Miraç?

Yücelmek, yükselirken değer kaybetmek, insanlığımızdan geçmek değil kendimizi, ailemizi ve toplumu kendimizle birlikte daha değerli hale getirmektir.

İnsan, tek taraflı sadece maddesel olup dünyevî nimetlere hem ihtiyaç duyan hem de tutkun olan canlı bir varlık değildir. İnsanın, var oluşundan gelen mevcut ve mümkün varlık oluşu, genel tanımıyla madde ve mana olarak iki yön içermektedir. İnsanın mana tarafını devre dışı bırakmasıyla sırf madde ve ölünce arkasında bırakacak olanlarını elde etmek için yürüdüğü yolun sonu hüsrandır.

İnsan, bir gün dönüp arkasına baktığında göreceği tek şey dokunduğu gönüller, mutluluğuna katkı sağladığı gülen gözlerdir. Hayatında bunu başaramamış, sadece kişisel çıkarları ve egosu için yaşarken elde ettikleri uğruna gönülleri incitmiş olanlar yaşamamıştır.

İnsanız, beşeriz, dünyada yaşayan dünyada olanlara ihtiyaç duyanlarız. Nefes almadan, yiyip içmeden, giyinip barınmadan hayatımızı devam ettiremeyiz ve dünya bu ihtiyaç malzemeleri ile araçları çok fazla çeşitlilikte barındıran hayat mekânıdır. İnsan ise bilinciyle, aklıyla, iradesiyle, düşüncesiyle hem kendi varlığında hem dünyada tasarruf edebilen varlıktır. Evet insan varlıktır çünkü varlık mevcut olma durumudur! Ve insan varlığıyla dünyada bulunurken ya zarar veren ya da faydalı olandır ki bu insanın seçimiyle alakalı işlevselliğin sonucudur.

İnsan dünyadaki beşerî konumu ve ihtiyaç duyduğu araçların her zaman daha iyi daha üst konumda olmasını talep ederek maddede yücelmek ister. Daha iyi yiyeceklere, daha iyi içeceklere erişmek, daha iyi konuma yücelip daha iyi konutlarda oturmak, arabalara, mevkilere yücelip beraberinde gelecek imkânların en iyisine sahip olmak ister. Beşeriyetinin her alanında hep daha fazlasına ve iyisine yücelmek adına hayaller, istekler içinde imkânlarını zorlar. Bu istek onun insan oluşundan gelen yücelme duygusundan gelir ki zaten bu yücelme dürtüsü insan oluştur çünkü gayesi, yaşamın yücelmeye doğru sürdürülmesidir. İşte burada devreye insanda bu yücelme dürtüsünün neden var olduğu girer!

İnsan, beşeriyetinin yanında manevî bir olguyla birlikte yaşar. Bu tıpkı, insanın ölümle birlikte yaşaması gibidir. İnsan ölürken ölüm sonradan gelmez. Hayatımız boyunca bizimle birlikte bulunur ve ölüm anında bizde açığa çıkar. Maneviyat da böyledir ama hizmet etmek gerekir ölmeden. Nasıl ki maddede her zaman en iyisini istiyorsak mana boyutunda da en iyisine yücelmeliyiz. Bizim için miraç,

Doğrulukta, adalette, ahlakta, ilimde, cömertlikte, sevgi ve saygıda, hoşgörüde yücelmektir.

İyiliğe, yardıma, faydalı bireyler olmaya yücelmektir.

Yaptığımız işi elimizden gelenin en iyisiyle yapmaya yücelmektir.

Kardeşliğe, birlik ve beraberliğe, kucaklaşmaya yücelmektir.

Birbirimizin elinden tutmaya, kalbine dokunmaya, gülen gözler oluşturmaya yücelmektir.

Miraç, insanın kültür, eğitim, olgunluk, inanç, yaşam, iş, aile gibi kişiyi oluşturan ve tamamlayan alanlarda olduğu halden daha iyisine yönelip, bu uğurda gayretle hizmet ederek iyi insan olmaya yücelmesidir.