Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Recep Tayyip Erdoğan, 'Ben girdiğim her seçimi kazanıyorum' diyerek ilerleyen Erdoğan, 31 Mart sabahı uyandı, gece uyku uyuyamadı. Çünkü artık hiç seçim kaybetmeyen biri değildi; onu yenenler vardı. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti oldu. AK Parti kurulduğundan beri ilk kez ikinci parti oldu. Ekrem İmamoğlu ise dördüncü kez Tayyip Erdoğan'ın gösterdiği bir adayı yendi.
Artık Türkiye'de siyaseten yenilmeyen bir kişi vardı; o da Erdoğan değildi, o o gün yenildi. Ama Ekrem İmamoğlu dördüncü kez Erdoğan'ın gösterdiği adayları yendi. O gece uyku uyuyamadı. Niye uyuyamadı? Kendi sesi uyutmadı: 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder.'
Bu, Sayın Erdoğan'ı uyutmayan ses, ona; 'Artık seçimle bu iş olmuyor. Rakibin seni yeniyor. Karşında yenemediğin biri var ve o İstanbul'u aldı, Türkiye'yi de alacak' dedi.
İşte o yüzden, siyasetçi birini, eski mesleği hakimlik olan siyasetçi birini, Bakan Yardımcısı... Erdoğan'ın yalancısıyım; diyordu ki, 'Eskiden bakanlar siyasiydi, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasi.' Siyasi birini tuttu savcılığa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atadı. Görevi belliydi: Akın akın gideceksin, orada bir akın düzenleyeceksin, Ekrem İmamoğlu'nun karşımda aday olmasına engel olacaksın. Her ne yolla olursa olsun.
O da geldi buraya. Ne yapabilir? Ya o kadar, o kadar, o kadar kararlıydı ki talimatla, o kadar yüklüydü ki... 'Yolsuzluk davası açayım? Ne yapayım, terör davası açayım? Ne yapayım, belediyesine kayyum atayayım? Belediyeyi elinden alayım hizmet edemesin. Kendine yolsuzluk diyeyim derdini dünyaya anlatamasın, Avrupa yolsuzluk deyince uzak durur. Terör diyeyim milliyetçilerden oy alamasın.'
Bir de artık böyle ne var, ne var, ne var... Erdoğan'ın diploması tartışma konusu ya, Ekrem'in de diplomasını tartışma konusu yapayım. Nasıl yapayım? Öyle yapayım, böyle yapayım.
Ya içeride konuşuldu, içeride iki tane sayın avukat var, İstanbul Üniversitesi'ni savunmaya gelmişler. Vallahi Ekrem Başkanı savundular ya. Helal olsun, Ekrem Başkanı savundular. Şimdi nasıl savunacaklar? Bu İstanbul Üniversitesi diyorsun ya... İstanbul Üniversitesi'ni savunayım derken, 35 yıl önceki İstanbul Üniversitesi'nde suç bulmaya çalışıp orayı karaladıkça, 19 yaşındaki masum Ekrem'e, 'Ya kardeşim bu avukatlar doğru söylüyorsa, bu haksızlık yapılır mı bu 18 yaşındaki çocuğa' diyorsun.
18 yaşındaki çocuk İstanbul Üniversitesi'nin ilanına bakmış. İstenen bütün belgeleri toplamış, kibar kibar da dilekçesini yazmış. Özenli, titiz her zamanki gibi, hala içeride de öyle. Bazen bizim notlar falan dağınık, Ekrem Başkanın hepsi disiplinli. İstenenden fazla evrağı da koymuş, götürmüş vermiş.
Bunlar da 'gel' demişler. Bir sürü dersini de saymayıp, sade iki dersini sayıp, 22 tane -birinci sınıftan fark dersi falan oluyor ya- birinci sınıfı Kıbrıs'ta, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıfı burada, 22 fark dersi de vererek diploma vermişler.
O diplomayı ondan, bir alan herkes İstanbul Üniversitesi'nden... Şimdi avukatlar dedi ki, biz diyoruz ki; 'Ya bir tek Ekrem Başkanın mı bu?' E 28 kişinin daha iptal oldu. Onlardan birisi bir üniversitenin, fakültenin dekanı Galatasaray'da. E onun verdiği diplomalar ne olacak? Cevap yok.
Şimdi dediler ki; 'Sadece İşletme Fakültesi değil, üzülerek söylüyorum' diyor avukat hanım, 'başka fakültelerde de olmuş.' Eyvah eyvah eyvah! Tıp Fakültesi olduysa ne olacak? 33 senedir ameliyat yapanlar var. Onları da mı iptal edeceksin? Aldığı apandisti iade mi edecek hastaya?
Ya böyle çılgınlık olur mu, delilik olur mu? Bu delilikle meşgulüz sabahtan beri ya. Sabahtan beri devletin 3 tane aslan gibi yetiştirdiği hakimi orada, mübaşir orada, jandarma kardeşim orada. Hepi... Ben Genel Başkan oradayım, İl Başkanım orada, Büyükşehir Belediye Başkanvekilim orada. Bir delilikle meşgulüz ya! Bir deliliği dinliyoruz.
Orada da iki -hani aşağılamak için sakın yanlış anlaşılmasın- iki zavallı... Zavallı duruma düşersin bu işi savunmaya çalışırken. Orada iki masum, zavallı avukat İstanbul Üniversitesi'nin bugünkü yönetimini koruyayım derken, eski yönetimine vurdukça vuruyor. Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu üniversiteye vuruyorlar.