Bursa

Murathan Mungan'dan Bursa'da sert mesajlar: “Bu şehre tarihi hançer saplanmış"

Ünlü yazar Murathan Mungan, Bursa’da katıldığı Kalite ve Başarı Sempozyumu’nda hem toplumsal çöküşe hem de kentleşmeye dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Mungan, özellikle Doğanbey TOKİ yapıları için kullandığı ifadelerle dikkat çekti.

Haber: Burhan Kurtulmuş

Bursa’daki şehirleşmeye sert sözlerle yüklenen Murathan Mungan, plansız ve estetikten uzak yapılaşmanın toplumun kültürel gelişimini de olumsuz etkilediğini vurguladı. Özellikle Doğanbey bölgesindeki yüksek katlı TOKİ yapılarını hedef alan Mungan, şu ifadeleri kullandı:

“Karşıdan baktığımda gördüğüm o binalar, Bursa’nın bağrına saplanmış tarihi hançerler gibi. Böyle bir görüntüye izin verilmesi akıl alır gibi değil.”

Kent estetiğinin yalnızca mimari değil, aynı zamanda kültürel bir mesele olduğunu belirten Mungan, “Bir çocuk bu kadar çirkin yapıların arasında büyürse, ileride nasıl estetik bir mimari anlayış geliştirebilir?” diyerek eleştirisini derinleştirdi.

“AHLAKSIZLIK DOĞALLAŞTI, LİYAKAT DEĞERSİZLEŞTİ”

Konuşmasında toplumsal yozlaşmaya da değinen Mungan, hemşericilik, cemaatçilik ve tarikatçılığın toplumda yaygınlaşmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

“İltiması, rüşveti doğan bir şey zannetmeye başladık. O kadar normalleşti ki artık bu tür ahlaksızlıklar sorgulanmıyor.”

Türkiye’nin uzun yıllardır “yeni zenginler” üreten bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Mungan, bu sistemin değerler hiyerarşisini bozduğunu savundu. “İtibar eskiden çok kıymetliydi, şimdi ise liyakat gibi değersizleştirildi” dedi.

“GENÇLERE KIZAMIYORUM, SİSTEM ONLARI BUNA ZORLUYOR”

Son 20 yılda eğitim sisteminin de ciddi bir dönüşüm geçirdiğini belirten Mungan, gençlerin içinde bulunduğu koşullara dikkat çekti.

“İlkokuldan itibaren bu sistemin içinde yetişen gençlere çok kızamıyorum. Onlar bu düzenin ürünü.”

Gençlere daha donanımlı, dikkatli ve sorgulayıcı olma çağrısı yapan Mungan, bireysel ahlakın ve karakter inşasının önemine vurgu yaptı.

“UMUTTAN VAZGEÇTİM, İNADA İNANIYORUM”

Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Mungan’ın “umut” yerine “inat” kavramını öne çıkarması oldu.

“Ben uzun zaman önce umuttan vazgeçtim, inada inanıyorum. İnsanların elinden alınamayacak tek şey budur. Ne yapıyorsanız, doğru bildiğiniz yolda inatla devam edin.”

Mungan, kişinin gerçek imzasının attığı imzalarda değil, hayat boyunca sürdürdüğü duruşta ortaya çıktığını ifade etti.

“TÜRKİYE PUSULASINI KAYBETTİ”

Toplumun yön duygusunu kaybettiğini söyleyen Mungan, denetim ve eleştiri mekanizmalarının da ortadan kalktığını dile getirdi.

“Türkiye kuzey yıldızını, pusulasını uzun zamandır yitirdi. Şikayet edeceğiniz, sizi uyaracak mecralar da artık yok.”

Ancak tüm bu karamsar tabloya rağmen değişimin kaçınılmaz olduğunu belirten yazar, “Hiçbir şey böyle gitmez, bu düzen mutlaka değişecek” dedi.

“HAYAL GÜCÜ HEM SANATÇININ HEM İŞ İNSANININ SİLAHIDIR”

Konuşmasında yaratıcılık ve hayal gücünün önemine de değinen Mungan, sanat ile iş dünyası arasında güçlü bir bağ olduğunu söyledi.

“İyi bir iş insanının en büyük silahı da hayal gücüdür. Sanatçıyla iş insanı arasındaki ortak nokta budur.”

Örnek olarak Sakıp Sabancı’nın anılarından bir kesit paylaşan Mungan, Sabancı’nın Turkcell fırsatını kaçırmasını “hayal gücünün eksikliğiyle yapılan bir yol kazası” olarak değerlendirdi.

“ZAMAN EN KIYMETLİ SERMAYE, AMA BİZ ONU ÖLDÜRÜYORUZ”

Bursa üzerinden zaman kavramına da değinen Mungan, Türk toplumunun zamanı değerlendirme konusunda ciddi bir sorun yaşadığını ifade etti.

“Türkiye’de insanlar ‘vakit öldürüyoruz’ diyor. Oysa zaman öldürülecek değil, değerlendirilecek bir şeydir.”

Bu noktada Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman” eserine atıf yapan Mungan, zamanın hayatın en kıymetli unsuru olduğunu vurguladı.

“SİSTEMİN DIŞINDA DA BİR HAYAT VAR”

Gençlere seslenen Mungan, sistemin dışında alternatif yaşam biçimlerinin mümkün olduğunu anlattı.

“Genç kuşaklara sistem dışında da bir hayat kurulabileceğini anlatmak zorundayız. Hayal gücü burada devreye giriyor.”

Murathan Mungan’ın Bursa’daki sözleri, özellikle kent estetiği ve toplumsal değerler üzerine yaptığı sert eleştirilerle uzun süre tartışılacak gibi görünüyor.