Politika

Müsavat Dervişoğlu: Açığınız varsa siyaseti bırakın

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, muhalefet partilerinden AK Parti'ye yönelik gerçekleşen transferlere sert tepki gösterdi. Halk TV yayınına konuk olan İYİ Parti lideri "Açığınız varsa siyaseti bırakın" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Partimize katılımlar sürecek" demesinin ardından perşembe günü üç belediye başkanı daha AK Parti'ye katıldı. Erdoğan'ın rozet taktığı isimler arasında İYİ Parti'den Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı da bulunuyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti'ye yönelik transferlerle ilgili Halk TV'ye konuştu. Kürşad Oğuz'un sunduğu Rota'ya konuk olan Dervişoğlu, transfer olan siyasilere, "Açığınız varsa siyaseti bırakın." diyerek tepki gösterdi.

"AÇIĞINIZ VARSA SİYASETİ BIRAKIN"

"Bu siyasetçinin oy aldığı vatandaşın iradesini saygıyla göğüsleyememe olumsuzluğunu beraberinde getiren bir durum." diyen Dervişoğlu şöyle konuştu:

"Siyaset birçok zorluğu göğüslemeyi gerektirirken aynı zamanda da bir saygı alanının oluşmasına vesile olan bir iştigal alanıdır. Dolayısıyla kendisini bir yere taşıyan seçmenin iradesiyle, iradesine şayet saygıyla yaklaşamıyorsa siyasetçi, öncelikle o siyasetçinin kimliği tartışma konusu olur. Dolayısıyla da bu genel anlamıyla siyasetçiyle birlikte siyaset kurumunu da aşındıran bir hale dönüşür. Türkiye'de yaşanan durum budur en başından itibaren. Bu siyasi transferler meselesine baktığımız pencere siyaset kurumunun itibarını korumaya yönelik ama iş gerçekten şirazesinden kaymış durumda şu anda."

"Bu siyasi transferlerin sebebi üzerinde durmak lazım." diyen İYİ Parti lideri şu sözleri sarf etti:

"İlk bakışta iki şey geliyor akla. Bunlardan bir tanesi tehdit, bir diğeri de teklif. Bir siyasetçi bu iki T'den hangisine açık olursa olsun o siyasetçinin siyasi ahlakının sorgulanmasına vesile olur. Ama bu kurgular şayet birileri tarafından maksatlı olarak siyaset kurumunun itibarını zafiyete uğratmak için yapılıyor ve bundan siyasi rant devşirecek alanlar oluşturulmaya çalışılıyorsa o zaman daha başka bir durumla karşı karşıya olduğumuz gerçeğiyle buluşuyoruz.

Çünkü ne diyoruz hep? Bu tek adamlık rejimi siyaseti de kişiselleştiriyor. Kurumların kendi değerlerinin aşağıya çekilmesine vesile oluşturuyor. Ayrıca kurumsal bir aklın inşa edilebilmesinin önünde de bir engel olarak bulunuyor. O sebeple ben meseleye bakarken daha kapsamlı düşünülmesi gerektiğine çok önceden vurgu yaptım."