Özgür Özel'in Tavrı ve “Evet-Hayır” Denklemi

Çerçeve yasa konusunda parlamentoda milletvekili bulunan CHP, MHP, AKP ve DEM'in yasayı görmeden boş kağıda imza attıkları hepimizin malumu.

Keza yasanın mecliste oylanması sırasında; bu partiler “evet”, İyiParti “hayır” , YRP, “çekimser” Yeni Parti de 35 evet, 54 hayır oyu kullanarak, yasa TBMM’den 467 evet, 87 hayır, 7 çekimser oyla geçti.

Bu oylama neticesinde, Yeni Partili olsun olmasın, bir kısım insan Özgür Özel’i neden “evet” dediği için eleştirdi.

Oysa YP Genel Başkanı Özel, aslında doğrusunu yaptı.

Özgür Özel, tabanındaki sesleri ve milletvekillerinin vicdanını dikkate alarak Yeni Parti’de grup kararı almadı ve milletvekillerini oylamada serbest bıraktı.

Diğer yandan, baştan beri “önce silahlar sussun” ve tüm sorun TBMM’de çözülsün üzerine kurulu bulunan ilkesel Yeni Parti politikasına da uygun olarak tutarlı davrandı.

Böylece demokrasinin bir gereği olarak hem “hayır” diyenlerin hem de “evet” diyenlerin, yani tüm milletvekillerinin iradesinin Meclis’e yansımasını sağladı.

Bu oldukça demokrat bir tavırdır.

Ben, “kapsayıcılığı ve demokratik yanı kısıtlı olduğu için” hayır denmesinden yanaydım. Çünkü yasa içinde AİHM ve AYM kararlarına uyulması ve tutuksuz yargılanmanın esas alınması ilkesinin de eklenmesi gerektiğini düşünüyordum.

Çünkü yasa hem TBMM’yi hem de muhalefeti devre dışı bırakıp işi sadece “güvenlik bürokrasisinin eline” bırakıyordu.

Tabii benim tavrım, sıradan bir yurttaş tavrı. Özgür Özel gibi sorumluluk mevkiinde değilim ve aldığım kararlarla siyasetin akışını etkileyemem.

Ayrıca hem yeni idari sistemin getirdiği yüzde 50+1’in üzerinde oy alması ve ancak öyle iktidar olabilmesi gerektiren seçim sistemimiz hem de bugüne kadarki yaşanan seçimler göstermektedir ki, iktidar olmak ancak bir merkez parti olmakla, herkesin partisi olmakla mümkündür. Aksi hâlde merkez parti olmak isteyen bir partinin dar ideolojik partiler gibi davranması beklenemez.

1950’de DP, 1983’te ANAP, 2002’de AKP ve 2024’te CHP, merkezde herkesin partisi olarak oy alarak Türkiye’nin birinci partisi olabilmişti.

Diğer yandan aslında iktidar hem komisyonda hem de bu yasada Özgür Özel’i (o zamanki CHP ve Yeni Parti grubunu) dışarıda bırakmak istedi.

Özgür Özel, MV’leri serbest bırakarak 54 hayır ve yönetim olarak 35 evet vererek iktidarın bu politikasını da bozmuş oldu.

Doğru bir politik manevra yaptı.

Oylamadan sonra tepki ve hayal kırıklığı belirtenlere yönelik şu açıklamayı yaptı:

"Biz Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen bir politikadan gelmiyoruz. Bu çizgi siyasette her zaman başarılı olmuyor.

Emin olun, bizim ‘evet’lerimizden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı.

Hatırlayın, ‘evet’ derlerse milliyetçileri, ‘hayır’ derlerse Kürtleri kaybederler deniyordu. Uyguladığımız bu politikanın uzun vadede daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

Öfkeli olanların, Erdoğan karşısında teslim olmayacağımızı gördükçe bu vehmin doğru olmadığını göreceklerini düşünüyorum.

Bu kadar önemli bir meselede konjonktürel hareket etmek, öfkemize yenilmek doğru değildi.”

Başka bir partinin eski Genel Başkanı ve MKYK üyesi Alper Taş, Özel’in tavrını şöyle yorumlamış:

“Bir oyun tezgâhlıyor iktidar. Özgür Özel onu bozdu. Komisyona dâhil olarak bozdu. İkincisi, bugün kendisi evet oyu vererek bozdu. Çünkü iktidar istiyor ki Özgür Özel ekibi buna hayır desin. Hayır dediğinde ne yapacak? ‘Bak gördünüz işte, bu sürecin önüne taş koyuyorlar. İşte bunlar Kürt düşmanı, bunlar barış düşmanı, bunlar şu düşmanı, bu düşmanı.’ Buradan bir siyaset dili kuracak. Şimdi Özgür Özel bence akıllı bir taktik yaptı.”

...

Gelişmelere bugün daha aklıselim baktığımızda, yönetimin evet demesi, milletvekillerini serbest bırakması ve 54’e 35 bir sonucun çıkması doğru bir politika oldu.