Matlı ve Burkay ne anlatıyor?

Bir süredir Bursa kamuoyunun gündemi önemli bir seçim yoğunluğuyla meşgul.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası 1 Ekim'de seçime gidiyor.

Yaklaşık 61 bin üyeli BTSO'nun başkanlığı için mevcut Başkan İbrahim Burkay ile Özer Matlı yarışıyor.

İki aday da iddialı programlarla üyelerin karşısında.

İbrahim Burkay’ın ve Özer MATLI’nın toplantılarına bizzat katılıp bakış açılarını ve programlarını anlamaya çalıştım. Yayınladıkları planları detaylı bir şekilde inceledim. Hatta Özer MATLI’yı tekrar dinleyebilmek için 42. Komite toplantısında BTSO üyeleriyle beraber yaklaşık iki saat bekledim. Sonuç olarak tüm bu çalışmaların bize ne anlattığına dair üç serilik bir yazı dizisi hazırladım.

İbrahim Burkay; TEKNOSAB KOBİ OSB, Gıda İhtisas OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Organize Konut Bölgeleri, yeni fuar merkezi, lojistik yatırımları ve 2030 vizyonunu anlatıyor.

Özer Matlı ise üç ayrı KOBİ OSB, ticaret bölgeleri, Güney Marmara Marina Projesi, Finansmana Erişim Merkezi, Bursa 360° Ticaret ve Sanayi Envanteri, 30 ülke masası, Bursa Global, yapay zekâ ve dijital dönüşüm programları ile BTSO'nun yönetim yapısına ilişkin reformlar öneriyor.

Bunların her biri ayrı ayrı tartışılabilir.

Ancak bir seçim vaadini değerlendirirken yalnızca “iyi proje mi?” diye sormak yetmez.

Üç soru sormak gerekir:

Bir: Bu vaatler Bursa iş dünyasının hangi temel sorununu çözüyor?

İki: Bu işleri yapmak BTSO'nun yetkisinde mi?

Üç: BTSO'nun ekonomik gücü bu yatırımları gerçekleştirmeye yeter mi; yoksa merkezi yönetimin, belediyelerin veya başka kamu kurumlarının kararına ve finansmanına mı ihtiyaç var?

Bu üç soruyu sorduğumuzda seçim programlarına biraz daha farklı bakmaya başlıyoruz.

Bursa İş Dünyasının Asıl Sorunu Ne?

Bugün Bursa'daki sanayicinin, tüccarın, ihracatçının ve KOBİ'nin temel problemi gerçekten yeni proje eksikliği midir?

Yoksa karşı karşıya olduğumuz sorun çok daha büyük müdür?

Bursa işletmelerinin sorunlarını Türkiye ekonomisinin genel sorunlarından bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

İhracatçı döviz kurundaki gelişmeler nedeniyle uluslararası pazarda fiyat tutturmakta zorlanıyor.

İçeride üretim maliyetleri yükselirken döviz kuru aynı ölçüde hareket etmediğinde ihracatçının rekabet gücü azalıyor.

İşçilik maliyetleri artıyor.

Enerji ve diğer girdilerin maliyeti yükseliyor.

Finansmana ulaşmak zorlaşıyor.

Krediye ulaşabilen işletme yüksek faiz maliyetiyle karşılaşıyor.

Tahsilat vadeleri uzuyor.

İşletme malını bugün satıyor, parasını aylar sonra tahsil ediyor; ancak ücretini, vergisini, SGK'sını, kredisini ve tedarikçisini bugün ödemek zorunda.

Sonuç kaçınılmaz:

Net işletme sermayesi açığı.

BTSO'nun kendi araştırmalarında Bursa'nın büyük firmalarında finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 50'lerden yüzde 115 seviyelerine çıktığı, satış kârlılığının ise yüzde 8,4'ten yüzde 1,9'a gerilediği görülüyor.

Bir şirket üretiyor, satıyor, ihracat yapıyor, istihdam yaratıyor ama ortaya çıkardığı faaliyet kârı finansman giderlerini karşılamaya yetmiyorsa artık yalnızca işletme bazında çözülecek bir problemden söz etmiyoruz.

Ortada bir ekonomi politikası problemi vardır.

Peki BTSO Bunları Çözebilir mi?

Burada BTSO'nun sınırlarını da doğru çizmek gerekiyor.

Döviz kurunu BTSO belirleyemez.

Politika faizini BTSO indiremez.

Vergi oranını BTSO değiştiremez.

Asgari ücreti BTSO belirlemez.

Kredi politikasını BTSO yönetmez.

Bunlar hükümetin alanıdır.

Dolayısıyla hiçbir BTSO başkan adayından Türkiye'nin ekonomi modelini Bursa'dan değiştirmesini bekleyemeyiz.

Ancak buradan “BTSO'nun yapabileceği bir şey yok” sonucu da çıkmaz.

Ticaret ve sanayi odalarının teknik görevlerinin yanında çok önemli bir demokratik kitle örgütü (STK) olma fonksiyonu vardır.

Odalar hukuken kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır ve organları üyeleri tarafından seçimle belirlenir.

Dolayısıyla yaklaşık 61 bin işletmeyi temsil eden BTSO yalnızca belge veren, eğitim düzenleyen, fuara üye götüren bir kurum değildir.

61 bin işletmenin ortak ekonomik çıkarlarını belirlemek, bunları somut politika önerilerine dönüştürmek ve hükümet karşısında örgütlü biçimde savunmak zorundadır.

Bence seçim programlarını değerlendirirken asıl ayrım burada yapılmalıdır.

Sonraki yazı: MATLI VE BURKAY NE ANLATIYOR-2

Her Vaat Gerçek Bir BTSO Vaadi midir?