Yeni Parti Kurucu Genel Başkanı Özgür Özel, Fatih Altaylı’nın YouTube kanalında yayımlanan programda CHP’den ayrılış süreci, Yeni Parti’nin kuruluşu, Yüksek Seçim Kurulundaki temsil tartışması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun çevresinden kendisine iletildiğini söylediği teklif hakkında açıklamalarda bulundu.
Özel’in açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri, Mecliste grup kuran Yeni Parti’nin YSK’da temsilci bulundurma talebine AK Parti ile CHP’nin birlikte karşı çıkması oldu.
“AK PARTİ İLE CHP KARŞI ÇIKTI, MHP VE DEM PARTİ DESTEKLEDİ”
Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin YSK’da temsilci görevlendirme hakkına sahip olduğunu belirten Özel, Yeni Parti’nin grup kurmasının ardından bu hakkı kullanmak üzere başvuruda bulunduğunu söyledi.
Özel, başvuru sürecini şu sözlerle anlattı:
“YSK’da Mecliste grubu bulunan partiler de temsilci bulundurabiliyor. Biz grup kurup YSK’ya başvurduk. Buna iki parti karşı çıktı; AKP ve CHP, bizim YSK’ya üye vermemize karşı çıktı. MHP, DEM ve diğer partiler bizi destekledi.”
Özel, CHP adına YSK’da uzun yıllar görev yapan bir ismi Yeni Parti adına yeniden görevlendirdiklerini, buna ilk olarak AK Parti’nin itiraz ettiğini söyledi.
MHP, DEM Parti ve diğer siyasi partilerin Yeni Parti’nin YSK’da temsil edilmesini savunduğunu belirten Özel, CHP yönetiminin de AK Parti ile birlikte itiraz etmesine tepki gösterdi:
“Muhalefetin bir temsilci getirmesine DEM ve MHP birlikte destek verirken AK Parti ile CHP niye karşı çıkıyor?”
YSK’nın itirazları kabul etmediğini ve Yeni Parti’nin temsilcisinin görevlendirilmesini onayladığını aktaran Özel, buna rağmen yaşanan tartışmanın CHP’nin mevcut yönetiminin siyasi tutumunu gösterdiğini savundu.
ÖZEL, KENDİSİNE YAPILAN TEKLİFİ İLK KEZ ANLATTI
Özgür Özel, CHP’de kalmaları için kendilerine demokratik bir çözüm veya kurultay önerisi sunulmadığını, bunun yerine kişisel makamlar üzerinden teklifler yapıldığını öne sürdü.
Kendisine “grup başkanı olarak kalması” yönünde teklif yapıldığını söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Bana şu teklifte bulunuyorlar: ‘Sen grup başkanı olarak devam et. Biz burada genel başkan olalım, partiyi yönetelim. Günü geldiğinde seni ve dediklerini milletvekili yaparız.’ Ya ben böyle bir şeyi nasıl kabul edebilirim?”
Özel, kendisine gelen bir aracının Kemal Kılıçdaroğlu’nun da farklı bir formüle sıcak baktığını söylediğini aktardı.
İddiaya göre öneride, Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olarak görevini sürdürmesi, seçimlerde milletvekili seçilerek TBMM Başkanı olması ve sonrasında genel başkanlığın yeniden Özel’e bırakılması öngörülüyordu.
“Bir aracı arkadaş geldi, ‘Kemal Bey şu teklife yakın. Sen burada dur, o genel başkan olsun. Günü geldiğinde seçimlerde Kemal Bey milletvekili olup Meclis Başkanı olsun’ dedi. Ben de ne olacağım? O Meclis Başkanı olduktan sonra, seçimlerden sonra ben de genel başkan olacağım.”
Bu yaklaşımın ülkenin siyasi geleceği yerine kişisel makam hesaplarına dayandığını savunan Özel, kendi hedefinin iktidarın değiştirilmesini sağlayan siyasi hareketin başında bulunmak olduğunu söyledi.
“BİZ CHP’YE BİR KEZ DAHA KAYBETTİRECEĞİZ DEMEKTİ”
Kendisine iletilen teklifin özünde CHP’nin bir seçimi daha kaybetmesini kabullenmek anlamına geldiğini ileri süren Özel, şunları söyledi:
“Meselenin özü şu: Biz CHP’ye bir kere daha kaybettireceğiz. Türkçesi, biz Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesinin önünü açacağız. Karşılığında bu partide duracağız. Sus, sen de grup başkanı olarak dur. Günü gelince belki yeniden genel başkan olursun. Böyle bir şey olur mu?”
Özel, kişisel bir makam beklentisi bulunmadığını, esas amacının demokratik değişimi gerçekleştirmek olduğunu savundu.
KILIÇDAROĞLU VE ÇEVRESİNE SERT SÖZLER
Özel, uzun yıllar birlikte görev yaptığı Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın çevresine ilişkin de oldukça sert ifadeler kullandı.
Kılıçdaroğlu döneminde partinin kritik kararlarının zaman zaman seçilmiş kurullar yerine danışmanlar ve dışarıda oluşturulan heyetler üzerinden alındığını savunan Özel, bu yönteme daha önce de itiraz ettiklerini söyledi.
Özel, Kılıçdaroğlu ve çevresinin geldiği noktayı öngöremediğini belirterek şöyle konuştu:
“Uzun yıllar birlikte görev yaptık ama hem kendisinin hem de etrafındaki bir avuç muhterisin bu hale gelebileceğini, bu kadar kötü olabileceklerini göremedim. Ben bu kadar kötülükle karşılaşacağımı bilseydim siyasete girmezdim.”
Bugünkü görevinden pişman olmadığını vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün bulunduğum pozisyondan pişman değilim, görevimin ve vazifemin farkındayım. Ama sonu buraya varacaktıysa hiç olmasaymış daha iyi. Yine de iyi ki girmişiz, iyi ki görmüşüz, iyi ki itiraz etmişiz.”
“EN AZINDAN KARPUZU KURTARDIK”
CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kurmalarını bir siyasi zorunluluk olarak tanımlayan Özel, partideki sorunun toplumun desteklediği ana gövdeye yayılmadığını savundu.
“En azından karpuzu kurtardık. Düşürüp kırmazsak, menzile varırsak çok iyi.”
Yeni Parti’nin hata yapma lüksünün olmadığını belirten Özel, oluşumu yalnızca klasik anlamda bir siyasi parti olarak görmediğini söyledi:
“Yeni Parti, geleceği kurtarma ümidinin vücut bulmuş hali. Bir siyasi parti olarak görmüyorum. Bu bir hareket, bir zorunluluk ve büyük bir mücadele.”
BUTLAN KARARINI “YARGI DARBESİ” OLARAK NİTELENDİRDİ
Özel, CHP kurultayına ilişkin verilen butlan kararını da yeniden eleştirdi. Kararın Türkiye ve dünya siyaset tarihinde benzeri bulunmadığını savunan Özel, iktidara yürüyen bir partinin genel başkanının yargı yoluyla değiştirilmek istendiğini ileri sürdü.
Kararı “düpedüz darbe” olarak nitelendiren Özel, yargı yetkisinin siyasi tasfiye amacıyla kullanıldığını iddia etti.
Özel, kararın hazırlanmasında CHP içinden bazı isimlerin de rol oynadığı yönündeki iddiasını tekrarlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin dışında olmadığını savundu.
Bu iddialara ilişkin adı geçen kişi ve kurumlardan röportajda bir açıklama aktarılmadı.
“ÜYELER KARAR VERSİN” ÖNERİSİ DE KABUL EDİLMEDİ
Özel, CHP’den ayrılmadan önce parti içindeki bütün çözüm yollarını tüketmeye çalıştıklarını söyledi.
Atanmış bir yönetimle partinin sürdürülemeyeceğini belirttiklerini ve kurultay yapılmasını istediklerini anlatan Özel, son aşamada bütün üyelerin oy kullanacağı bir seçim önerdiklerini aktardı.
Özel, yaklaşık 2 milyon üyenin önüne sandık konulmasını ve genel başkanlık konusunda doğrudan karar vermesini teklif ettiğini söyledi:
“İki milyon üye karar versin. Ben 1 milyon 800 binden, yani yüzde 90’dan az oy alırsam siyaseti bırakıyorum dedim. Ona da yanaşmadılar.”
YENİ PARTİ 60 İLDE ÖRGÜTLENİYOR
Yeni Parti’nin teşkilatlanma çalışmalarına ilişkin bilgi veren Özel, 60 il için kuruluş yetkisinin verildiğini, kalan 21 ilde de çalışmaların devam ettiğini açıkladı.
Partinin kısa süre içerisinde 60 ildeki örgütlenmesini tamamlayacağını söyleyen Özel, ardından ilçe ve il kongreleri ile büyük kurultayın yapılacağını belirtti.
Kurucular Kurulu tarafından kurucu genel başkan seçildiğini hatırlatan Özel, iki veya üç ay içinde yapılması planlanan kurultayda genel başkanlığa aday olacağını ifade etti.
ÜÇ GÜNDE 182 MİLYON LİRA BAĞIŞ
Programda Yeni Parti’nin bağış kampanyası da gündeme geldi. Altaylı, üç gün içinde 85 bin 975 kişiden toplam 182 milyon lira toplandığını söyledi.
Özel, partinin kuruluş kararının, adının ve bütçesinin toplum tarafından belirlendiğini savundu. Toplanan paranın henüz harcanmadığını belirten Özel, bağışların ve bütün harcamaların düzenli olarak kamuoyuna açıklanacağını söyledi.
Bağışların nasıl kullanılacağının haftalık veya aylık raporlarla duyurulacağını ifade eden Özel, harcamaların parti üyelerinin denetimine açılacağını ve denetim raporlarının yayımlanacağını belirtti.
“Verilen her kuruş yardımın nereye ve ne şekilde harcandığını göstereceğiz. Partinin bütün üyelerinin denetimine açacağız.”
SANDIK GÜVENLİĞİ İÇİN 182 BİN KİŞİ HAZIR
Yeni Parti’nin seçimlere ilk kez katılacak olması nedeniyle resmi sandık kurulu üyeliğinde bazı sorunlar yaşayabileceğini kabul eden Özel, buna karşı hazırlık yaptıklarını açıkladı.
CHP döneminde hazırlanan 182 bin sandık görevlisinin büyük bölümünün Yeni Parti ile hareket ettiğini öne süren Özel, bu kişilerin müşahit veya diğer muhalefet partileriyle yapılacak işbirlikleri üzerinden sandıklarda görevlendirileceğini söyledi.
Özel, her sandığa resmi görevli verememenin önemli bir dezavantaj olduğunu ancak sandık güvenliğinden taviz vermeyeceklerini belirtti.
BELEDİYE BAŞKANLARININ GEÇİŞLERİ İÇİN “KARAKTER MESELESİ” DEDİ
Son dönemde CHP’den seçilerek AK Parti’ye katılan belediye başkanları da programın gündemindeydi.
Özel, bu geçişlerin “eski CHP’li” veya “yeni CHP’li” ayrımıyla açıklanamayacağını belirterek, “Bu bir karakter meselesi” dedi.
Bazı belediye başkanlarına soruşturma ve gözaltı tehdidiyle parti değiştirme baskısı yapıldığını iddia eden Özel, bu baskılara rağmen geçiş yapmayan isimler bulunduğunu savundu. Özel’in bu bölümde dile getirdiği suçlamalar bağımsız biçimde doğrulanmış değil; adı geçen kişi ve kurumlardan da röportajda bir cevap aktarılmadı.
Aday belirleme süreçlerinde gençlere, kadınlara ve kamuoyu araştırmalarında öne çıkan isimlere öncelik verdiklerini anlatan Özel, bazı tercihlerin sonradan yanlış sonuçlar doğurmuş olabileceğini kabul etti. Ancak siyasi baskı altındaki bir kişinin gelecekte nasıl davranacağını önceden ölçmenin mümkün olmadığını söyledi.
İTTİFAK MESAJI: “BÜYÜK ORTAK-VAGON İLİŞKİSİ OLMAYACAK”
Özel, seçim dönemine kadar muhalefet partilerinin kendi kimlikleriyle seçmene ulaşması gerektiğini savundu.
Altılı Masa deneyiminde partilerin birbirine bağlanmasının hata olduğunu söyleyen Özel, cumhurbaşkanlığı seçiminde ise kazanabilecek ortak bir aday etrafında uzlaşının gerekli olduğunu belirtti.
Meclis çoğunluğu için de seçim zamanı geldiğinde adil bir ittifak stratejisinin değerlendirilebileceğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“Biz büyük ortağız, siz vagonsunuz anlayışıyla değil, ortak geleceği nasıl inşa edeceğimizi konuşmalıyız.”
Özel, bağımsız bir yargı, müdahale edilemeyen medya düzeni ve siyasi partilerle yerel yönetimlerin güvence altına alındığı bir demokrasi konusunda uzlaşılması halinde ittifaka açık olduklarını ifade etti.
"CUMA'YI DÜZENLİ KILARIM"
Sosyal medyada gündem olan abdest görüntüsüyle ilgili konuşan Özel, "Kastamonu'da bir vatandaş çekmiş ve paylaşmış. O görüntü 20 gün sonra bir şekilde dolaşıma girdi. Sanki biz paylaşmışız gibi düşünüyorlar, buna üzülüyorum. Biz paylaşmadık." dedi.
Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen TV programcısı Barış Yarkadaş'ın "Kendisini hiç camide görmedim" sözlerine ise tepki gösterdi. Özel isim vermeden Yarkadaş'a şöyle tepki gösterdi: "Birisi de 'Onu hiç görmedim' demiş. Manisa'da Hatuniye Camii'nin imamına beni sorsunlar. Ben vakitleri kılmam ama cumaları ve bayramları kılarım. Çocukluğumdan beri böyledir. Görenler abdestimi çok nizami bulmuşlar. Anneannem 4 yaşında öğretmişti."