Politika

Özgür Özel'den Erdoğan'a Tayfun Kahraman çağrısı! "Ölünce mi rahat edeceksiniz"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP'li Bülent Arınç'ın 'Tayfun Kahraman tahliye edilmeli' sözleri hakkında gelen soru üzerine Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan'a çağrı yaptı. Özel, "Sürekli barışçıl protestoların arkasında olmuş şiddete karşı olmuştur. Siz Tayfun Kahraman'ı içeride tutuyorsunuz ve ölümüne içeride tutuyorsunuz. Yani ölünce mi rahat edeceksiniz" dedi.

KKTC'den gelen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları ifade etti:

Son 15 gün içinde her iki arkadaşımızı da ziyaret etmiştim. Sayın Murat Çalık o ziyaretimden sonra ifade ettiğim operasyonla bir kitle alındı ve şimdi yeniden tabii o kitle incelenecek ama Murat Çalık'ın hastalığı Tayfun Kahraman'ın da öyle. Cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle, hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Sayın Murat Çalık açısından da, düzenli olarak ve özel, diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Sayın Murat Çalık için yazılan rapor, ilk rapor tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu ama biliyorsunuz adli Tıp Kurumu'ndaki yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda ikinci rapor o doğrultuda olmadı. Daha doğrusu olması gerektiği gibi düzenlenmedi ve Sayın Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı.

Çok haklı kaygılar vardı ve şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz. Dünkü fotoğraf karesini görüp de yüreği sızlamayan yoktur. Murat Çalık'ın annesinin halini görüp de yüreği sızlamayan yoktur ve en sonucunda da iddianame de ortaya çıktı. O iddianamedeki iddialara bakıldığında Murat Çalık'ın beraat edeceği de ortada ve neredeyse bir yıldır 10 ayı geçen bir süredir hapiste.

Bugün 300. günü. 301. günü bugün. Artık bir yerden sonra aklı selimin, vicdanın hakim olması gerektiğini düşünüyoruz. Yine Tayfun Kahraman açısından bir Anayasa Mahkemesi kararı var ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Anayasa Mahkemesi'nin esastan verdiği karar 1. kademe mahkeme tarafından uyulmuyor ve Anayasa yok sayılıyor. Yani hukuk devletinin reddi, kendi varlığının inkarı aslında o 1. kademe mahkemesinin İstanbul'daki Ağır Ceza 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yaptığını anayasadaki karşılığı anayasayı ortadan kaldırma, devlet düzenini bozma suçu. Çünkü anayasa hepimiz tarafından uyulması için var. Her bir sayfası devlet düzeninin başka bir şeyini tarif ediyor.

"BU KİN NEFRET NİYE?"

Mülkiyet hakkı da orada, Cumhurbaşkanının yetkileri de orada. Meclis de orada, edeceğimiz yemin de orada ve bir sayfasında da Anayasa Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır. Yasama, yürütme, yargı, gerekçeli karardan sonra buna derhal uyar yazıyor. Buna uymayanlar bu devletten maaş almaya, güya Türk milleti adına yargı dağıtmaya devam ediyorlar. Olacak iş değil. Diğer yanıyla da bunun üzerine kendisi MS hastası olan ki burada Sayın Genel Başkan nöroloji uzmanı ve esas ilgi alanı MS hastalığı. Böyle de bir acı tesadüfle karşı karşıyayız. Onun yanında benim söylemem doğru değil ama MS hastası ve iyi beslenmesi, hareket ediyor olması, bolca güneş ışığı alması ve stresten uzak olması lazım. Ne zaman Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadı, ailesi yıkıldı ama, Sayın Kahraman da yeni bir atak geçirdi. Şimdi Cerrahpaşa Üniversitesi Hastanesi'nde yatarak tedavi görüyor. Çok yoğun bir kortizon yüklemesi yapıldı. Bir kortizon köprüsü kurulmaya çalışılıyor. Çünkü ilaç değişmek zorunda. Eski ilaca rağmen atak yenilendi diye doktorları öyle bir karar vermişler ve hastanede prefabrik bir yerde biliyorsunuz deprem yüzünden Cerrahpaşa. Hasta, dün eşinden aldığım haber, belki ilk kez duyacaksınız, kortizon yüklenmesini yapmışlar. Başka yatan hastalara yer açmak için 15 günlüğüne cezaevine yollayacaklar, cezaevinde yatacak. 15 gün sonra tekrar gelecek ve tedavisi devam edecek. Çünkü işte Türkiye'deki bütün imkansızlıklar bir araya geliyor. Oysa bu sırada Anayasa Mahkemesi tutuksuz yani yargılamayı tekrarlayın ve tutuksuz yargılayın demişti. Bu karara uyulmadı. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin önünde ikinci bir başvuru var. Karara uyulmaması yönünden. Bunu oy birliğiyle geçmiş uygulamaları gibi Anayasa Mahkemesi'nin hızla karara bağlamasını ve bu kararın uyulması için yeniden hem mahkemeye yollamasını, orası uymazsa da artık görev Yargıtay'da olacak malum. Bu süreci takip ediyoruz. İsyan etmemek elde değil. Yani bir yandan sağlık, bir yandan mahkeme kararları, bir yandan hukukun temel ilkeleri, bir yandan anayasal anayasaya uyma yükümlülüğünün hepimiz üzerindeki yarattığı sorumluluk ama bir yandan da acı çeken insanlar. Yani diyecek söz bulamıyorum. Kardeş partimizin ziyaretinde sağlıkla ilgili bir soru olmasa bunu yanıtlamazdım hani bu konuda da sınırlı kalırdık diye ama gerçekten artık el insaf diyoruz. Birazcık vicdan diyoruz. Bu kadar kötülüğü yapacak, bu kadar vicdansızlığa sessiz kalacak, yol açacak ne kötülük yaptı bu insanlar size? Bu kin, bu nefret kime diye soruyoruz. Yani düşmanına yapmayacağını muhalefet partisinden seçilmiş bir belediye başkanına ve işte gezi olaylarını güya sorumlu tuttukları kişilere karşı yapıyorlar. Sayın Bülent Arınç'ın dünkü açıklamalarını dikkatle takip ettim.

Sayın Arınç vicdanın gereğini yapmış. Kendisi zaten doğru bildiğini söyleyen bir siyasetçi olarak bilinir. Ben de bunların hepsini Sayın Erdoğan'a hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi'nde hem de genel merkezimizde tane tane anlattım. Yazılı dökümanını verdim. Bir kez daha söyleyeyim. Sayın Erdoğan'a anlattığım şekliyle söyleyeyim. Biz hepimiz gezideydik. Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar ama en suçsuzlarımız yatıyorlar.

Bu kadar net söylüyorum. Gezi'nin son derece haklı bir hassasiyetle başlayan ağaçlar kesilmesin diye. Son derece barışçıl son derece demokratik talepleri içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil. Bakın, Tayfun Kahraman ne demiş deyip Sayın Erdoğan'a verdim ben bunu. Tayfun Kahraman hem Bülent Arınç'lan görüştü Sayın Arınç'la hem de Sayın Erdoğan'lan görüştü.

GEZİ DÖNEMİNDE KAHRAMAN ŞİDDETE UĞRAMIŞ

Arada 6 gün var veya 5 gün var diye biliyorum. İki görüşmenin sonunda da son derece yapıcı açıklamalarda bulundu. Sayın Erdoğan'dan Sayın Başbakanımız diye bahseden kendisi ağaçların kesilmeyeceğini söyledi. Kendisi yargı kararının bekleneceğini söyledi. Yargı kararı bizim lehimize değil aleyhimize de olsa bir referandum sandığı koyacağını söyledi. Referandumdan çıkmadıkça İstanbul'a Topçu Kışlası'nın inşa edilme fikrinden vazgeçtiklerini halka soracaklarını söyledi. Bu vakitten sonra gezi sakinlerine geziyi boşaltmalarını takdirlerine sunuyorum dedi Tayfun Kahraman. Ben bu çıktıyı verdim kendisine. Bunun video kayıtları mevcut. Ben oralardaydım. Tayfun bu açıklamayı yapınca bazı gruplar tarafından yuhalandı. Geçen hafta öğrediğime göre fiziki saldırıya da uğramış. Sen geziyi boşaltmamızı nasıl istersin işbirlikçi diye.

ERDOĞAN'A ÇAĞRI

Eğer Tayfun'un sözü dinlenseydi zaten Sayın Erdoğan'ın "Gezi bir darbe girişimidir. Polisimize saldırdılar" denen son günlerde yaşanan o olayların hiçbiri yaşanmayacaktı. Tayfun'un sözü dinlenmedi diye Tayfun hapis yatıyor arkadaşlar. Bu kadar net.

Sayın Erdoğan'a buradan bir kez daha söylüyorum. Tayfun Kahraman suçsuzdur ama gezi olaylarında hepimiz vardık. En suçsuzumuz Tayfun Kahraman'dır. Tutmuş onu 18 yıl hapse mahkum ettirmiş. Tuttu Tayfun'u tuttu Tayfun'u mahkum etti yani. Tayfun oradaki görevi Şehir Plancıları Odası'nın başkanı olarak şehirle ilgili bir duyarlılığı dile getirmiştir.

Sürekli barışçıl protestoların arkasında olmuş şiddete karşı olmuştur. Siz Tayfun Kahraman'ı içeride tutuyorsunuz ve ölümüne içeride tutuyorsunuz. Yani ölünce mi rahat edeceksiniz. Oysa ki gezide siz FETÖ'cülere yüklüyorsunuz ama şiddeti başlayan, başlatan devleti yönetenlerin talimatlarıydı. Çadırları yakan onlar, saldıran onlar. Gaz fişeğini silah gibi kullanan onlar. Hedef gözeterek atan onlar. 20 kişiyi kör eden onlar, 8 kişiyi öldüren onlar ve onlar yüzünden iş çığırından çıktı. Şimdi Sayın Erdoğan elini FETÖ sabunuyla yıkadı diyor ki şiddetleri başlatan talimatları veren emniyet müdürü FETÖ'cüydü, vali FETÖ'cüydü, zabıtalar FETÖ'cüydü, polis FETÖ'cüydü. E tamam FETÖ'cüler tahrik etmiş, olanlar olmuş. Durun arkadaşlar şiddet olmasın diyen Tayfun Kahraman içeride. Birazcık insaf, birazcık vicdan diyorum. Daha da başka bir şey demiyorum.