcısı hangi gerekçeyle dava açmaz?’
* Adam diyor ki, ‘Geldim, parayı genel başkan yardımcısına parayı verdim.’ Kim diyor? Parayı veren adam söylüyor. Bana söyler misiniz, o genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Niye açmıyorlar? Ve siz niye sormuyorsunuz? Bu adam sana diyor ki ‘Ben gittim rüşvet verdim. Şurada şu saatte verdim.’ Telefonlar uyuştu, her şey tamam. Niye takip etmiyorsunuz? Size ben şuradan para aldın desem, yalan söylesem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan yardımcısı hangi gerekçeyle dava açmaz?
‘Kurultay davasının tarafı değilim’
* (Kurultay davası) Ben bu davanın tarafı değilim ki. Davanın tarafı olsaydım bütün belgeleri toplardım. Davayla ilgim yok benim. Gidip de kim para verdi, ben bunu nereden bileceğim? Bu ifadeyi verenler daha önce kendisini ‘değişimci’ olarak tanımlayanlar. Söyleyenler, konuşanlar, gezenler, ‘Parayı dağıttım’ diyenler onlar, ifade verenler onlar. Hakim de diyor ki parayla pulla bu kurultay satın alındıysa ben de bunu iptal ediyorum diyor.
* (Barış Terkoğlu’nun ‘Özel ve milletvekillerinin fezlekesi Meclis’e geldiğinde siz vekillerinize hangi yönde el kaldırmasını söyleyeceksiniz?’ sorusuna) Ben şahsen benimle ilgili böyle bir iddia olursa, dokunulmazlığımızın kaldırılmasını ve gidip aklanmamı isterim. Aynı zamanda bizim partinin temel ilkelerinden biridir dokunulmazlığın kaldırılması.
Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına pişman mısınız sorusuna: Hayır
* (Senem Toluay Ilgaz’ın ‘Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına oy verdiğiniz için pişman mısınız?’ sorusuna) Hayır. Selahattin bey tutuklandı mı evet, siyasi tutuklu mu evet, yanlış mı evet. Siyasi düşünceleri dolayısıyla… Düşünceleri dolayısıyla bir insanın tutuklanmasına her zaman karşı çıktım. Benim de şu an dokunulmazlığım yok, mahkum da oldum, dokunulmazlığım yok.
‘Partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız?’
* Genel merkeze vekiller niye alınmadı diye niye sormuyorsunuz? Ben polisin girmesini asla savunmadım. Polisin girmesini ben istemedim. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi lazım, değil mi? Sizin icra memurunun kararı tebliğ etmesini istemenizden daha doğal ne olabilir?
* Polisin girmesini, şiddet uygulamasını, genel merkezden dışarı taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker’in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş oraya. Ki o adam cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Bu adamın CHP’de ne işi var, orada ne işi var? Binanın içini ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Olmaz. Partili olmayan insanlar bunlar, partiyle ilgisi olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız?
‘İmamoğlu aday mı?’ sorusuna: Niye bunu tartışıyoruz?
* (‘Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayınız mı?’ sorusuna) Niye bunu tartışıyoruz? Ben bu rejimi kabul etmiyorum ki. Tek adam rejimini kabul etmiyorum ki. Biz anayasayı değiştirmek istiyoruz. Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. Burası AKP değil, MHP değil. CHP’de ciddi bir itiraz kültürü vardır.
* (15,5 milyon insanın İmamoğlu’nun adaylığı için imza vermesi) Saygı duyuyorum. Anayasa değişmezse, mecburen bir aday belirlersek gene bakacağız.
‘Kurultayı aynı delegelerle yapılamaz’
* Olağanüstü değil, olağan kurultay. Ne olacak en fazla 4-5 ay sürer. Eski delegelerle yapamazsınız. Şaibe var denilen delegelerle yaparsak oradan da mutlak butlan çıkar. Partiyi neden yoralım? Yeniden seçimlerimizi yaparız. Mahkeme de karar verdim yine aynısını yapıyorsunuz der.