Maaş ödemesinin gecikmesi nedeniyle işten ayrılan çalışanları ilgilendiren dikkat çekici bir Yargıtay kararı gündeme geldi.
Bir şirkette proje yöneticisi olarak çalışan işçi, Nisan ayına ait ücretinin zamanında ödenmediğini belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetti. Çalışan, kıdem tazminatı ile yıllık izin ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmesi talebiyle İş Mahkemesi’ne başvurdu.
İşveren tarafı ise gecikmenin yalnızca bir kez yaşandığını ve kısa süreli ücret gecikmelerinin haklı fesih nedeni sayılamayacağını savundu.
MAAŞ 20 GÜNLÜK SÜREYİ AŞTI
Mahkeme, işçinin daha önceki aylarda ücretini ayın ilk günlerinde aldığını ancak Nisan ayına ilişkin ödemenin sözleşmenin sona ermesinden sonra yapıldığını belirledi.
Dosyada maaş ödemesindeki gecikmenin İş Kanunu’nda belirtilen 20 günlük süreyi aştığı tespit edildi. Mahkeme bu nedenle işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine ve kıdem tazminatına hak kazandığına hükmetti.
Fazla çalışma talebi ise yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmedi.
YARGITAY KARARI ONADI
İşverenin karara yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildi.
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de alt mahkemenin kararını yerinde buldu. Böylece ücretin kanuni sürenin üzerinde geciktirilmesinin, tek sefer yaşanmış olsa dahi somut olayda haklı fesih nedeni oluşturabileceği kabul edildi.
“1 GÜN GECİKME” İFADESİNE DİKKAT
Kararın “maaş bir gün geç yatarsa işçi otomatik olarak kıdem tazminatı alır” şeklinde yorumlanması doğru değil.
Yargıtay’ın incelediği somut olayda belirleyici nokta, ücretin yalnızca bir gün gecikmesi değil, ödemenin 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen 20 günlük sürenin de sonrasına kalması oldu. Karar, özellikle ücretin 20 günlük süreyi aşacak şekilde geciktirilmesi halinde işçinin haklı fesih hakkının doğabileceğine işaret ediyor.