Ramazan?

Bir şeyin bize gelmiş olması, bizim içinde bağlı bulunduğumuz şartlar nedeniyle o güne dâhil oluşumuz mu yoksa geleni bekleyip gelen ile güzelleşmemiz midir?

Ramazan geldi!

Evet geldi çünkü Ramazan aylardan bir aydır ve zaman sürekli ileriye doğru aktığından henüz yaşamı bitmeyenler için Ramazan adını verdiğimiz aya gelmiştir ve bu ilahî sistem içinde kaçınılmaz bir gerçekliktir. Ramazan, zaman olarak geldi de sen Ramazan’a erdin mi?

Ramazan Hicri takvime göre, dokuzuncu ayın adıdır. Ramazan ayının dinimiz olan İslam inancında büyük bir önemi vardır çünkü Kur'an’ı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmıştır ve yine bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesi bu ay içindedir. Ayrıca İslam inancının şartlarından birisi olan oruç ibadeti de bu ayda tutulur. Cenab-ı Resulullah efendimiz,

"Recep ayı, Allah’ın, Şaban ayı benim, Ramazan ayı ise ümmetimindir" buyurmuştur. Ümmet olmak, imanî bir değerin şekil ve kıyafet yönüyle taklitçisi olmak değil, o değerle güzelleşip yaşıyor olmaktır. Ümmet, Peygamberin ilmiyle ilim, irfaniyetiyle kemâlat, edebiyle edep, ahlakıyla ahlaklı olmak sonucu kul olmanın adıdır. Bu sebeple, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edip bu şehadetle birlikte huzuru Hak’ta yaşamanın adıdır ümmet! Kur’an Ramazan ayında indirilmiş, Oruç bu ayda tutulur, Kadir gecesi yine bu ayda gerçekleşir de biz ne anlamalıyız?

Kur’an, ne denildiği anlaşılmadan okundukça sevap kazanılan bir kitap değildir. Kur’an insanın yaşamanın rehberidir. Oruç, sadece midenin yemek ve içeceklerden uzak tutulması değildir. Oruç, tıpkı mide gibi, emanetçisi olduğumuz tüm vasıfların haramlardan uzak tutulmasıdır. Kadir gecesi, bizlerin Allah’tan başka ilah olmayışına şehadet edecek olan ve bizi diğer mahlûklardan ayırıp üstün kılan insanî değerlerimizi, ahlak, adalet ve tevhit üzerine kullanmaya erdiğimiz gecedir. Buna aslımıza dönüş denir. İşte ümmet olmak, mecburiyet değil gönül işidir ki Ramazan gönül oluşturmaktır. Peygamber kutsî hadisinde,

"Nefsine arif olan ancak Rabbine arif olur"buyurmaktadır. Ramazan, nefsimize arif olmaya engel olan şirkten arınma ayıdır. Bu ise anlayacağımız şekilde Kur’an okunması sonucu, anladığımızı yaparak, oruç denilen şeriat üzerine yaşamayla kendi kadrimize erme sonucu tevhit eri olabilmekle mümkündür. Ramazan’ı Ramazan yapan içinde taşıdığı değerlerdir ve bizler bu değerlerle güzelleşmeden Ramazan’ı idrak etmiş olamayız. Ramazan’ı idrak edip yaşayan bir insan, şehadete ermiş olandır. Onun gördüğü, işittiği, fikrettiği Allah’tan başka ilah olmayışıdır.

Yemek yiyor gibi yapınca karnımız doymuş olur mu? Bu soruya verilecek cevap, inanç için de geçerlidir. “Tabiki olmaz, olur mu hiç öyle şey” diye cevap verenler, inancın şeklî taklidinde kalıp inanç budur diye bağıranlardır. Ramazan, Allah’ın bize verdiği sorgulama, araştırma, keşfetme özelliklerimizi sadece eşyadan yana kullanmaktan alıp inançtan ve doğrudan yana kullanamaya başlamamızın ayıdır.