Kurt ile Kuzu

Bir gün, berrak akan bir derenin kenarında bir kuzu su içmektedir. O sırada derenin daha yukarısında, aç ve gözü dönmüş bir kurt belirir. Kurt, kuzuyu gözüne kestirir ve onu yemek için kendine haklı bir bahane yaratmaya çalışır.

Kurt, kuzunun yanına doğru hırsla yürür ve bağırır:"Sen ne cüretle benim içtiğim suyu bulandırıyorsun? Görmüyor musun buradan su içtiğimi!"

Kuzu, korku içinde ama gayet mantıklı bir şekilde cevap verir:

"Bağışlayın efendim, ama bu nasıl mümkün olabilir? Siz derenin yukarısındasınız, ben ise aşağısındayım. Su sizden taraftan bana doğru akıyor. Benim sizin suyunuzu bulandırmama imkan yok."

Kurt, mantıklı argüman karşısında sıkışsa da niyetinden vazgeçmez. Bu kez başka bir bahane öne sürer:

"Suyu bulandırmadıysan bile, sen geçen yıl arkamdan konuşup bana hakaret etmiştin!"

Kuzu şaşkınlıkla ürperir:

"Ama efendim, ben geçen yıl henüz doğmamıştım bile, daha birkaç aylığım."

Kurt iyice öfkelenir, çünkü ne söylerse söylesin kuzu haklı çıkmaktadır. En sonunda gerçek yüzünü gösterir ve şöyle der:

"Eğer sen değilsen bile kesin babandır veya abindir! Sizin soyunuz zaten hep böyledir!"

Sonuç olarak bizim kuzu yer yüzü tanrılarına kurban edilir. Onlar kana doymamıştır yeni kuzular peşindeler. Kurban edilen kuzu hakkında diğer kuzular konuşmaya devam ederler. Derler ki; zaten suçluydu, rüşvet aldı, bizden hiç olmadı, bizdenmiş gibi numara yaptı, dış güçlere hizmet ediyordu….Kısaca mazlumun yanında olmak yerine zalimle birlikte olmayı seçtiler çünkü Firavunun haksız olduğunu herkes biliyordu ancak otlak Firavuna aitti…

Ama kuzuların bilmesi gereken tek gerçek şu, sıra kısa zamanda herkese gelecek, kurdun yanında beslediği kan emici asalaklara da çünkü yiyecek azalınca herkes kurban edilecek. Dolayısıyla beklemediğin kehanet yakında gerçek olacak

Yeryüzü tanrıları seni de kurban edecekler..