Özgür Özel’in işi zor da Erdoğan’ın kolay mı?

Bir aydır butlan ve Özgür Özel konuşuyoruz. Özgür Özel ne yapacak, ne yapar, ne yapsın? Gece gündüz sabah akşam varsa yoksa atanmış CHP, seçilmiş CHP. Ülkenin başta kırılgan ve güç ekonomik şartları, yönetsel ve yargısal kronik sorunlar hepsi ama hepsi unutulmuş ötelenmiş durumda. Sanki CHP’nin pişmiş aşına su katan iktidar değilmiş, sanki ucube bir yargı kararıyla CHP’nin başına kayyum atanmamış gibi iktidar mensupları ve yandaş medya CHP’nin üstüne gülüyor ve “hallerine bak birbirlerini yiyorlar, bunlar mı ülkeyi yönetecek?” diyorlar. Elbette CHP içi karışıklığın tüm sorumlusu iktidardır denemez, elbette CHP’nin geçmişten günümüze tevarüs eden yapısal sorunlarının da bugün yaşananlar da payı var ama el insaf iktidarın gözümüzün önünde yürüttüğü yargısal görünümlü siyasal operasyonlar değil mi CHP’yi bölünmenin eşiğine getiren?

Evet, Özgür Özel zor durumda, seçilmiş genel başkan olduğu partiden polis zoruyla atıldı. Butlan konusunda görevsiz ve yetkisiz bir mahkemenin verdiği tedbir kararıyla CHP elinden alındı. Bu tedbir kararı öyle etkili ve sihirli bir engel ki hiçbir kanun, hiçbir kurum kuruluş bunu ortadan kaldıramıyor. Özgür Özel diyor ki bak delegelerin % 90’ı olağanüstü kurultay istiyor, kurultayı topla, cevap belli, tedbir kararı var kurultaya gidemeyiz. YSK’nın bana verdiği mazbata hala cebimde aslında YSK’ya göre genel başkan hala benim. Cevap mahkemenin tedbir kararı varken YSK’da kimmiş, mazbata da neymiş? Biz tedbirliyiz (!) vesselam.

Özgür Özel zor durumda gitse gidemiyor, kalsa kalamıyor. Tüm yasal yolları kullanmadan, meşru tüm mücadeleyi vermeden çekip gitse Türkiye’nin en köklü ve kurucu partisi CHP’yi iktidar kayyumuna terk etmekle suçlanacak. Gitmese, kendisini kurultay yapmaya yetkili görmeyen kayyum yönetimi her gün üçer beşer partiden atacak Özgür Özel’in seçilmiş CHP’sini. Durum buysa uzatmanın ne manası var onlar da gidip yeni parti kursun demek kolay. Zor olan gerçekten o partiyi kurmak ve iktidar alternatifi bir muhalif partiye dönüştürebilmek. Parti kurmak turşu kurmaya benzemez. Diyelim partiyi kurdu şimdi yanında olan milletvekilleri ve belediye başkanları onunla beraber yeni partiye geçecek mi? Hele hele de tam bu sırada dokunulmazlığı kaldırılıp tutuklanırsa. Gerçekten zor Özgür Özel’in işi.

Gelelim başlığa, peki, Özgür Özel’in işi zor da Tayyip Erdoğan’ın işi kolay mı? Yani asıl Erdoğan’ın işi zor olduğu için Özgür Özel de böyle zorlanmıyor mu? Erdoğan önceki seçimlerde olduğu gibi rahat olsa, el âleme karşı Türkiye’nin ana muhalefet partisine böylesine operasyonlar yapma mecburiyetinde kalır mıydı? Tüm bu yaşadıklarımız aslında Erdoğan’ın siyasal geleceği için değil mi?

Anayasaya göre zamanında yapılacak bir seçimde aday olamıyor, o zaman ne yapacak Mehmet Uçum’un dediği gibi zamanından üç hafta önce yapacağı seçimi erken seçim sayıp yeniden aday olmaya mı çalışacak? Bu açıkça kanunu dolanmak değil mi? Bir hukuk düzeni buna izin verir mi? Verirse o ülkeye hukuk devleti, bırak hukuk devletini kanun devleti denir mi? Hepsinden geçtik bakalım o gün gelince parlamentoda Erdoğan’ın yeni dönem adaylığı için alınacak sözde erken seçim kararına evet diyecek 360 vekil bulunabilecek mi? Bugünden bakıp haydi haydi bulur demeyin bu işler hiç belli olmaz. Bu kadar dayandık 3 hafta daha dayanırız böylece Erdoğan da aday olmaz denilebilir pekâlâ. Çeyrek asırdır bildiğimiz tanıdığımız Erdoğan da kazanamayacağı seçime girmez.

İktidarı ve muhalefeti tüm siyaset erbabı tüm hesaplarını Erdoğan’ın bir şekilde yeniden aday olabileceği ihtimaline göre yapıyor. Evet, görünüşte öyle, ama ya Erdoğan aday olamazsa ya da olmazsa?

Sabah akşam CHP’yi konuşmaktan büyük zevk alan iktidar yandaşları, Beştepe’den ve iktidar kulislerinden iyi haber alan gazeteciler keşke biraz da Ak Parti içindeki Erdoğan sonrasına dair siyasi miras kavgalarından da bize biraz haber verse.

Hâsılı sadece Özgür Özel’in değil, Erdoğan’ın da işi zor. Ama asıl zor durumda olan bu halk. Bu ülkenin vatandaşları kendi durumunu unutup, Özgür Özel’i, Kılıçdaroğlu’nu ya da Erdoğan’ı konuşuyor. Siyasi partiler yasası değiştirilip her partideki tek adam yönetimine son verilmedikçe, en fazla iki dönem kuralı konulmadıkça, Ak parti döneminde 206 kez değiştirilen kamu ihale yasası son bir kez bir daha değiştirilmemek üzere değiştirilmedikçe, siyasetin finansmanı şeffaf hale getirilmedikçe, yine kendini değil birilerini konuşmaya devam edecek bu halk. Zor durumda olan Özgür Özel ya da Erdoğan değil biziz ey halkım, Allah yardımcımız olsun.