Obezite, günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması ve buna bağlı olarak vücut ağırlığının boy uzunluğuna göre istenen düzeyin üzerine çıkması obezite olarak tanımlanıyor.
Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, Türkiye'de obezite oranlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirtti.
Obeziteyi "çağın vebası" olarak nitelendiren Atakan, hastalığın 1975 yılından bu yana Türkiye'de yüzde 300 oranında arttığını söyledi. Obeziteye bağlı metabolik sendrom olarak adlandırılan rahatsızlıkların da görülebildiğini belirten Atakan, yanlış beslenme ve yetersiz fiziksel aktivitenin önemli nedenler arasında bulunduğunu ifade etti.
Atakan, obezitenin belirlenmesinde beden kitle endeksinin kullanıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Obeziteye çağımızın vebası diyebiliriz. 1975 yılından bugüne yüzde 300 oranında ülkemizde artmış durumda. Dünya çapında ölüm nedenleri arasında ilk konumda. Obeziteye bağlı metobolik sendrom dediğimiz rahatsızlıklar da oluyor. Aşırı yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Obeziteyi belirlemek için beden kitlesi endeksi kullanıyoruz. Bu endeks 30'un üzerinde ise biz ona kilolu diyoruz. Ona göre bir sınıflandırma yapıyoruz"
"TÜRKİYE’DE OBEZİTE SIKLIĞI 15 YAŞ ÜZERİ YÜZDE 31,5 OLDU"
Atakan, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması raporuna göre 15 yaş üzerindeki kişilerde obezite sıklığının yüzde 31,5 olduğunu belirtti.
Kadınlarda oranın yüzde 40'larda, erkeklerde ise yüzde 25'lerde olduğunu ifade eden Atakan, 15 yaş üzerindeki fazla kilolu kişilerle ilgili oranlara da dikkat çekti.
Atakan, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye beslenme sağlık araştırması raporuna göre; Türkiye’de obezite sıklığı 15 yaş üzeri yüzde 31,5 oldu. Bu çok ciddi bir rakam. Kadınlarda ise bu rakam yüzde 40’larda, erkeklerde yüzde 25’lerde. 15 yaş üzere fazla kilolu olanlarda yüzde 30'a yakın kadınlarda, erkeklerde ise yüzde 40 olarak tespit edilmiş."
"ANNE SÜTÜ ALAN KİŞİLERDE OBEZİTE ORANI DAHA DÜŞÜK"
Obeziteyle mücadelede yaşamın ilk yıllarındaki beslenmenin önemine değinen Atakan, anne sütü alan kişilerde obezite oranının daha düşük olduğunun görüldüğünü belirtti.
Atakan, obeziteyle bağlantılı olarak insülin direnci, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi, bazı kanser türleri, uyku apnesi, astım ve ruhsal sorunların görülebildiğini ifade etti.
Atakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anne sütü alan kişilerde obezitenin daha az olduğu görülüyor. Anne sütünün önemi çok. Biz bunları vatandaşlarımıza anlatıyoruz. İnsülin direnci, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi, bazı kanser türleri, kadınlarda safra kesesi, yumurtalık ve meme kanseri, erkeklerde kolon ve prostat kanseri, uyku apnesi, astım hastalığı ve ruhsal sorunlar gibi olayları sıklıkla görüyoruz. Bize diyetisyene gidip, ellerinde tahlil listesiyle gelenler ciddi şekilde arttı"
OBEZ KİŞİLERE AİLE HEKİMİNE BAŞVURMA ÇAĞRISI
Atakan, obez kişilerin sağlık durumlarının değerlendirilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması için öncelikle aile hekimlerine başvurmaları gerektiğini belirtti.
Aile hekimlerinin değerlendirmesinin ardından gerekli görülmesi halinde kişilerin uzmanlara yönlendirilebileceğini ifade eden Atakan, obeziteyle mücadelede beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine ilişkin açıklamalarını sürdürdü.