Eğitim-sen Bursa Şubesi tarafından 2025/2026 eğitim öğretim yılının birinci yarıyıl raporunu açıkladı.
İşte o açıklama;
Özellikle yaşadığımız onca soruna, MEB’in onca beceriksiz uygulamalarına rağmen; özel yaşamından, ailesinden ve çocuklarının zamanından feragat edip, özveriyle emek harcayan tüm eğitim emekçisi arkadaşlarıma, öğrencilerimize ve velilerimize güzel bir tatil diliyorum.
2025/26 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı, eğitimde çözüm bekleyen köklü sorunların gölgesinde sona ermektedir. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediği, mevcut öğretmenlerin ağır iş yükü ve ekonomik sıkıntılar altında görev yaptığı, okullarda personel yetersizliği ile temizlik ve hijyen sorunlarının çözülmediği koşullarda eğitim öğretim yapılmıştır.
Son yıllarda Türkiye’deki eğitim politikalarında yaşanan piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşüm, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkararak piyasacı, tek din–tek mezhep referanslı ve merkeziyetçi bir yapıya dönüştürmüştür. Bu dönüşüm sadece eğitim sistemini değil; öğrenciler, öğretmenler ve toplumun tamamı üzerinde çok katmanlı ve derin etkiler yaratmıştır. Eğitim, toplumsal eşitliğin ve kamusal yararın bir aracı olmaktan uzaklaştırılmış, piyasanın ihtiyaçlarına ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre şekillenen bir araç hâline getirilmiştir.
MEB ÖRGÜN EĞİTİM İSTATİSTİKLERİ IŞIĞINDA EĞİTİMİN DURUMU
MEB’in örgün eğitim istatistiklerine göre Türkiye’de örgün eğitimde (resmi + özel) yaklaşık 16 milyon 906 bin öğrenci bulunmaktadır. Toplam 74 bin 40 (önceki 75 bin 467) eğitim kurumu/okulu içinde devlete ait kurum/okul sayısı 59 bin 336 (önceki 61 bin 111) iken, özel okulların sayısı 14 bin 700 (önceki 14 bin 352) dir.
Devlet okullarında okuyan öğrenci sayısı 15 milyon 336 bin 143 (önceki 15 milyon 849 bin 271) özel okullarda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 539 bin 579 (önceki 1 milyon 631 bin 192); Açık öğretimde okuyan öğrenci sayısı ise 954 bin 777 (önceki 1 milyon 229 bin 802)’dir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM’de toplam öğrenci sayısı 1 milyon 741 bin 314’tür. Okul öncesinde 10 bin 383 (önceki 12 bin 46) devlet okulu; 7 bin 271 (önceki 6 bin 820) özel okul (yüzde 41) faaliyet yürütmektedir. Okul öncesi eğitimde devlet okullarının oranı yüzde 59 (önceki yüzde 64) iken, özel öğretimin oranı son yıllarda gözlenen artışla birlikte 41’e (önceki yüzde 36)’ya çıkmıştır.
MEB örgün eğitim istatistiklerinde “Toplum Temelli Kurumlar” adıyla yer alan ve çoğunu Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait 4-6 yaş grubu çocuklara yönelik dini eğitim veren fiili ‘sıbyan mektepleri’nin oluşturduğu kurumların sayısı 6 bin 459 (önceki 5 bin 306) bu kurumlarda eğitim alan çocukların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 33 artışla 163 bin 26 (önceki 122 bin 506)’dır.
İLKOKULDA 22 bin 980 (önceki 23 bin 163) devlet okulunda 5 milyon 358 bin 49 (önceki 5 milyon 294 bin 471) öğrenci; 2 bin 119 (önceki 2 bin 82) özel okulda 346 bin 434 (önceki 349 bin 915) öğrenci eğitim görmektedir.
ORTAOKULDA 16 bin 649 (önceki 16 bin 617) devlet okulunda 4 milyon 729 bin 514 öğrenci (önceki 4 milyon 794 bin 493); 2 bin 228 özel okulda (önceki 2 bin 232); 356 bin 376 öğrenci (önceki 366 bin 51) eğitim görmektedir.
ORTAÖĞRETİMDE (Genel+Mesleki Ortaöğretim+Din Öğretimi) 9 bin 338 devlet okulunda (önceki 9 bin 285) 3 milyon 865 bin 1 öğrenci (önceki 4 milyon 159 bin 331); 3 bin 82 özel ortaöğretim kurumunda (önceki 3 bin 218) 509 bin 34 öğrenci (önceki 562 bin) eğitim görmektedir. Açık öğretim lisesinde okuyan öğrenci sayısı 954 bin 777 (önceki 1 milyon 75 bin 550)’dir.
Türkiye çapında devlet ve özel okullarda toplam 1 milyon 187 bin 403 (önceki 1 milyon 168 bin 896) öğretmen görev yapmaktadır. Devlet okullarında 388.825’i kadrolu, 20.605’i sözleşmeli olmak üzere 409 bin 430 erkek (yüzde 41); 556.337 kadrolu 43.904’ü sözleşmeli olmak üzere 600 bin 241 kadın (yüzde 59) öğretmen görev yapmaktadır. Devlet okullarında görev yapan toplam öğretmen sayısı 993 bin 397’dir. Devlet okullarında 64 bin 509 (önceki 44 bin 421) sözleşmeli öğretmen çalışmaktadır.
Türkiye’de yıllardır çok ağır çalışma koşulları altında ve özveriyle görev yapan eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaşırken, boş kadro olmasına rağmen, uzunca bir süredir eğitim kurumlarına genel idari hizmetler, teknik personel ve yardımcı hizmetler sınıfında memur alımı yapılmamaktadır. Bu durum özellikle yardımcı hizmetli istihdamında “dışarıdan hizmet satın alma” yöntemi ile taşeron çalıştırma uygulamalarının artmasına neden olmuştur.
Okullarda yardımcı hizmetlerin büyük bölümü İŞKUR’un 9 aylık sürelerle istihdam edilen Toplum Yararına Çalışma Programı (TYP) personeli ya da yine İŞKUR bünyesinde başlatılan İşgücü Uyum Programı (İUP) gibi geçici personel istihdamı üzerinden yapılmaktadır.
TÜRKİYE’DE ÖĞRENCİ BAŞINA YAPILAN EĞİTİM HARCAMALARI
OECD’nin her yıl Eylül ayı içinde yayınladığı Bir Bakışta Eğitim Raporu’na göre 2025 raporunda Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar OECD ortalamasının hala çok altında seyretmektedir. Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamaların OECD ortalaması ile karşılaştırmalı verileri şu şekildedir.
İLKÖĞRETİM: Türkiye’de ilköğretim düzeyinde öğrenci başına yıllık yapılan harcama 3.914 ABD doları (önceki 4.036 ABD Doları) iken ilköğretimde OECD ortalaması yıllık 10.812 ABD doları (önceki 9.923 ABD Doları). Türkiye’nin ilköğretimde öğrenci başına harcamasının OECD ortalamasının yaklaşık yüzde 36‘sı düzeyinde (önceki yüzde 40) olduğunu göstermektedir.
ORTAÖĞRETİM: Ortaöğretimde Türkiye’de öğrenci başına yıllık yapılan harcama 3.914 ABD doları (önceki 4.793 ABD doları). Ortaöğretimde OECD ortalaması yıllık 11.932 ABD doları (önceki 11.400). Ortaöğretim kademesinde Türkiye’nin eğitim harcaması, OECD ortalamasının yaklaşık yüzde 33’ü (önceki yüzde 42) kadardır.
YÜKSEKÖĞRETİM: Yükseköğretimde öğrenci başına yıllık yapılan harcama 7.698 ABD doları (önceki 10.366 ABD Doları). Yükseköğretimde OECD ortalaması yıllık 15.102 ABD doları (önceki 17.559 ABD Doları). Türkiye, yükseköğretimde OECD ortalamasının yaklaşık yüzde 51’i (önceki yüzde 60) kadar harcama yapmaktadır.
Türkiye’nin eğitim kademelerine göre öğrenci başına yaptığı harcama, OECD ortalamasının oldukça altındadır. Özellikle ilköğretim ve ortaöğretimde bu fark daha belirgindir. Bu rakamlar, Türkiye’nin eğitime daha fazla yatırım yapması gerektiğini ve harcamaların OECD ülkeleri seviyesine yükseltilmesi gerektiğini göstermektedir.
2020 yılında Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne ayrılan bütçe 10,1 milyar TL; 2021’de 11,9 milyar TL, 2022’de 20,6 milyar TL; 2023’te 41,7 milyar TL ve 2024’te 82,6 milyar TL olmuştur. 2025’in ilk 9 ayında 53 milyar TL civarında bir artış söz konusuyken yılsonu 90 milyar TL’nin üzerine çıkması beklenmektedir. Söz konusu artış eğiliminin 2026’da artarak devam etmesi ve genel eğitime ayrılması gereken kaynakların önemli bir kısmının yine dini eğitime ayrılması şaşırtıcı olmayacaktır.
Son olarak; “GEÇİNEMİYORUZ! İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN BUGÜN HİZMET ÜRETMİYORUZ! EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ!” sloganıyla 14 Ocak’ta yaptığımız eyleme katılarak güç veren tüm eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarıma şube yürütme kurulu adına teşekkür edip, yaşasın örgütlü mücadelemiz sloganıyla bitirmek istiyorum.
Bugün susarsak yarın geç kalırız!
Bugün durursak yarın yok sayılırız!
BİZ KAZANACAĞIZ, BİZ KAZANACAĞIZ, BİZ KAZANACAĞIZ…