Bir süre önce, İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei, İran Devrimi’nin lideri Ayetullah Humeyni’nin kabrini ziyarete gittiğinde, Rehber’in, şehadete hazırlandığı ve son kez hocasını ziyaret ederek yakın zamanda kavuşacaklarını söylediğini düşünmüştüm. Bu düşünce bir hüzün halini giyinmeme neden olsa da Seyyid’in kararının stratejik gerekçelerini kabul ettim. Yine de bu düşüncenin verdiği ağırlıktan kurtulmak için üstüne yazmamayı tercih ettim. Fakat bütün vazifelerini, en yakınında bulunan Ali Laricani’ye devredip, İran’da herkesin yerini bildiği mütevazı konutunda olduğu söylendiğinde planın uygulamaya geçmiş olduğu da ortaya çıktı.
Şehadet, her toplumda önemlidir. İslam dünyasında “eş Şehit”, Allah’ın bir ism-i şerifi olması ve şehitlerin ölmediğinin müjdelenmesi, şehadetin önemini pekiştirir. Fakat Şii dünyada şehadetin karşılığı, hiçbir inanç ve toplumda olmadığı kadar büyüktür. Bunu çoğunluğu Sünni-Hanefi mezhebine göre dini temel eğitimini almış Türkiye gibi ülkelerde yaşayanların anlayabilmesi kolay değildir. Şiilikte şehadet, inancın öyle çekirdeğine yerleşmiştir ki, kolektif bilinç ve davranışın temelini oluşturmuştur.
Şiilik, Hz. Ali ve İmam Mehdi’ye kadar bütün masum imamların şehadetini ve onların matemini, kimliğinin kurucu öğesi haline getirmiştir. Şiilik bir vücut olarak düşünülürse, onun hayatiyetini sağlayan da o masumların kanıdır. Bilhassa “büyük kurban” olan Hz. Huseyn’in Kerbala’da, Hz. Muhammed Mustafa evlatları ve yaranlarıyla şehadeti, bu inanç ve kimliğin merkezidir. Düşünelim, tarihte binlerce peygamber, kral, komutan, kahraman, lider v.s. geçti. Bunların hiçbiri için, bırakalım yüzyılları, birkaç sene bile insanlar, sanki haber yeni ulaşmış gibi büyük bir acıyla matemdar olmazlar. Oysaki Şiiler, Aleviler ve Alevi meşrepli tarikatların müntesipleri, matem ayı olan Muharrem’de acılarını o kadar şiddetle dışa vururlar ki, o acının ateşi, onları birbirinden farklı kılan her şeyi tutuşturarak, tek bir beden haline getirir. Bu nedenle bin dört yüz yıldır, gözü yaşlı gönlü kırık milyarlarca insan, her yıl büyük bir acının şekil verdiği kolektif bir kimlikte buluşur. Şehit olmak, bu inanç mensupları için Kerbela katarına dâhil olmak anlamına gelir ki bu bir insanın ulaşacağı en yüksek mertebe ve ödüldür. Bu nedenle hiçbir inanç grubu, Şiiler kadar şehadete koşarak gitmez ve şehit olarak Alevi-Hüseyni olduğunu ispat-ı vücud etmiş kişiyi kutsamaz.
Seyyid Ayetullah Ali Hamanei, elbette mütevazı evinin hedef alınacağını bilmekteydi. O, şehadeti, bu savaşta binlerce füzeden daha büyük bir silaha dönüştürme kararı aldı. Dikkat edin, saldırganların beklentisi, rejim karşıtlarının fırsattan istifade nümayişlere başlayarak iktidarı ele geçirmesiydi. Oysaki Rehber’in şehadeti, milyonlarca İranlı’yı ve dünyadaki Şiiler tek vücut olarak sokağa döktü. Artık meydanlar, caddeler, rejim karşıtlarına kapandı, büyük bir duygu seline kapılmış milyonların karşısına hiç kimse çıkamaz. Böylelikle ömrünün son deminde Rehber, canını satarak, İran’ı saldırganların elinden çekti aldı. Bu fedailiğinin karşılığını, ceddi İmam Ali gibi Ramazan ayında şehit olmakla, İmam Huseyn gibi susuz dudakları kana boyanmakla fakat zillet karşısında boyun eğmemekle almış oldu. Ali Hamanei yaşarken de şüphesiz Şiiler için çok büyük bir insandı, Ayetullahtı, Rehberdi. Fakat şimdi o “aziz şehit”tir. İran halkını ancak bir aziz birleştirebilir ve onları kendi fedailiğiyle şehitlik için bir kat daha motive edebilirdi. Ali Hamanei katledildi, bundan sonra rejim çöker diyenler, Şiilik hakkında hiçbir şey bilmiyor. Şehit Hamanei’nin gücü şimdi 1000 füzeden daha çoktur.
Not: İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecat’ın da şehadet haberini aldım. Kendisini Bursa’da “Erbakan Vakfı”nın davetlisi olduğu bir programda dinlemiştim. İran ve İslam vurgusundan ziyade “insanlık” vurgusu yapmış ve anti-emperyalist cephede tüm insanlığın buluşmasını savunmuştu. Hugo Chavez’in tabutunu öperken ve yumruğunu kaldırırken görüntüsü meşhurdur. Muhafazakâr olmasına rağmen Chavez’in annesine sarılmıştı. Belediye otobüsüyle ders verdiği üniversiteye gider, iki göz odalı evde oturur ve giyilmeyecek hale gelene kadar aynı elbiseleri giyerdi. Ona da rahmet diliyorum. Tabi en büyük feryadımız, okulunda katledilen kız çocuklarınadır…