Genel

Toplumun yüzde 67'si bilmiyor!

Başkent Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, her yıl milyonlarca bebeği hastanelik eden Respiratuar Sinsityal Virüs’ün (RSV), Türkiye’de büyük ölçüde bilinmediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, toplumun %67’si virüsün adını dahi duymazken, çocuk sahibi olmak farkındalığı artırmaya yetmiyor.

Bebeklerde ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarının bir numaralı sorumlusu olan RSV virüsü, Türkiye’de "görünmez" bir halk sağlığı sorunu olarak kalmaya devam ediyor. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç. Dr. Rukiye Numanoğlu Tekin’in 2 bin 825 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma, toplumun bu ölümcül risk karşısındaki bilgi eksikliğini çarpıcı rakamlarla belgeledi.

TOPLUMUN ÜÇTE İKİSİ "RSV" NEDİR BİLMİYOR

Araştırma sonuçları, eğitimli genç yetişkin profiline rağmen virüs hakkındaki cehaletin boyutlarını gözler önüne serdi:

Katılımcıların %67,4’ü RSV’yi hayatında hiç duymadığını belirtti.

Virüsü bildiğini söyleyenlerin oranı ise sadece %11,8’de kaldı.

En sarsıcı bulgu ise çocuk sahibi olmanın farkındalığı artırmaması oldu. Ebeveynlerin %69’u virüsü hiç duymadığını ifade ederken, bu oran çocuksuz bireylerde (%65,6) daha düşük çıktı.

Erkeklerin %71,7’si virüsten tamamen habersizken, kadınlarda bu oran biraz daha düşük seyrediyor.

HAYATİ RİSK: ASTIM TEHLİKESİNİ 3 KAT ARTIRIYOR

RSV sadece geçici bir grip vakası değil, bebeklerin gelecekteki akciğer sağlığını tehdit eden kronik bir sorun. Uzmanlar virüsün yarattığı tahribata dair şu verileri paylaşıyor:

Bebeklerin neredeyse tamamı 2 yaşına kadar bu virüsle tanışıyor. Dünya genelinde her yıl 3,6 milyon bebek RSV nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Virüse maruz kalan bebeklerde ilerleyen yıllarda astım gelişme riski 3 kat artıyor.

Prof. Dr. Malhan’dan "Bilgilendirme Seferberliği" Çağrısı

Elde edilen bulguları değerlendiren Prof. Dr. Simten Malhan, durumun aciliyetine dikkat çekti. Malhan, "RSV toplum için hâlâ gizli bir tehlike. Bilgi eksikliği, korunma yöntemlerine karşı kararsızlığı da beraberinde getiriyor. Sağlık okuryazarlığını güçlendirecek, özellikle ebeveynleri hedef alan sistemli bir bilgilendirme seferberliği başlatılmadan bu riskin yönetilmesi mümkün değildir" uyarısında bulundu.